Cem Gürdeniz, balyoz tutuklamalarının 15. yıl dönümünde bir mesaj paylaştı. Paylaşımında süreci anlatan Gürdeniz, "Dilerim ki devlet ve millet, Mustafa Kemal Atatürk düşmanlığı üzerinden emperyalizme ve yabancı istihbarat ajanslarına uşaklık eden FETÖ ve benzeri yapıların militanlarının, mankurtlaşmış mandacı zihniyetin örgütlü bir kanser gibi verdiği zarardan gerekli dersleri çıkarır; tarih aynı acıları bir daha yaşatmaz" dedi.
Cem Gürdeniz'in paylaşımı şöyle:
Bugün 11 Şubat 2011 Balyoz kumpası toplu tutuklamalarının 15. yıldönümü. Cumhuriyet tarihinin değil, Türk tarihinin en utanç verici ve karanlık günlerinden birinin yıldönümündeyiz. O gece saat 22.00 sularında, sahte dijital deliller, montaj kayıtlar, iftiralar ve kurgulanmış belgeler üzerinden yürütülen sözde Balyoz Davası kapsamında ordumuzun ve donanmamızın 163 şerefli mensubu, adeta mütareke döneminde işgal kuvvetlerinin uyguladığı düşman hukukuna benzer bir yöntemle, kendi vatanlarında esir alındı.

Bu süreç yalnızca bir dava değildi; Türk Silahlı Kuvvetleri’nin komuta yapısını hedef alan, stratejik aklı felç etmeyi amaçlayan sistematik bir tasfiye operasyonuydu. Balyoz ve devamındaki diğer kumpas davaları sonucunda Donanmamız 40 Amiralini ve yaklaşık 400 deniz subayını kaybetti. Bu kayıp, nicelikten öte nitelik kaybıydı: Cumhuriyet Donanmasının sınıf birincileri, seçkin, liyakatli, Atatürkçü ve milli çıkar odaklı düşünen kadroları tasfiye edildi.
Boşaltılan kritik görevlere yerleştirilen FETÖ militanlarının yıllar sonra 15 Temmuz darbe girişiminde oynadığı rol, kumpasın stratejik boyutunu açıkça ortaya koydu.
Gelecek 40 yılın komuta yapısı; yabancı istihbarat merkezlerinin yönlendirmesiyle, FETÖ kurgusunun ürünü olan akıl almaz iftiralar, dijital sahte deliller ve uydurma senaryolar üzerinden önce felç edildi, ardından tasfiye edildi.
Daha da kötüsü devletin pek çok gizli hatta kozmik derecede gizli bilgileri FETÖ militanları tarafından yabancı istihbarat ajanslarına servis edildi.
Bu operasyonun arkasında yalnızca içimizdeki hainlerin kendi güç hedefleri değil; ABD, İsrail, Almanya ve İngiltere merkezli güç odaklarının çıkarlarıyla örtüşen bir stratejik hedef vardı. Amaç, Cumhuriyet Donanmasının Ege ve Doğu Akdeniz’de etkin bir oyuncu olmasını engellemek, Türkiye’nin deniz yetki alanları, enerji güvenliği ve Mavi Vatan perspektifini zayıflatmaktı.
Kısacası Türkiye'yi karaya sıkıştıran Seville haritasına evet demek; güneyimizde kukla Kürdistan'a izin vermek; Türkiye’nin bölgesel ve küresel deniz jeopolitiğinde bağımsız bir aktör olarak yükselişini önlemek hedef alınmıştı.
Balyoz kumpası, Türk tarihinin ileride yazarken bile hicap duyacağı ölçekte örgütlü bir ihanet ve kötülük örneğidir.
Devletin mahkeme salonları, milli gücün iktidar, yüksek komuta kademesi ve muhalefetin gözü önünde tasfiye edildiği birer infaz mekânına dönüştürülmüştür.
Dilerim ki devlet ve millet, Mustafa Kemal Atatürk düşmanlığı üzerinden emperyalizme ve yabancı istihbarat ajanslarına uşaklık eden FETÖ ve benzeri yapıların militanlarının, mankurtlaşmış mandacı zihniyetin örgütlü bir kanser gibi verdiği zarardan gerekli dersleri çıkarır; tarih aynı acıları bir daha yaşatmaz. Bu büyük haksızlık sürecinde hayatını kaybeden silah arkadaşlarımızı rahmet, minnet ve vefa ile anıyor; aziz hatıraları önünde saygıyla eğiliyorum.