Avrupa Parlamentosu (AP) İnsan Hakları Alt Komitesi, Türkiye ziyareti kapsamında temaslarda bulundu. Heyet Başkanı Isabel Wiseler-Lima, "AB üyelik sürecinin canlanması için niyet beyanlarının artık yeterli olmadığını" belirterek, "Sadece sözler değil, aynı zamanda Türkiye'nin gitmek istediği yolun bu olduğunu gösteren somut eylemler, gerçek işaretler görmeyi talep ettik" dedi.
Ankara ve İstanbul’u kapsayan 7-9 Ocak tarihli ziyaretin ardından değerlendirmelerde bulunan İnsan Hakları Alt Komitesi Heyet Başkanı Isabel Wiseler-Lima, Türkiye’de iktidar partisinden muhalefete kadar her kesimde AB’ye katılım yönünde "ortak bir irade hissettiğini" söyledi.
"Bu isteğin hayata geçmesi için Avrupa Birliği’nin kırmızı çizgileri olduğunu" hatırlatan Lüksemburglu parlamenter, "Türkiye AB ile yakın ilişki kurmak ve katılım sürecini düşünmek istiyorsa, Birlik'in temel esaslarının Türkiye'de de uygulanması gerektiği çok açıktır. İnsan hakları ve hukukun üstünlüğü temeldir; bunun var olduğuna dair garantilere sahip olmalıyız" diye konuştu.
Ziyaretin temel amacının Türkiye'deki demokratik gerileme ve hukukun üstünlüğü konularındaki endişeleri yerinde gözlemlemek olduğunu belirten Wiseler-Lima, AB üyelik sürecinin yalnızca ekonomik bağlardan ibaret olmadığının altını çizdi.
Wiseler-Lima, "Türkiye AB'ye katılmak istediğini söylüyor. Ancak Birlik'in temeli; demokrasi, insan hakları ve hukukun üstünlüğü değerlerine dayanır. Ekonomik ilişkiler bundan sonra gelir. Eğer katılım süreci isteniyorsa, Türkiye kendi yasalarına ve anayasal kurumlarının kararlarına uymak zorundadır. Sadece kelimelerle değil, bu yolda yüründüğünü gösteren eylemlerle karşılaşmayı bekliyoruz" diye konuştu.
Heyet Başkanı, sivil toplum ve resmi makamlarla yapılan görüşmelerin yanı sıra, cezaevinde tutuklu bulunan CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu ve iş insanı Osman Kavala ile de bir araya geldiklerini açıkladı.
Wiseler-Lima, cezaevinde gerçekleşen bu buluşmaları "görevin çok önemli bir anı" olarak nitelendirdi.
İmamoğlu ile bir saati aşkın bir görüşme gerçekleştirdiklerini belirten Wiseler-Lima, "İmamoğlu'nun morali yerinde ve mücadeleci bir ruh hali içinde. Elinde belgeleriyle, avukatlarıyla görüşerek savunmasını hazırlıyor. Sadece kendi özgürlüğü için değil, yeniden siyasi mücadele verebilmek ve adalet için savaşıyor" dedi.
Heyet Başkanı, İmamoğlu davasına ilişkin uluslararası kamuoyunda güçlü bir destek ve adil yargılanma beklentisi olduğunu muhatabına ilettiklerini kaydetti.
Osman Kavala davasına da değinen Wiseler-Lima, Anayasa Mahkemesi kararlarının yerel mahkemelerce uygulanmamasının "kabul edilmesi güç" bir durum yarattığını ifade etti. Wiseler-Lima, "Anayasa Mahkemesi'nden olumlu bir karar çıkıyor ancak yerel mahkeme bunu uygulamıyor. Bu, hukukun üstünlüğü ilkesiyle bağdaşmayan, sistemik bir soruna işaret ediyor" değerlendirmesinde bulundu.
Hükümet yetkilileriyle yapılan görüşmelerde, Türkiye'nin "karmaşık bir coğrafyada bulunduğu ve zorlu bir dönemden geçtiği gerekçelerinin sunulduğunu" aktaran Wiseler-Lima, “AB’nin eleştirileri Ankara’da bazen aşırı bulunabiliyor" dedi.
Jeopolitik zorlukların farkında olduklarını ancak bunun temel hak ihlalleri için bir gerekçe olamayacağını belirten Wiseler-Lima, "Bölgedeki istikrarsızlık veya içsel zorluklar, hukukun üstünlüğünden vazgeçmek için bir neden değil; aksine bu değerlere daha sıkı sarılmak için bir sebeptir. Bir aday ülkenin 'zor durumdayız' diyerek temel kriterlere uymaması kabul edilemez" ifadelerini kullandı.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarının uygulanmasının üyelik süreci için "kırmızı çizgi olduğunu" hatırlatan Wiseler-Lima, "mevcut siyasi konjonktür ne olursa olsun, AB'nin bu temel prensiplerden taviz vermeyeceği" mesajını yineledi.