Konut krizi, sadece ekonomik bir veri olmaktan çıkıp toplumsal bir barınma sorununa dönüşmüş durumda. Dünya Gazetesi yazarı Naki Bakır'ın OECD kira endekslerinden derlediği veriler, Türkiye'nin dünyadaki benzer ekonomilerden ne denli negatif ayrıştığını kanıtlıyor. Türkiye’de kirada oturmak artık bir temel ihtiyaçtan ziyade "lüks tüketim" haline gelirken, 10 yıllık artış oranları aradaki farkın bir "uçurum" olduğunu gösteriyor.
Bakır’ın analizinde en dikkat çekici veri, 2015-2025 yıllarını kapsayan son on yıllık periyot oldu. Bu dönemde:
OECD genelinde kira artış oranı ortalama yüzde 48,9 seviyesinde kaldı.
Türkiye’de kiralar tam yüzde 1.457,7 oranında artış gösterdi.
2025 yılı boyunca Türkiye’de kiralar çeyrek bazda kademeli bir yavaşlama gösterse de genel tablo yüksek seyretmeye devam etti:
2025’in ilk çeyreğinde yüzde 15,5 olan artış hızı, son çeyrekte yüzde 9,6’ya geriledi.
2025 yılı ortalama kira artışı yüzde 77,1 olarak hesaplandı.
TÜİK’in yüzde 34,88 olarak açıkladığı 2025 enflasyonundan arındırıldığında dahi, kiracıların omuzundaki "reel" yükün yüzde 31,3 oranında ağırlaştığı görüldü.
Naki Bakır, kira krizinin sadece yasal sınırlandırmalar veya kira artış oranlarına getirilen tavan fiyatlarla çözülemeyeceğine dikkat çekiyor. Bakır’a göre gelinen aşamada şu adımların eş zamanlı atılması gerekiyor:
Enflasyonla kararlı mücadele,
Konut arzının hızla artırılması,
Kapsamlı ve kalıcı bir barınma reform paketi.