Diplomasinin olmazsa olmaz unsurları arasında yer alan protokol kuralları ilk olarak Eski Yunan’da ortaya çıkmıştır. Kurallar Romalılar tarafından etkin bir şekilde uygulanmaya başlanmıştır. Elçilere itibar gösterilmiş, bayramlarda ve törenlerde bazı öncelikler verilmiştir. Hatta Roma İmparatorluğunda protokol kuralları bir sanat inceliğinde değer bulmuştur. Bu sebepledir ki tarihte ilk diplomasi okulu Venedik’te açılmıştır. Diplomatik protokol kuralları dünyanın farklı bir coğrafi bölgesinde ortaya çıkmasına rağmen, Osmanlı Devleti en önemli katkıyı sağlayan devletlerin başında gelmektedir.
İstanbul'u fethederek Orta Çağ’ı kapatan Yeni Çağ'ı başlatan Padişah Fatih Sultan Mehmet zamanında Osmanlı Devleti’ndeki protokol kuralları resmiyete bürünmüştür. Cihan İmparatoru olarak anılan Kanuni Sultan Süleyman döneminde ise ciddi reformlar yapılmış, hazırlanan kanunlarla bürokrasinin şekillenmesi sağlanmıştır. Devleti dönüştüren politikaların bir yansıması olarak diplomatik protokol kuralları da elden geçirilerek ayrıntılı hale getirilmiştir.
Kanuni zamanında protokole verilen önem devlet yönetim okulunda da kendini hissettirmiş ve ders olarak okutulmaya başlanmıştır. Buna ek olarak, Osmanlı’daki gelişmeleri yakından takip eden İngiliz ve Fransızlar kendi sefirlerinin diplomatik eğitimler alması için İstanbul’a gönderdikleri bilinmektedir.
Osmanlı Devleti zamanında sağlam temeller üzerine inşa edilen protokol düzenine Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulumuyla ihtimam gösterilmiştir. Yeni Türk devletinde 1926 yılında Ulu Önder Atatürk’ün imzasıyla protokol kuralları yürürlüğe girmiştir. O tarihten günümüze kurallar bütününde çağa uygun gelişmeler yaşanmıştır.
Dünyada uygulanan protokol kuralları uluslararası perspektiften hareketle aynı temel ilkeler üzerinden uygulama alanı bulmaktadır. Sosyal davranış kuralları olarak nezaket ve saygı ilkesi tüm protokol kurallarının içeriğinde yer almaktadır. Saygı, devletler arası diplomatik ilişkilerin her kademesinde değişmeyen bir unsurdur. Protokol kurallarının bir diğer yanı ise temsil edilen ulusal ve uluslararası görevler çerçevesinde onur ve itibarı koruyarak, diğer kurumlara ve temsilcilere hak edilen değeri sunmaktır.
Protokol kuralları bağlamında kurumların ve makamların temsili yapılmaktadır. Kişinin kendi bireysel temsili olmamaktadır. Protokol temsilinde sosyal hayatta yerleşmiş bazı kurallar ikinci planda kalabilmektedir. Örneğin sosyal yaşamda nezaket gereği yaşlılara ve kadınlara bazı öncelikler tanınmaktadır. Makamın temsili söz konusu olduğu zaman ise makamın temsilcisi her zaman ön planda bulunmak zorundadır.
1965 yılında konuyla alakalı olarak devlet kademesinde bir anı vuku bulur. Dönemin Başbakanı Süleyman Demirel ve ana muhalefet partisi Genel Başkanı, Eski Cumhurbaşkanı İsmet İnönü Anıtkabir’de bir törene katılırlar. O zamanlar Süleyman Demirel 41, İsmet İnönü 81 yaşındadır. Törene katılanların anlattıklarına göre genç Başbakan Demirel, Eski Cumhurbaşkanı İnönü’nün arkada yürümesini içine sindiremez ve yavaşlayarak onla yan yana yürüyecek bir ortam yaratır. İki tecrübeli devlet adamı sohbet etmeye başlar. Bir süre sonra İnönü Demirel’e Başbakan olduğu için protokol kuralları gereği önde yürümesi gerektiğini söyler. Ben arkanızdan yürüyeceğim, protokol insanı küçültmez diyerek sözlerini tamamlar.
Makamın temsili sırasında yöneticiler kurumlarını en iyi şekilde temsil etmek amacıyla giyimlerine, konuşma tarzlarına ve davranış biçimlerine de hassasiyet göstermeleri gerekmektedir. Belirlenmiş olan kıyafet yönetmeliklerine uygun ve makamın koşullarına yakışır kıyafetlerin yöneticiler tarafından tercih edilmesi beklenmektedir.
Uluslararası ilişkiler ve devlet yönetimi kapsamında kurum temsilcilerinin törenler ve toplantılarda öncelik sonralık sıralamaları da protokol düzeninde önem gösterilmesi gereken hususlardandır. Ülkelerde hangi kurumların önde geleceği devletlerin Anayasalarında ve kanunlarında belirlenmiştir. Kurumların protokol sıralamasındaki yeri her ülkede farklılık gösterebilmektedir.
Devletlerin birbirleri arasında sürdürdüğü ilişkiler bağlamında hukuki açıdan karşılıklılık (mütekabiliyet) prensibi uygulanmaktadır. Devletler bu prensipten dolayı birbirlerine işlem ve eylem eşitliği tanımaktadırlar. Örneğin yerel makamlar bir diplomatın istenmeyen adam (persona non grata) ilan edilerek ülkeyi terk etmesini isteyebilir. Karşılıklılık ilkesi sebebiyle karşı ülke de bir diplomatı istenmeyen adam ilan edebilir. Ukrayna savaşı sonrasında Rusya ve Batılı ülkeler arasında yaygın bir şekilde diplomatların istenmeyen adam ilan edilme hususuna tanık olmaktayız. Geçtiğimiz yıl Kremlin yönetimi 45 Polonyalı diplomatı istenmeyen adam ilan etmiş, mütekabiliyetten doğan haklar çerçevesinde Polonya da 45 Rus diplomatı sınır dışı etmişti.
Geçmişten gelen bilgi ve tecrübeyle Türkiye Cumhuriyeti protokol kurallarını en iyi uygulayan ülkeler arasındadır. Zaman zaman ev sahibi olduğu uluslararası toplantılar ve etkinlikler kapsamında birçok ülkenin temsilcisini başarıyla ağırlayan Türkiye, protokol kuralları konusunda diğer ülkelerin takdirini kazanmaktadır.
Protokol kurallarını bilmek ve uygulamak kurum temsilcilerine ulusal ve uluslararası alanda üstünlük sağlamaktadır. Bu bilinçten hareketle diplomaside ve devlet yönetimimizdeki faaliyetlere katkı sağlayan protokol eğitimlerinin sürdürülebilirliği ve uygulanır olması önem arz etmektedir. Eğitimlerde Türkiye bakış açısının yanı sıra Avrupa Birliği, Birleşmiş Milletler ve diğer devletlerdeki anlayışların da belli ölçülerde harmanlanarak verilmesi yararlı olacak türdendir. Eğitimler kapsamında uluslararası kuruluşlarda görev yapan Türk vatandaşlarımızın da tecrübelerinden faydalanabilirsek bu konudaki başarımızı daha üst noktalara taşıyabiliriz.