Diyanet geleneğini bozmadı, dünkü hutbede Başkomutan Atatürk'ün adı bile anılmadı. Eski bakan ve ATA Parti Genel Başkanı Namık Kemal Zeybek, Diyanet'in cuma hutbesinde, 30 Ağustos Zafer Bayramı kutlanırken, Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu Atatürk'ün adını anmamasına sert sözlerle yüklendi. Zeybek, "Elinde kılıçla Ayasofya'da hutbeye çıkan bu başkan, iktidarın yeteneğe, yeterliliğe değil, yandaşlığa önem verdiğinin belirgin bir örneğidir" tepkisinde bulundu.
DİYANET GELENEĞİ BOZMADI: ATATÜRK'ÜN İSMİNİ YİNE ANMADI
Milli bayramlarda ve 10 Kasım'a denk gelen cuma hutbelerinde Mustafa Kemel Atatürk'ün ismini anmayan Diyanet İşleri Başkanlığı, geleneğini bozmadı. Diyanet'in cuma hutbesinde, 30 Ağustos Zafer Bayramı kutlanırken, Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu Başkomutan Atatürk'ün ismine yer verilmedi.
Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından yayımlanan cuma hutbesinde 30 Ağustos Zafer Bayramına ilişkin, "Yüce Rabbim; Peygamber aşkıyla yanıp tutuşan, vatan ve mukaddesat uğruna canını feda eden aziz şehitlerimize ve ahirete irtihal eden kahraman gazilerimize rahmet eylesin" sözlerine yer verildi.
NİHAT KEMAL ZEYBEK, DİYANET'İ YERDEN YERE VURDU
Eski İçişleri Bakanı ve ATA Parti Genel Başkanı Namık Kemal Zeybek, X hesabı üzerinden Diyanet'in Atatürk'ü anmadığı hutbeyi yerden yere vurdu. Zeybek, Diyanet'e şu tepkilerle çıkıştı:
"Diyanet İşleri Bakanlığı cuma hutbesinde, 30 Ağustos 'tan söz edilmiş. Atatürk'ün adı anılmamış. Elinde kılıçla Ayasofya'da hutbeye çıkan bu başkan, iktidarın yeteneğe, yeterliliğe değil, yandaşlığa önem verdiğinin belirgin bir örneğidir:
1. Arapça bilmez.
2.İslam değil, hristiyanlık uzmanıdır
3. Türk tarihini bilmez ya da umursamaz.
Bilse 30 Ağustos kutlu utkusunun Atatürk'ün olduğunu bilirdi. Bu utkuyu sağlayan savaşın gerçek adının, BAŞKOMUTAN Meydan Savaşı olduğunu bu DİB Başkan nerden bilecek ki? Bu kişi, "Yunanlılar yenseydi de medresemiz,halifeliğimiz yaşasaydı" diyen Püsküllü Fesli Mısıroğlu'nun evine giden başkan değil mi? Bunlar, Dürrizade'nin Mustafa Sabri'nin, İskilipli Atıf'ın izinden gidenler değil mi ? Bu kafa ile Kurtuluş Savaşı günlerinde yaşasalardı kimin yanında olurlardı ? Mustafa Kemal'in mi ? Hacı Anesti'nin mi ? Sizce ?"