Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, yıllık değerlendirme toplantısında İran'daki gelişmelere ilişkin kritik değerlendirmelerde bulundu. Fidan, Türkiye'nin ABD'nin İran'a yapacağı potansiyel bir askeri müdahaleye karşı olduğunu; olası bir müdahalenin Türkiye'ye de olumsuz etkileri olacağını söyledi.
Fidan, İstanbul Taksim'de bulunan bir otelde ulusal ve uluslararası yayınların diplomasi yazar, muhabir ve editörleriyle bir araya gelerek sorularını cevapladı.
İran'da devam eden protestolar ve ABD Başkanı Donald Trump'ın müdahale tehditlerine değinen Fidan, Türkiye'nin İran'a yapılacak bir askeri müdahaleye karşı olduğunu söyledi. "İran'da olacak her şey bizi etkiler" diyen Fidan, "Biz sorunların diyalogla çözülmesini istiyoruz. Umarım İran ve ABD konuyu aralarında çözerler" ifadelerini kullandı.
Bakan, bir müdahalenin yaratacağı geniş çaplı istikrarsızlığın bölgenin kaldırma kapasitesinin çok üzerinde olacağına işaret ederek, Türkiye'nin diplomatik girişimlerini sürdüreceğini ifade etti.
Fidan, ABD'nin Türkiye'ye F-35 savaş uçağı satışı konusundaki en büyük engelin, Türkiye'nin S-400 hava savunma sistemlerini satın alması nedeniyle 2021 yılında uygulamaya konulan CAATSA yaptırımları olduğunu vurguladı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile ABD Başkanı Donald Trump'ın bu sorunun aşılması ve F-35 satışının yeniden gündeme gelmesi konusunda irade ortaya koyduğunu belirten Fidan, teknik problemlerin giderilmesine yönelik çalışmaların sürdüğünü ifade ederek, "İnşallah bu sene CAATSA'nın kalktığına şahit oluruz" dedi.
ABD yasaları, CAATSA yaptırımlarının kaldırılması için Türkiye'nin S-400 sistemlerini elden çıkarmasını şart koşarken, iki ülke temsilcileri Trump'ın yeniden göreve gelmesinden bu yana bu çıkmazın aşılması için çeşitli formüller üzerinde görüşmeler yürütüyor. Bu kapsamda Türkiye'nin S-400'leri kullanmayacağına dair taahhüt vermesi ve ABD yönetiminin Kongre'yi ilgili yasal düzenlemede değişikliğe ikna etmesi gibi seçenekler gündeme geldi. Ancak tarafların henüz üzerinde uzlaştığı kesin bir çözüm bulunmadığı belirtiliyor.
Fidan, Rusya ve Ukrayna arasında olası bir barış durumunda Karadeniz'in denetiminin Türkiye'de olacağını söyledi. Trump'ın ABD'de iktidara gelmesiyle ülkenin savaşta daha nötr bir role geçmesinin ve Avrupa savunmasında oynadığı rolü tekrar tadil etmesinin gerçekliği değiştirdiğine işaret eden Fidan, "Yapılacak olan barış sadece Rusya ve Ukrayna arasında değil, Avrupa ve Rusya arasında olacak" diye konuştu. Fidan, olası bir barış anlaşmasında 3 askeri hususun gündeme geleceğini ifade etti:
"1- Barışın takibi ve doğrulanması ne olacak?
2- Ukrayna'nın caydırıcılık gücü nasıl devam edecek?
3- Bir ihlal olması durumunda ne tür önlemler hangi araçlarla alınacak?"
Fidan bunun devamında "Deniz olarak Ukrayna'nın sadece Karadeniz'e kıyısı var. Burası Türkiye'nin NATO müttefiki olarak yer aldığı bir yer. Biz burada sorumluluğu almak istiyorduk. Bu sorumluluk şu anda bize verilmiş durumda" diye konuştu.
Fidan, Suriye'de yaşanan son gelişmelere ilişkin değerlendirmelerde bulunarak, SDG ile Kandil arasındaki bağın yeni ortaya çıkmış gibi sunulmasını şaşkınlıkla karşıladıklarını söyledi. Türkiye'nin SDG ile yaşadığı temel sorunun başından beri bu ilişki olduğunu vurgulayan Fidan, Suriye Kürtlerinin kendi aralarında sorunları çözmeye yönelik girişimlerinin Suriye'nin iç meselesi olduğunu ancak dört ülkede faaliyet yürüten bir terör örgütünün Suriye'deki yapılanmasının SDG-YPG adıyla varlık göstermesinin bilinen bir gerçek olduğunu ifade etti. Fidan, SDG adına yapılacak herhangi bir temasın da Kandil'in onayı olmadan hayata geçmesinin mümkün olmadığının herkes tarafından bilindiğini dile getirdi.
10 Mart'ta varılan mutabakatın uygulanması gerektiğinin altını çizen Fidan, Türkiye'nin önceliğinin Suriye'de kalıcı istikrarın sağlanması olduğunu belirtti. Fırat'ın batısında bulunan unsurlara yönelik bir operasyonun gündemde olduğunu kaydeden Fidan, sürecin tercihen barışçıl yöntemlerle çözülmesini temenni ettiklerini söyledi.