DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, geçtiğimiz hafta Suriye'de Şam yönetimi ile Suriye Demokratik Güçleri (SDG) arasında yaşanan gerilime ve Türkiye'de ilerletilen barış sürecine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Halep'te yaşananların Suriye yönetimi ve Suriye'deki Kürtlerin meselesi olduğunu belirten Bakırhan, terör örgütü PKK lideri Abdullah Öcalan'ın 27 Şubat çağrısının SDG'yi kapsamadığını söyledi.
Sözcü TV'nin 'Liderler Özel' programına katılan Bakırhan, bölgedeki gelişmelere ilişkin yaptığı değerlendirmelerde SDG'nin Suriye menşeli bir örgüt olduğunu vurguladı.
Halep, Suriye'nin bir kentidir. Farklı inançların, kimliklerin yüzyıllardır birlikte yaşadığı, çok stratejik, çok önemli bir kenttir. Ancak SDG, Suriyeli bir örgüttür. Suriye menşelidir.
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'ın yaptığı açıklamaları da eleştiren Bakırhan, Şara Hükümeti şu anda Suriye'de yönetimdedir. Şara konuşsa anlarsınız. Mazlum Abdi konuşursa dersiniz ki SDG'nin yöneticisidir, doğal. Ama yani Sayın Fidan'ın her seferinde Suriye'nin bir bakanı gibi konuşması gerçekten anlaşılır değildir" ifadelerini kullandı.
Bakırhan ayrıca, Suriye'de çözümün sanıldığı kadar zor olmadığını vurgulayarak, şu ifadeleri kullandı:
Suriye'deki bu mesele artık çözülsün. Çözüm çok kolay. Sayın Fidan'ın anlattığı gibi zor değil. Kimsenin yerinden edilmesine, göç etmesine gerek yok. Fidan, tehdit dilinden vazgeçmeli.
Türkiye'de yürütülen barış süreci kapsamında Öcalan'ın 27 Şubat'ta gerçekleştirdiği PKK'nın kendisini feshetmesi ve silahlarını bırakmasına yönelik çağrısının iddiaların aksine SDG'yi kapsamadığını söyleyen Bakırhan, çağrının tüm Kürtleri kapsayacağını düşünmek 'akılsızlık' olurdu dedi.
SDG'ye dair Öcalan tarafından herhangi bir şeyin söylenmediği ortada. Bu çağrının dünyadaki bütün Kürtleri ilgilendirdiği söylenebilir mi? Akılsızlıktır. Suriye başka bir egemen; başka bir ülke. Irak başka. Benim demek istediğim şudur: yapılan 27 Şubat çağrısında bizim yaptığımız görüşmede, bu süreç bütün coğrafyadaki Kürtleri ilgilendiriyor diye bir şey çıkmadı.
Bakırhan, SDG'nin Kandil'den talimat aldığı iddialarına ilişkin, "Eğer öyleyse kamuoyuyla da bunu paylaşsınlar, delillerini ortaya koysunlar da biz de görelim. Bu Kandil nasıl bir şeymiş böyle?" ifadeleriyle tepki gösterdi.
Öcalan adada değil mi? Niye devlet bizi bu kadar zorluyor? Bir devlet yetkilisi gider. Biz 27 Şubat çağrısını getirdik değil mi? Der ki; "Bu çağrı Suriye içindir." Madem Öcalan söylemiş, biz de inkar ediyorsak. Madem devlet Öcalan'ın söylediğini biliyorsa niye aylardır biz bunu tartışıyoruz?
Şam yönetiminin SDG'nin silahlarını elinde tutmasını istediğini öne süren Bakırhan, bu meselenin Suriye'ye ait bir mesele olduğunu ve oradaki öznelerin çözmesi gerektiğini söyledi.
Türkiye'ye ne SDG'den? Suriye'nin bir meselesi bu; buna Suriye Devleti karar vermeli. Türkiye neyin derdine düşmüş de silah bıraksın diyor? Şam'ın Şara'nın sorunu olmayan bir mesele niye bizim sorunumuz oluyor? SDG'den buraya bir tehdit yok. Kendini Selefi güçlere karşı korumaya çalışıyor.