Daha bizimkiler masaya oturmadan, elin İngiliz’i HSBC, 26 Kasım tarihli raporunda bombayı patlattı bile...
Diyorlar ki; “Türkiye’de asgari ücrete yüzde 20 zam yapılırsa şaşırmayın.” Hatta üşenmemiş, kuruşu kuruşuna hesaplamışlar; 26.525 TL…
***
Bence “yüzde 30 yapacaklar o kadar da insafsız olamazlar” diyeceğim ama… Bu ülkede şaşırma duygusu bırakmadılar insanlarda…
Neye dayanarak söylüyor bunu HSBC? Zira Ankara’nın nabzını tutuyorlar. Ekonomi yönetiminin “enflasyonla mücadele” adı altında talebi nasıl boğmaya çalıştığını, vatandaşı harcayamaz hale getirerek fiyatları düşürme hayalini biliyorlar.
***
HSBC raporunda; 2026 sonunda enflasyonun yüzde 20’ye düşeceği, büyümenin yüzde 3.5 olacağı ve faizin yüzde 25.5’e ineceği varsayılmış. Yani adamlar diyor ki; “Sizinkiler vatandaşı ezecek, kemeri son deliğine kadar sıkacak… Bize de iyi para kazandıracak!”
Sadece HSBC mi? Hayır elbette… IMF’de benzer taleplerini iletti Mehmet Şimşek’e… “Asgari ücreti ve maaşları sakın geçmiş enflasyona göre artırmayın. Gelecek seneki tutmayacak olan hedefe göre artırın. Yılda tek zam yapın. Yetmezse sosyal yardım verin, sadaka dağıtın ama maaş zammı yapmayın.”
***
Şimdi gelelim “beyefendilerin keyfine” kalmış o zam oranlarının gerçek hayattaki karşılığına…
Senaryo 1’e göre, yani HSBC’nin ve ekonomi yönetiminin gönlünden geçen yüzde 20 zam ile: Asgari ücretli 2026 yılına, açlık sınırının yüzde 10 altında başlıyor. Yıl bittiğinde ise açlık sınırının tam yüzde 19.5 altında kalıyor. Yani yıl boyu aç, yıl sonu sefil… O da enflasyon hedefleri tutarsa!
Senaryo 2’de yüzde 25 zam ile: Değişen bir şey yok. Yıla açlık sınırının yüzde 6.5 gerisinde başlayıp, yılı yüzde 16 “içeride” kapatıyorsunuz. O da enflasyon hedefleri tutarsa!
Senaryo 3’de ki bu durum beyefendilerin en bonkör hali yüzde 30 zam ile: Diyelim ki “Hadi seçim meçim olur, gönlümüzden koptu” dediler… Kurtarıyor mu? 2026’ya girerken bile açlık sınırının yüzde 2.8 altındasınız. Yıl biterken fark yüzde 13’e çıkıyor. O da enflasyon hedefleri tutarsa!
***
Oturulup maliyet hesabı yapılmıyor. Çalışanın geçimi hesaplanmıyor. Açlık sınırı dikkate alınmıyor. Geriye tek bir ölçü kalıyor; “Bu yıl kaç verirsek sorun çıkmaz?” Fazlası bütçeyi zorlar, daha azı sosyal tepkiyi yükseltir. Yani mesele vatandaşın geçimi değil, dengenin nerede sağlanacağı.
Devletin harcamalarından 5 kuruş kısıldı mı? Saray masraflarından, lüks araçlardan, “itibardan” tasarruf edildi mi? Hayır! Faturanın yine sade vatandaşa, bordroluya, emekliye kesiliyor.
***
Yahu adamlar Ankara Etimesgut Askerî Havaalanı’nı alıyorlar, kendilerine bir güzel VIP havalimanına dönüştürüyorlar.
Bu iş için de 10 milyar lirayı gözden çıkardılar. HSBC’nin hesabıyla 377 bin kişinin maaşını oraya ödüyorlar!
***
Ekonomi dediğin şey hayat kalitesidir. Ekonomi iyiyse daha iyi yaşarsın, kötü ise günü kurtarmaya çalışırsın. Biz günü de kurtaramıyoruz artık sadece arka tarafımızı kolluyoruz.
Ekonomi sadece sayılardan ibaret sanılır ama adaletin dibe vurduğu yerde yangın iyice yayılır. Siz de boşuna enflasyonla, cari açıkla şunla bunla uğraşmayın... Hukukun verdiği kararlara bakın ve ülkenin nereye gittiğini anlayın!
https://www.nefes.com.tr/yazarlar/murat-muratoglu/maas-degil-sadaka-zammi-83362