Ufuk Akçiğit çok saygın bilim insanı… Özellikle bilim politikaları, bilim-ekonomi ilişkileri ve üniversite performansları üzerine araştırmalar yapıyor. Halen Chicago Üniversitesi’nde profesör olan Akçiğit’e bu seneki Rahmi Koç Bilim Madalyası verildi.
Kesinlikle hakkettiği bir ödül. Uluslararası ödüller kazandığını da eminim önümüzdeki yıllarda göreceğiz.
Koç Üniversitesi mezunu olan Akçiğit Harvard ve MIT dahil birçok birinci sınıf üniversiteden davet almış üretken bir bilim insanıdır. Ben Türkiye’de bilim ve üniversitenin durumu üzerine yaptığı araştırmalardan ikisini size anlatacağım.
BEYİN GÖÇÜ
Prof. Ufuk Akçiğit ve akademisyen arkadaşlarının hazırladığı, “Türkiye Akademik Diaspora Raporu: Beyin Göçünden Beyin Gücüne” adlı rapor Türkiye Bilişim Vakfı tarafından yayınlandı.
Rapor, Güney Kore, Polonya, Litvanya Şili gibi ülkeleri sayarak, ‘dikkat çeken unsur, “bu ülkelerin hepsinin 1960’ta Türkiye’den daha düşük bir milli gelire sahip olması, ancak 2020’lere gelindiğinde hepsinin Türkiye’den daha yukarıda olmasıdır” diyor.
Son çeyrek asırda ara kapandı denilseydi iktidar taraftarları çok memnun olurdu ama öyle değil.
İyi üniversitelere sahip olmak son derece gerekli ama bu bile yetmiyor:
“Bu bilimlerin uygulanabilmesi ve verimlilik artışlarına yol açacak meyveleri verebilmesi için ise toplumda teknik eğitime sahip beşeri sermayeye ve üretken bir araştırma ekosistemine ihtiyaç vardır.”
Bilhassa odaklanmamız gereken iki husus: “teknik eğitime sahip beşeri sermaye” ve “üretken bir araştırma ekosistemi”
Teknik eğitim ve bilgiyi-beceriye ekonomiye aktaracak kanalların, piyasa aktörlerinin bulunması, bunu oluşturacak politikalar izlenmesi…
Politikacılarımızdan hiç böyle şeyler duyuyor muyuz? Duyduğumuz, hamaset ve husumet.
Prof. Akçiğit grafiklerle gösteriyor: Türkiye, kişi başına düşen bilimsel makale ve patent onanında Yunanistan’ın, Macaristan’ın, Şili’nin, benzer ülkelerin gerişinde…
Neden?.. Birçok sebebi var ama “ilk akla gelen akademik verimliliğin düşüklüğüdür... 2006 senesinden sonra kurulan üniversitelerin ortalama olarak küçük üniversiteler olmaları, fiziki alt yapılarının yetersizliği, kaynaklara erişimlerinin sınırlı olması ve daha dar akademik kadrolardan oluşmaları, düşük akademik verimliliğe sahip olmalarının sebeplerinden bazılarıdır.”
Oysa üniversite öğrencisi sayımız Almanya’yı geçti niye nasıl da sevindirik olmuştuk?
Dahası, Akçiğit, özellikle 2015’ten itibaren yurt dışına giden araştırmacı, teknik eleman ve bilim insanı sayılarındaki vahim artışları da gösteriyor.
TÜRKİYE BİLİM RAPORU
Prof. Akçiğit’in diğer büyük araştırması, Dr. Elif Özcan-Tok’la birlikte yazdığı “Türkiye Bilim Raporu 2020”dir. Türkiye Bilimler Akademisi tarafından yayınlandı.
Önce şu tespit, kafamıza dank etmelidir:
“1985 yılında Türkiye ve Güney Kore’de 1.0000.000 kişi başına düşen bilimsel yayın sayısı aynı seviyelerde bulunmaktadır. 2015 yılına gelindiğinde ise Güney Kore’de bu oran Türkiye’deki rakamın 3 katından fazlasına ulaşmıştır.” (s.23)
Ve de milli gelir G.Kore’de Türkiye’nin yaklaşık üç katıdır!
Rapor’daki şu satırlar hiç aklımızdan çıkmamalı:
“Türkiye, özellikle 2000-2006 arasında, öncü ülkelere göre daha hızlı bir büyüme kaydetmiş ve aradaki farkı bir miktar kapatmıştır. Ancak, 2006 yılından sonra referans noktası olarak belirlediğimiz öncü ülkelerdeki artış hızı değişmezken, Türkiye’de durgunlaşma başlamıştır.” (s.28)
Akçiğit, bilimsel yayın üretiminde bazı alanlardaki durgunlaşmanın 2010’da başladığını belirtir.
Bilimsel çalışmalar 1995-2005 döneminde 6 kat artarken, 2005-2015 dönemindeki artış 2.5 düzeyinde kalmıştır! (s. 33)
‘Her ile üniversite’ popülizmi öğretim üyesi sayısını artırırken, bilimsel çalışma oranını düşürmüş!
“En dikkat çeken konulardan biri, 2003 yılından itibaren akademik hayata yeni başlayanların nitelik olarak bozulma gösterdiği tespitidir.” (. 97)
Prof. Akçiğit’i yürükten kutluyorum.
TUBA’ya da kamuoyu önünde bir çağrıda bulunuyorum: Senenin sonuna geldik, 2015-2025 yıllarını kapsayan ikinci bir Türkiye Bilim Raporu’nu aynı formatta ve yine Prof. Akçiğit hazırlasın.
Atımızı ne kadar kırbaçlasak, motorlu araçlara yetişemiyoruz. Bilim devriminden bu yana, bu böyledir.
https://www.karar.com/yazarlar/taha-akyol/turkiye-bilimin-neresinde-1606044