Tarih: 28.01.2026 18:21

'İktidar, komisyon dışında tek bir pratik adım atmadı'

Facebook Twitter Linked-in

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, gündemdeki çözüm tartışmaları ve sınır ötesindeki askeri gelişmelere ilişkin çarpıcı değerlendirmelerde bulundu. Yeni Yaşam Gazetesi'ne konuşan Bakırhan, iktidarın söylem düzeyinde kalan yaklaşımlarının sahada karşılık bulmadığını ve toplumsal beklentilerin karşılanmadığını ifade etti.

"KOMİSYON DIŞINDA SOMUT ADIM YOK"

Bakırhan, gelinen aşamada diyalog kanallarının açılmasına yönelik kurulan komisyonların ötesine geçilemediğini savundu. İktidarın çözüm iradesini sorgulayan Bakırhan, şu eleştirileri getirdi:

"Yürütülen süreçte derin bir kırılma ve güven krizi yaşanıyor. İktidar, kurulan komisyonların dışında toplumsal talepleri gören, somut ve pratik tek bir adım atmış değil. Toplumun barış arayışını karşılıksız bırakan bir durgunluk hakim."

"HALEP SALDIRISI SÜRECİ SABOTE ETTİ"

Suriye'nin kuzeyindeki askeri ve siyasi gelişmelere geniş yer ayıran Bakırhan, Ankara'nın dış politikasının içerdeki çözüm imkanlarına zarar verdiğini iddia etti. Halep ve çevresindeki hareketliliğin bir "sabotaj" niteliği taşıdığını belirten Bakırhan, şu analizi paylaştı:

İktidarın tüm enerjisini Kuzey ve Doğu Suriye'ye yönelik askeri stratejilere ayırdığını savundu.

"Suriye politikası, hem bölgesel barışa hem de Türkiye'deki çözüm arayışlarına halel getiriyor," diyen Bakırhan, bu durumun toplumdaki güvensizliği daha da derinleştirdiğini vurguladı.

"Gelinen aşamada 'Barış ve Demokratik Toplum' sürecinde bir kırılmadan söz edebilir miyiz?" sorusuna Bakırhan, şu yanıtı verdi:

"Süreç devam ediyor ama süreçte bir kırılma ve güven krizi var ve bu kırılmanın sorumlusu bizatihi iktidarın tercihleridir. Süreç başladığından bu yana komisyon dışında iktidar tek bir pratik adım atmadı. Toplumun taleplerini gören, destekleyen bir girişimde bulunmadı. Bunun yerine tüm enerjisini Kuzey ve Doğu Suriye'ye ayırdı. Suriye'ye harcadığı çabanın binde birini buraya ayırmış olsaydı, bugün bu tablo ile karşılaşmayacaktık. Biz defalarca hem kamuoyu önünde hem de iktidar ve devlet yetkilileriyle yaptığımız görüşmelerde şunu dedik: 'Suriye dosyasını buradaki sürecin önüne koymayın. Türkiye'de atacağınız her olumlu adım, zaten Suriye'de de çarpan etkisi yaratır.' Halep saldırısıyla sürece sabotaj yapıldı ve toplumda güvensizlik derinleşti. Şunu açıkça görüyoruz: İktidar, Suriye politikasıyla hem bölgesel barışa hem de Türkiye'deki çözüm sürecine halel getirecek pratiklerde bulundu ama biz parti olarak barış ve çözüm imkanına sonuna kadar sahip çıkacağız."

"MEVCUT İKTİDAR KONJONKTÜREL OLARAK BELLİ GÜÇ DENGELERİNE YASLANIYOR VE İKTİDAR KİBRİ YAŞIYOR OLABİLİR"

Suriye'nin kuzeyinde olanların Kürtlerde nasıl bir kırılma yarattığı sorusuna Bakırhan, "Kürt halkı tarihte ilk defa parti, inanç, dünya görüşü gibi farklarını bir kenara bırakarak hem Suriye, İran, Irak, Türkiye'de hem de dünyanın dört bir yanında bir araya gelerek Rojava için demokratik protesto hakkını en güçlü şekilde kullandı. Uzunca bir süredir çalışması yapılan ulusal birlik için gerekli olan ortak mücadele ruhu meydanda, sokakta, sosyal medyada sağlandı. Dolayısıyla artık siyasal açıdan ulusal birliği sağlamanın psikolojik ve sosyolojik zemini hazır hale geldi. Bu madalyonun bir yüzü" dedi.

Bakırhan, madalyonun diğer yüzünde ise son dönemde yapılan saldırıların geleceği en çok etkileyecek boyutu oluşturduğuna dikkati çekerek, şöyle konuştu:

"Tarih boyunca değişen sosyolojiyi ve politik psikolojiyi okuyamayan devletler, tarihin ve toplumun gerisine düşer. Belki mevcut iktidar şu anda konjonktürel olarak belli güç dengelerine yaslanıyor ve iktidar kibri yaşıyor olabilir ama geleceği görmek gerekir. Hem sahadaki gözlemlerimiz ve görüştüğümüz çok farklı çevrelerden insanlar hem sosyoloji ve politik ekonomi açısından bakıldığında Kürtler, Halep'e ve Rojava'ya saldırılardan sonra muazzam bir duygusal kırılma yaşadı. Hükümet temsilcilerinin açıklamaları, medya düzeni ve sosyal medyadaki ırkçı hezeyanlara karşı ne hukuki ne de siyasi bir karşı çıkış olmaması Kürtler açısından kırılmanın en önemli nedenleri oldu."

"TUTANAK DEDİĞİNİZ ŞEY YORUMLA, SEÇMEYLE, MONTAJLA PAYLAŞILMAZ, AKSİ HAKİKATİ BOĞMAKTIR"

"Abdullah Öcalan ile Meclis komisyonu arasında yapılan görüşme tutanağının özellikle bu süreçte çarpıtılarak yayınlanmasını neye bağlıyorsunuz?" sorusunu Bakırhan şöyle yanıtladı:

"Bu tutanaklar, çözüm zemininin bugüne kıyasla daha olumlu olduğu, Kuzey ve Doğu Suriye'ye yönelik askeri operasyonların henüz gündeme gelmediği bir döneme aittir. Meclis Komisyonunun Sayın Öcalan'la yaptığı tarihi görüşmenin tutanaklarının komisyon üyeleri ve Türkiye halklarına sunulmasını talep etmiştik. Komisyonda AKP dışındaki partiler de bu yönlü talepte bulunmuştular. O dönem görüşme tutanakları yayınlanmadı. Çok kısa ve manipüle edilmiş bir özet komisyonda okundu. Halep'teki katliam girişimi ve Rojava'ya dönük saldırıların olduğu bu dönemde tutanakların komisyon üyelerine sorulmadan ve bilgi verilmeden kamuoyuyla paylaşılması elbette bir siyasi hesabın sonucudur ama baştan söyleyelim, bu ucuz bir siyasi hesaptır.

Sayın Öcalan yalnızca bir 'muhatap' değil; bu meselenin tarihsel ağırlığını taşıyan, barışın ve demokratik çözümün baş müzakereci adresidir. Barış ve demokrasi çizgisi konjonktürel değil; ilkesel, tarihsel ve siyasidir. Tam da bu yüzden, bugün yaratılan negatif zeminde bu tutanakları araçsallaştırmak, çarpıtmak, bağlamından koparmak iyi niyet değil, art niyet göstergesidir. Üstelik kullanılan yöntem de başlı başına sorunludur. Tutanak dediğiniz şey yorumla, seçmeyle, montajla paylaşılmaz. Tutanak olduğu gibi aktarılır. Aksi, hakikati boğmaktır. İnsanların Sayın Öcalan'a dair negatif kanaat oluşturmasını sağlamak için yayınlandığını ama bunun nafile bir çaba olduğunu düşünüyoruz. Elli yıl ısrarla sürdürülen ama tek bir sonuç üretmeyen 'Anadolu'dan Görünüm ve Tek Türkiye' senaryosunun farklı araçlarla sürdürülmesidir. Barış ve Demokratik Toplum Süreci'ni hızlandırmamız gereken bir dönemdeyiz. Sürecin önüne yeni stres testleri koymak kimseye kazandırmaz. Bu kapsamda bu süreçleri yönetenleri ucuz siyasi hesaplara tevessül etmemeye çağırıyoruz."

"YARGININ SİYASALLAŞMASINA SON VERİLMELİ; SİYASİ TUTSAKLAR, SEÇİLMİŞLER VE MUHALEFET ÜZERİNDEKİ BASKI KALKMALIDIR"

Bakırhan, sürecin yeni bir ivme kazanması için yapılması gereken şeyin niyet beyanlarından vazgeçip somut adımlar atmak olduğunu söyleyerek, "Kürt meselesini siyasi ve hukuki zemine çekecek adımlar atılmalı. Kürt olgusu tüm boyutlarıyla Cumhuriyetin yasallığına dahil edilmeli. Sayın Öcalan ile daha sık, her kesim ile görüşebileceği, sesini topluma duyuracağı sağlıklı diyalog zemininin açılması gerekir. Bu da çatışmasızlığın kurumsal güvencelere kavuşturulmasında itici güç olacaktır" dedi.

Bu ay sonunda bitmesi planlanan ortak raporun güçlü ve tüm toplumsal beklentileri karşılayacak içerikte olmasının hayati olduğunu vurgulayan Bakırhan, "Yüzlerce görüşme oldu, tespitler ve olması gerekenler çok net ortaya kondu. Bunlara cevap olmak, siyaset kurumunun ama en çok da yürütme erkinin politik ve ahlaki görevidir. Toplumun istediği, bilimin, sosyolojinin istediği açıktır. Yine buna paralel olarak yargının siyasallaşmasına son verilmeli; siyasi tutsaklar, seçilmişler ve muhalefet üzerindeki baskı kalkmalıdır. Heyetimizin daha sık ve düzenli görüşmesi gerektiğini ifade ediyoruz. Bu zorunlu bir ihtiyaçtır. Önümüzdeki günlerde yeni bir görüşme bekliyoruz" diye konuştu.




Orjinal Habere Git
— HABER SONU —
G-DT9JLG88B3