Ekonomist Alaattin Aktaş, Ekonomim'deki yazısında, 'enflasyonun hızlı bir şekilde düşürülemeyeceğini' dile getirdi. Aktaş, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek'in, enflasyon hedefinin yükseltildiğini Londra'da duyurmasına da değinerek, "Enflasyon mazide kalan yüzde 16 düzeyine indirilebilse, faiz de bu orana paralel bir şekilde çok aşağılara çekilse, sonuçta yabancı yatırımcı Türkiye’de kâr etme olanağını yitirecek demektir" dedi.
İşte Aktaş'ın yazısı:
Peki 2026’da öngörülen oranlar neydi?
Enflasyon aralık-aralık olarak yüzde 16.
Enflasyon yıl ortalaması olarak yüzde 19,7.
Dolar kuru artışı yıl ortalaması olarak OVP’ye göre yüzde 18.
Şimdi dönelim yeniden enflasyon hedefinin niye yukarı çekildiği ve bunun niye Londra’da açıklandığı sorusuna…
Enflasyon mazide kalan yüzde 16 düzeyine indirilebilse, faiz de bu orana paralel bir şekilde çok aşağılara çekilse, sonuçta yabancı yatırımcı Türkiye’de kâr etme olanağını yitirecek demektir. Dikkat, kur artışı öngörüsü yüzde 18’lerde. Yıllık ortalama enflasyon hedefi yüzde 19,7 ve bu oran kur artışının üstünde ama aradaki makas, makas sayılmaz, çok az. Gerçi enflasyon değil faiz oranı önemli ama bu enflasyon da çok yüksek faizi kaldırmaz.
Öyleyse ne yapmak gerekiyor; enflasyonun yukarıda gerçekleşmesi.
Aksi halde yabancı gelir burada yatırım yapar, yani borçlanma kağıdı alır mı, borç verir mi?
“Gelmezlerse gelmesinler!”
Peki rest çekilebiliyor, “Canları isterse, gelmezlerse gelmesinler” denilebiliyor mu?
Nerede o günler! Denilemediği için de enflasyon hedefinin yüzde 16 değil yüzde 19 olduğu öncelikle yabancılara, hem de onların düzenlediği toplantıda açıklanıyor:
“No problem, enflasyon o kadar düşük olmayacak; faiz de endişe edeceğiniz ölçüde düşmeyecek. Enflasyonda yıl sonu oranını 16’dan 19’a yükselttik. Şu durumda yüzde 20’ye yakın öngördüğümüz yıllık ortalama oran da yüzde 25’e doğru yol alacak. Dolayısıyla faiz de yüzde 25’lerin üzerinde kalacak. Daha aşağısı olmaz, no problem. Kur artışındaki öngörümüzü biliyorsunuz, o zaten 18’lerde. Biz kuru biraz daha baskıladık mı, aradaki makas daha da açılır…”
Pazarcı esnafı bir yandan soğuktan titrer ve yaktığı küçük ateşte ısınmaya çalışırken bir yandan da tezgahında müşteri olsa bile alışkanlıktan sürekli bağırır ya “Gel vatandaş gel” diye, döviz ihtiyacı bir türlü bitmek bilmeyen Türkiye de sıcak para sahiplerine o paraları Türkiye’de park etmeleri için sürekli davetiye çıkarmak ama menünün de tatmin edici olacağını söylemek, söylemenin ötesinde ikna etmek durumunda…
Mikro ölçekte “Gel vatandaş gel”den, makro ölçekte “Gel yabancı gel”e…
Durum bundan ibaret. O döviz gelecek, o dövizin gelmesi için her şey yapılacak.
Enflasyon öyle hızlı bir şekilde düşürülmeyecek, düşürülmeyecek ki faiz yukarda olsun; faiz yukarıda olsun ki yabancı gelsin.