Türkiye'de hanehalkı borçluluğu ve finansal dengeler üzerine hazırlanan son raporlar, toplumun geniş bir kesiminin ekonomik olarak borç baskısı altında olduğunu ve bu durumun yargı yüküne doğrudan yansıdığını ortaya koydu. Türkiye'de Finansal İyilik Hali Monitörü (FWBM) 2025 yılı son çeyrek verilerine göre, hanelerin yarısından fazlası borçluyken, vadesi geçmiş borçların oranı kritik seviyelere ulaştı.
Araştırma sonuçlarına göre, Türkiye'deki hanelerin %50'den fazlası bir şekilde borçlanmış durumda. Borçlu olan haneler arasında yapılan detaylı inceleme ise vadesi geçmiş borcu bulunanların oranının %45 ile %49 bandında seyrettiğini gösteriyor. Bu tablo, borcun sadece yaygın olmadığını, aynı zamanda geri ödeme süreçlerinde ciddi bir tıkanma yaşandığını kanıtlıyor.
Ekonomi Gazetesi'nde yer alan verilere göre, bireyler sadece bankalara değil, "enformel alan" olarak tanımlanan çevrelerine de borçlanıyor. Kredi kartı ve bireysel kredilerin ardından, aile, arkadaş ve esnafa olan borçların yüksekliği dikkat çekiyor. Dağılım şu şekilde gerçekleşiyor:
Kredi Kartı Borcu: %34,5
Bireysel Krediler: %23,3
Arkadaş ve Aileye Borç: %12,4
Esnaf ve Bakkala Borç: %7,1
Ekonomim'den Şeyda Uyanık'ın haberine göre; resmi kayıtlara tam olarak yansımayan bu çevre borçları, nakit dengesi bozulan vatandaşların öncelikle yakın çevrelerinden finansal destek aradığını gösteriyor.
Adalet Bakanlığı Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğü verilerinden derlenen istatistikler, borçluluk krizinin mahkeme salonlarına yansımasını tüm çarpıcılığıyla ortaya koyuyor. 2009 yılından bu yana erişilen veriler karşılaştırıldığında, hukuk mahkemelerindeki alacak davalarında devasa bir artış gözlemleniyor:
Dava Sayısındaki Artış: 2009 yılında 140 bin 252 olan alacak davası sayısı, 2024 yılı itibarıyla 653 bin 789'a yükseldi. Bu durum, son 15 yılda dava sayısının %366 oranında arttığını gösteriyor.
Davacı Sayısında Rekor: Davacı sayıları 15 yılda 152 bin 563 kişiden 958 bin 414 kişiye çıkarak %528 oranında bir artış kaydetti. Davacı sayısı 2022 yılında ise ilk kez 1 milyon sınırını aşmıştı.
Davalı Sayısı: Davalı tarafındaki kişi sayısı ise aynı dönemde 202 bin 627'den 666 bin 2'ye çıkarak %229 oranında yükseldi.
Verilerde 2014 yılından sonra gerçek kişi (bireysel) ve tüzel kişi (şirket) ayrımı bulunmadığından, bu davaların ne kadarının doğrudan hanehalkı borçlarından, ne kadarının ise ticari alacaklardan kaynaklandığı net olarak ayrıştırılamıyor. Ancak toplam rakamlardaki artış hızı, borç-alacak dengesinin toplumsal bir uyuşmazlık alanına dönüştüğünü net bir şekilde ortaya koyuyor.