Amerika Birleşik Devletleri, Venezuela’dan Avrupa’ya doğru seyreden ve ABD Donanması'nın ablukasını ihlal eden Rus bayraklı bir petrol tankerine Kuzey Atlantik açıklarında el koydu. Amerikan helikopterleri ve Sahil Güvenlik gemilerinin katıldığı operasyon, ABD yönetiminin yaptırım uygulanan gemilere yönelik kampanyasında önemli bir tırmanış olarak değerlendiriliyor.
ABD İç Güvenlik Bakanı Kristi Noem, asıl adı "Bella-1" olan ancak yakalanmamak için gövdesindeki isim "Marinera" olarak değiştirilen ve Rus bayrağı çekilen geminin haftalardır takip edildiğini açıkladı. 2024 yılında karaborsa İran petrolü taşıdığı gerekçesiyle yaptırım listesine alınan gemiye, İngiltere kara sularına yakın bir bölgede müdahale edildi. Operasyona Amerikan ve İngiliz P-8 denizaltı avcı uçakları da destek verdi.
Operasyon, ABD Başkanı Donald Trump’ın temsilcilerinin Ukrayna’da barış anlaşması için Rus mevkidaşlarıyla yoğun diplomasi yürüttüğü bir dönemde gerçekleşti. Rusya Ulaştırma Bakanlığı, müdahaleye sert tepki göstererek, 1982 BM Deniz Hukuku Sözleşmesi’ni hatırlattı ve "Hiçbir devletin açık denizlerde başka devletlerin yetki alanındaki gemilere güç kullanma hakkı yoktur" açıklamasında bulundu.
İngiltere Savunma Bakanı John Healey ise operasyona destek vererek, geminin "Terörü ve çatışmayı körükleyen Rus-İran yaptırım delme ekseninin bir parçası" olduğunu savundu.
ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth, operasyonun ardından sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, "Yaptırım uygulanan yasadışı Venezuela petrolüne yönelik abluka, dünyanın neresinde olursa olsun TAM YÜRÜRLÜKTEDİR" diyerek meydan okudu. Aynı gün Karayipler'de "vatansız" statüsündeki ikinci bir tankere daha el konulduğu bildirildi.
Geçtiğimiz hafta Venezuela lideri Nicolas Maduro’nun ABD ordusu tarafından Karakas’taki sarayından alınarak "uyuşturucu kaçakçılığı" suçlamasıyla yargılanmak üzere götürülmesinin ardından, Washington yönetimi enerji politikasında da vites artırdı.
Dışişleri Bakanı ve Ulusal Güvenlik Danışmanı Marco Rubio, el konulan petrole ilişkin yaptığı açıklamada, "Tüm petrole el koyup, elde edilen geliri Venezuela halkının yararına kullanmak üzere satmaya yönelik bir anlaşmayı uygulamak üzereyiz" dedi. Enerji Bakanı Chris Wright da yönetimin Venezuela petrolünün satışında daha doğrudan bir rol üstleneceğini teyit etti.
Trump yönetiminin Güney Amerika’daki agresif politikalarının Venezuela ile sınırlı kalmayabileceği belirtiliyor. Başkan Trump’ın gündeminde rejim değişikliği için Kolombiya’nın olabileceği öne sürülürken, Marco Rubio’nun da uzun süredir Küba’daki komünist yönetimin devrilmesi için baskı yaptığı biliniyor. Ancak anketler, Amerikan halkının büyük çoğunluğunun bölgeye askeri müdahaleye karşı olduğunu gösteriyor.