Göreve gelmesinin ardından yargı camiasına yönelik mesajlarını sürdüren Adalet Bakanı Akın Gürlek, sosyal medya hesabı üzerinden yayımladığı videolu mesajda avukatlara seslendi. Türkiye Barolar Birliği (TBB) ve 80 baronun, Bakan Gürlek'in tutuklu müvekkillerle görüşme kısıtlamalarına dair düzenlemelere yönelik eleştirilerinin ardından gelen bu açıklama, kamuoyunda savunma makamına uzatılan bir "zeytin dalı" olarak değerlendirildi.
Bakan Gürlek, paylaştığı mesajda avukatların yargı sistemindeki yerini "vazgeçilmez" olarak nitelendirdi. Yargının üç sacayağından birinin savunma olduğunu vurgulayan Gürlek, "Hâkim hüküm kurar, savcı iddia eder; ancak savunma güçlü olduğunda adalet gerçek anlamda hayat bulur" ifadelerini kullandı. Mesleki saygınlığın korunması ve avukatların görevlerini güven içinde sürdürebilmeleri için bakanlık olarak gerekli ortamı güçlendirmeye devam edeceklerini belirtti.
Yargıdaki yapısal sorunların çözümü için barolarla daha yakın bir çalışma modeli benimseneceğini ifade eden Bakan Gürlek, düzenli istişare mekanizmalarının kurulacağını müjdeledi. İş birliğinin kapsamına dair detaylar veren Gürlek, adliyelerdeki fiziki şartların iyileştirilmesinden dijital dönüşüm ve erişim süreçlerine kadar geniş bir yelpazede ortak hareket edileceğini vurguladı. Bakan, savunmanın güçlenmesinin doğrudan yargının ve toplumun adalete olan güveninin güçlenmesi anlamına geldiğini ifade etti.
Mesajında yargı teşkilatının güncel verilerini de paylaşan Bakan Gürlek; 26 bin 765 hâkim ve savcı, 96 bin 53 adalet personeli, 83 bin 929 Ceza ve Tevkifevleri personeli ve 208 bin 223 avukat ile "büyük bir aile" olduklarını hatırlattı. Aynı ideale inanan ve aynı sorumluluğu paylaşan bu yapının, ortak emekle yükseleceğini belirten Gürlek, daha adil bir gelecek inşa etmek için tüm unsurlarla birlikte hareket etme kararlılığında olduklarını yineledi.
Bakan Gürlek, söz konusu programda tutuklu kişilerin avukatlarıyla günün büyük bölümünde kesintisiz görüşebildiğini ve bu yolla dışarıya not veya talimat çıkarılabildiğini iddia ederek bir "mevzuat boşluğu" bulunduğunu savunmuştu. Bir avukatın sabah 08.00’de cezaevine girip gece 24.00’te çıktığı örneğini veren Gürlek, bu konuda gerekli talimatları verdiğini ve konunun Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) gündemine taşınacağını ifade etmişti.
Barolar ise yayımladıkları açıklamada, savunma hakkının insanlık tarihinin gelişimiyle paralel ilerleyen vazgeçilmez ve temel bir hak olduğunu hatırlatmıştı. Avukatların, soruşturma aşamasından özgürlüğe kavuşma anına kadar bireylerin en önemli temsilcisi ve yasal yardımcısı olduğu belirtilen metinde, bu hizmetin tutuklu bireyler için dış dünya ile kurulan yaşamsal bir bağ niteliği taşıdığına dikkat çekilmişti. Uluslararası sözleşmelerin ve yüksek yargı organlarının her fırsatta savunma hakkını geliştirecek içtihatlar oluşturduğu vurgulayarak, yapılmak istenen düzenlemeye karşı olduklarını açıklamıştı.