Çorum’da düzenledikleri “Millet İradesine Sahip Çıkıyor” mitinginde konuşan CHP Genel Başkanı Özgür Özel, "Kendi seçilince millete methiyeler düzen, milli irade diyen ama bir kez ikinci parti olunca darbeye kalkışan, kayyım atayan, iftira eden, rakibini hapse attıran siyasetin adı tükenmiş Adalet ve Kalkınma Partisi siyasetidir. Tükenmiş Erdoğan’ın siyasetidir" açıklamasında bulundu. Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek'in dijital dolandırıcılık paylaşımı hakkında da konuşan Özel, "Sayın Şimşek'in uyarısı doğru da; sırf dijital dolandırıcılık olsa neyse, emeklinin hakkını yiyen sizsiniz. İşçileri enflasyona ezdiren sizsiniz, çiftçilere kanundaki desteklemesini vermeyen sizsiniz. Milletin cebinden alıp faiz lobilerine veren sizsiniz. Ekonomi iyi olacak diye oy toplayıp, kemer sıkacağız diye seçimden sonra konuşan sizsiniz. Siyasi dolandırıcılara ne yapacağız? Siz tarihin gördüğü en büyük siyasi dolandırıcılarsınız!" ifadelerini kullandı.

Özel, konuşmasında, Toplumsal Barış ve Demokrasi Konferansı'nda Türk bayrağı olmadığı iddiasına da yanıt verdi. Özel, "Salonda bayrak yoktu yazana söylüyorum, Türk bayrağıyla sorunu olanın Cumhuriyet Halk Partisi’nden alacağı selamı olmaz selamı!" ifadelerini kullandı.
Bakan Şimşek'in "Lütfen dijital dolandırıcılık paylaşımlarına karşı dikkatli olun" paylaşımı hakkında ise Özel şunları söyledi:
"Bunlar doğru. Sayın Şimşek'in uyarısı doğru da; sırf dijital dolandırıcılık olsa neyse, emeklinin hakkının yiyen sizsiniz. işçileri enflasyona ezdiren sizsiniz, çiftçileri kanundaki desteklemesini vermeyen sizsiniz. Milletin cebinden alıp faiz lobilerine veren sizsiniz. Ekonomi iyi olacak diye oy toplayıp, kemer sıkacağız diye seçimden sonra konuşan sizsiniz. Siyasi dolandırıcılara ne yapacağız? Siz tarihin gördüğü en büyük siyasi dolandırıcılarsınız!"
Özel'in Çorum mitingindeki açıklamalarının tamamı şöyle:
"Grup Başkanvekiliyken gelip de doldurduğumuz meydan vardı. Sonra o meydanı artık siyasiler dolduramaz oldu. Tayyip Bey son geldiğinde Kadeş Meydanı’nda üçte bir insan vardı. Bu miting için o meydanı istedik. Biz başvuru yapmadan bir gün önce o meydanı miting meydanı olmaktan çıkardılar. Dedik ki ‘Verin bu meydanı, tıka basa dolduralım. Çorum görsün, Türkiye Çorum’u duysun.’ Ama sıcak salonların lideri olan, kendisini kendi atadıklarına alkışlatan, insan içine çıkamayan, emeklinin yüzüne bakamayan, asgari ücretlinin yüzünü güldürmeyen ve Çorum’da o meydanın yarısını bile dolduramayan Erdoğan’dan korkularına ‘Orayı veremeyiz’ dediler. ‘Ya nereyi verirsin?’ ‘Abide Meydanı’nı veririm.’ Biz dedik ki ‘Çorumlular o meydanı dolduramayanlara nasıl bir kalabalık göstereceklerini bilirler.’ İşte şimdi Erdoğan’ın toplayamadığı kalabalığın üç katını toplayarak, Çorum tarihinin en büyük mitinginde buradayız.

Varsa dron şöyle bir gitsin bakalım. Bitiyor mu bu bulvar, bitiyor mu bu meydan? Helal olsun Çorum’a. Tarihe geçmeye geldiniz. Selam olsun hepinize. Bize bu yolda ömür biçenler, ‘Dayanamaz, dağılırlar, vazgeçerler, teslim olurlar’ diyenlere karşı teslim olmadık. Tekrar meydandayız. Her hafta sonu olduğu gibi, her çarşamba olduğu gibi, yaz demeden kış demeden, kar demeden, buz demeden, yağmurdan, doludan, dağılmadan yan yanayız. Birlikteyiz. Her türlü saldırıya, her türlü haksızlığa karşı hep beraberiz. Bin kez budadılar körpe dallarımızı, bin kez kırdılar. Yine çiçekteyiz işte, yine meydandayız. Bin kez korkuya boğdular zamanı, bin kez ölümlediler. Yine doğumdayız işte, yine sevinçteyiz.
Değerli Çorumlular, 35 yıldır biz bu şehirde kalabalığın ucunun görünmediği bu meydanın şehri Çorum’da, 35 yıldır belediyeyi kazanamadık. Çorum’a küsmedik. Hatayı kendimizde aradık. Çorum’a sırtımızı dönmedik. O gün bugündür çalışıyoruz. Son seçimde 13 ilçeden 3’ünde belediyeyi kazandık. Merkez ilçede çok istedik, çok yaklaştık ama bir sonraki seçime kaldı. Ben buradan Kargı’ya, Mecitözü’ne ve Oğuzlar’a yürekten teşekkür ediyorum. Hem orada hem diğer 10 ilçemizde partimizin bayrağını dalgalandıran, baba ocağının kapısını açık tutan, çayını demleyen, bacasını tüttüren örgütümün her bir neferini, ilçe başkanlarımızın ve il başkanımızın şahsında saygı ile selamlıyorum. İyi ki varsınız. Kargı, Mecitözü ve Oğuzlar’da vazifeyi alan, bütün zorluklara rağmen çalışan, çırpınan, baskılardan yılmayan, ahlaksız tekliflere gözünü bile kırpmayan, Cumhuriyet Halk Partisi’nin, Gazi’nin partisinde siyaset yapmanın erdemini gösteren üç değerli başkanımı saygı ile selamlıyorum. Yürekten alkışlıyorum.
Biz demokrasi fikrine inanmış insanlarız. Kazanırsak gelir yönetiriz. Kaybedersek çekiliriz. Millet kimi istiyorsa ona saygı duyarız. Çorum’un merkez belediye başkanına da diğer ilçelerdeki AK Parti’den, MHP’den seçilmiş belediye başkanlarına, yönetimlerine de başarılar diledik ve dileriz. Çorum’un çok sorunları var. Çözmek için gayret gösterirlerse destekleriz. Siyaset kazanana saygı duyma, millete saygı duyma, milletin tercihine saygı duyma işidir. Milletin seçtiğine direnmek, milletin seçtiğine bakıp da ‘Sen buraya nereden geldin?’ demek, ‘Sen yönetme, yerine benim atadığım yönetsin’ demek demokratlık değildir. Bir siyasinin, bir siyasi partinin, bir siyasi yapının ya da bir siyasetçinin demokrat olduğu seçimi kazandığı akşam belli olmaz. O akşam demokrasi nutukları atmak, milleti takdir etmek, milli iradenin önünde saygı ile eğilmek kolay. Önemli olan kaybettiğinde ne yaptığın. İşte Türkiye’ye Cumhuriyet’i getiren, sonra çok partili rejimi getiren, sandığı getiren, milletin verdiği göreve razı olan, icabında 47 yıl ikinci parti kalan ama millete saygısını kaybetmeyen siyasetin adı Cumhuriyet Halk Partisi’dir. Kendi seçilince millete methiyeler düzen, ‘Milli irade, milli irade’ diyen, ama bir kez ikinci parti olunca darbeye kalkışan, kayyım atayan, iftira eden ve rakibini hapse attıran siyasetin adı da tükenmiş Adalet ve Kalkınma Partisi siyasetidir. Tükenmiş Erdoğan’ın siyasetidir.
Buradan Çorum’daki AK Partililere, MHP’lilere sesleniyorum. Yıllardır seçimlere girdik. Yarıştık, siz kazandınız, siz yönettiniz. Şimdi bu kez bu seçimlerde 47 yıl sonra biz birinci olduk diye, partiniz kurulduğundan beri ilk kez ikinci oldunuz diye yapılan bu haksızlığa katılmadığınızı, bu yapılanın hazımsızlık olduğunu bildiğinizi, bunlardan utanıp çekindiğinizi biliyoruz. Buradan sesleniyoruz: Biz demokrasi fikrinin insanlarıyız. Bugün Türkiye’de mücadele; sandığa inananlar, sandığa güvenenlerle sandıktan kaçanlar arasındadır. Bugün Türkiye’de mücadele; otokrasiyle demokrasi arasındadır. Bugün mücadele; millete, emekliye, emekçiye kulak tıkayanlar, sırt dönenlerle onlar için mücadele edenler arasındadır. Daha önce AK Parti’ye, MHP’ye oy vermiş olsa da Çorum’un güzel insanlarına sesleniyorum: Artık yürüyüş 100 yıl önce olduğu gibi bir kez daha birlikte yürüyüş zamanıdır. Artık renklerini ay yıldızlı al bayraktan alan Türkiye İttifakı’nda birleşme zamanıdır. Çorum’da Alevisiyle Sünnisiyle, Türk’üyle, Kürt’üyle, göçmeniyle, Boşnak’ıyla, Laz’ıyla, Çerkes’iyle, Müslüman demokratlarla, muhafazakar demokratlarla, sosyal demokratların, milliyetçi demokratların, liberal demokratların, Çorum’un tüm demokratlarının bir araya gelme ve hakkını alma zamanıdır. Sizleri davet ediyorum.
Buna tüm Türkiye’de ihtiyaç var. Ama en çok da Çorum’da ihtiyaç var. Çorum’un derdi boyunu aşmış durumda. Ben Çorum’a yıllardır gelip gidiyorum. Üzülüyorum. İçim parçalanıyor. Çorum eriyor. Çorum küçülüyor. Bakın Adalet ve Kalkınma Partisi geldiğinde Çorum’un nüfusu 590 bin. Şu anda Çorum’un nüfusu 520 bin. Çorumlular hesap ortada: Adalet ve Kalkınma Partisi 23 yıldır iktidarda. Türkiye 86 milyon olmuş. Türkiye 25 milyon büyümüş, ama Çorum 70 bin küçülmüş. Çorum’dan 380 bin kişi 22 yılda göç etmiş. Yani Çorum kimse gitmese bir milyonluk bir şehir olmaya yaklaşacakken, bir büyükşehir olacakken, hakkını alacakken şu anda 500 binlik bir şehir olmaya sıkıştırılmış bir noktada.
Sabahleyin Mecitözü’ndeydim, 26 binlik Mecitözü düşmüş 13 bine. ‘Niye?’ dedim. Beş banka kapanmış, vergi dairesi kapanmış, adliye kapanmış, askerlik şubesi kapanmış, pancar alımı yapan yerler kapanmış. Ne varsa kapanmış ve Mecitözü içine kapanmış. Yarı yarıya küçülmüş. Baktım, Dodurga’da, Bozkale’de, İskilip’te, Alaca’da kayıp yüzde 30 ve 40 arasında. Bayat’ın nüfusu yarı yarıya azalmış. Çorum’u küçülten, Çorum’da belli sermayedarları, belli iş adamlarını büyüten ama Çorum’u küçülten bir anlayış burada. Buradan Çorumlulara sesleniyorum: Birlikte olmanın, birlikte tepki göstermenin, kol kola girmenin, yan yana durmanın, Çorum’un hakkını almanın zamanıdır.
Havalimanının temeli 97’de atıldı. Bu iktidar geldiğinde dörtte biri bitmişti. O gün bugün duruyor. Sorgun Havalimanı’nda şu anda hayvanlar otluyor. Tren söz verdiler 22 yıldır, hızlı tren. Hatırlıyorsunuz son geldiğimde bir basın toplantısı yaptım ve dedim ki basın toplantısında, ‘Gelirken Çorum’a hızlı trenle geldim’ dedim. Çorum’un yerel gazeteci kardeşleri gülmeye başladı. Dedim ki bir yanımda AK Parti milletvekili oturuyordu, bir yanımda MHP’nin eski il başkanı, yeni AK Partili yönetici. ‘Kavgaya tutuştular’ dedim. Biliyorum geçmişte çok kavga ettiler o konuda. Şimdi Çorum’a kaybettirmekte buluştular. Dedim ki ‘Hızlı tren kalabalıktı. Trende acemi birliğinin yemin törenine gelen, yemine gelen aileler vardı.’ Yine güldü gazeteciler. Dedim ki ‘Ya zaten tren hep kalabalık. Polis moral eğitim merkezi var. Ona gelen giden çok.’ Ona da güldü gazeteciler. Çorum’da haftalarca ve aylarca konuşuldu. Çünkü ne tren vardı, ne söz verilen polis eğitim merkezi, ne acemi birliği.
Sonra o bahsettiğim siyasetçiler dediler ki ‘Bu nasıl bir şey oldu? Çorum hem buna güldü, hem bizi sıkıştırdı. Sizin de katkınızla başlıyor bu işler’ dediler. Döndüm baktım, hızlı tren için nihayet ihale yapmışlar. Ama maalesef onu da yandaşa iki kat parayla yapıştırmışlar. Polis moral eğitim merkezi yarı yarıya bitmiş, yarıyı geçmiş. Ama halen daha acemi birliğinden haber yok. Ben Manisalıyım, Çorum’un bu haklı taleplerinin, Çorum’u güçlendirecek, büyütecek bu haklı taleplerinin sonuna kadar arkasındayım. Buradan söylüyorum. Hızlı trene 22 yıldır ha bugün ha yarın diyenler, şimdi ‘Beş yıla hizmete girer’ diyorlar. Bu ne demek? Evet, hızlı tren hizmete girecek. Açılışını Allah’ın izniyle o gün iktidardayken Özgür kardeşiniz gelip yapacak. O gün o trene ana muhalefetin bu sorunları söyleyen lideri olarak değil, o günkü iktidar partisinin Genel Başkanı olarak geleceğim. Beni karşılamaya hazır mısınız? O trenden Ekrem Başkan’la birlikte ineceğim. Onu karşılamaya hazır mısınız? Mansur Başkanımızla, Zeydan Başkanımızla, Cumhuriyet Halk Partililerin başkanları, mağdur başkanları, Muhittin Böcek Başkanımızla birlikte bu kara günleri geride bırakacağız. Çorum’a geleceğiz, iktidarımızda Çorum’la kucaklaşacağız ve Çorum’u ayağa kaldıracağız.
Diğer yandan Çorum’da sürekli kazalar oluyor. Çevre Yolu şehir içinde kaldı. Yeni Çevre Yolu’nu istiyoruz, bunu duymazdan geliyorlar. İskilip - Tosya yolunu söz verip verip, yerine getirmiyorlar. Sekiz yıldır buranın devlet hastanesi kapalı. Üniversite Hastanesi’ndeki branşlarda uzmanlar yetersiz. Sıra çok, aylarca sıra bekleniyor. Bazı uzmanlıklar için ilaç yazdırmaya ta Ankara’ya gidiliyor. Bu sorunların tamamını görüyoruz. Hititlerin başkenti bu kentte turizmin canlanması için basit adımlar atılacak. Ama Boğazkale’ye, yani biri kalkıp Hattuşa’ya gidecek olsa Çorum’dan otobüs yok. Bu kadar aciz, bu kadar utanmaz, bu kadar iş bilmez, bu kadar boşvermiş bir yönetimle karşı karşıyayız.
Buradan müjdeler olsun ki şunu söylüyorum. Gün gelecek, hem de öyle çok uzun zaman değil, bu kardeşiniz tekrar burada olacak. Seçim için olacak, erken seçim için olacak, Çorum sandığın ucundan tutacak, bunların yakasını bırakmayacak. Size söz veriyorum, bir devri kapatıp bir devri açacağız. Hazır mısınız? Bakan evlatlarının devri bitecek, bu vatan evlatlarının devri başlayacak.
Bugün burada evde oturup da tasalananlar yok. Bugün burada çağrımıza uyanlar, pijamayı çıkaranlar, kumandayı atanlar, en önde de olsa en arkada da olsa Türkiye’ye Çorum’dan bu fotoğrafı çektirip dosta güven, olmayana kaygı vermeye gelenler var. Bu meydanın her bir metrekaresini selamlıyorum. Bilhassa o en arkada sesimi duymasa da bu görevi yapmaya gelmiş o kahramana sesleniyorum. Sen kurtaracaksın ülkeyi, sen kurtaracaksın. Meydanın önünden ta orada, artık bu iki otobüsün sesinin varamadığı yerde elinde bayrağıyla selam duranlara selam olsun. Kuvvetli bir alkış yolluyoruz meydanın en ucuna.
O pijama nereden çıktı? ‘Pijamayı çıkar’ dedim de buraya mı getirdiniz? ‘Pijamayı çıkar’ dedim, çıkarmış. Çubuğa geçirmiş, pijamayı da getirmiş. Amcam sen normalde pijamayla oturuyordun, ben böyle söyleyince çıkarıp geldin mi? Helal olsun sana. Ellerinden öpüyorum. Yanındaki de yengemin pijamasını mı? Evde de birbirinize pek yakışmışsınız. Allah ayırmasın, Allah bir yastıkta kocatsın. Ellerinizden öpüyorum. Buradan söylüyorum; pijamayı çıkarıp, kumandayı bırakıp, buralara gelirsen, önde - arkada demeden nereden yol verildiyse oradan gidersen, bu fotoğrafı gösterirsen bir başka evde oturan senden cesaret alacak. Senden umudu kalmamış birisi umut bulacak. Ne zaman ki herkes sokakta ve meydanda olacak; işte o gün seni sömüren, hakkını yiyen, maaşına zam, ürününe fiyat vermeyenler iktidarı kaybedecekler. AK Parti’nin kara düzeni gidecek, yerine halkın iktidarı gelecek.
Öyle ya emeklinin 20 bin lira, asgari ücretlinin 28 bin lira almasının utancı içindeyiz. Türkiye’de çiftçilerin ortalama geliri 19 bin 700 lira olmuş. Bundan birileri utanmıyor ama biz bunun utancı içindeyiz. Bugün açlık sınırı 31 bin lira olarak açıklandı. Bugün yoksulluk sınırı ilk kez üç haneli rakamlara çıktı, 102 bin lira olarak açıklandı. Bugün maalesef beş emekli bir araya gelse, beşi maaşını birine verse o kişiyi yoksulluktan çıkaramıyorlar. Meydandaki emeklerin bir göreyim ellerini. Bu emeklilerin beşi bir araya gelse bir zengin etmiyorlar. Yine üç emekli birleşse iki emekliyi açlıktan kurtaramıyor. İşte böyle büyük bir haksızlıkla karşı karşıyayız. Buradan emeklilere sesleniyorum. Özellikle de buradan geçmişte AK Parti’ye oy vermiş emeklilere sesleniyorum. Bu iktidar geldiğinde en düşük emekli maaşı 8 çeyrek altın alıyordu. Bugün gelinen noktada 1,5 çeyrek altın alıyor. 8 çeyrek altından 1,5 çeyrek altına… Buradan asgari ücretlilere hatırlatıyorum. AK Parti geldiğinde asgari ücret 7 çeyrek altın alıyordu. Bugün sadece 2 çeyrek altın alabiliyor. Hal böyle olunca bu büyük sömürü, bu büyük haksızlık. Bugün bir tane çeyrek altın alsan, cebine koysan, evine varsan... Baktın ki düşmüş. İnsan deli çıkmaz mı?
Covid’i hatırlıyor musunuz? Çok fenaydı. Çok kayıplarımız oldu. Allah rahmet eylesin. O gün Covid’de hepimiz canımızla uğraşırken bu sağlıkçılar koşturuyordu. Yandan bakana el sallamıyorum. Meydanı doldurana el sallıyorum. Kim yandan izliyorsa vallahi bu meydandan korkanın hoşuna gidiyor. ‘Oh be’ diyor, ‘85 bin kişi. Bunlar da gideydi olurdu 100 bin kişi’ diyor. Vallahi de billahi de birbirimizi idare etme değil, mücadele etme zamanındayız. O arkadakinin hakkını yedirmem. Bundan sonra da mitinge gelince kolay yerden, yan, beleş tepeden izlemek yok. Bu meydanda emeklisi, emekçisi, asgari ücretlisi, çiftçisi, esnafı ne için duruyor? Hep beraber kurtulmak için değil mi? ‘Kurtuluş yok tek başına. Ya hep beraber, ya hiçbirimiz.’
Ekrem Başkan’ı seviyor musunuz? Ona güveniyor musunuz? O da bu arkadaşa, Nuri Arslan’a güveniyor. Ekrem Başkan çıkana kadar İstanbul Büyükşehir’de Başkan Vekili. Mecitözü’ne muhteşem bir tesis kazandırdılar. Ekrem Başkan’a, onun vekili Nuri Bey’e, İBB’deki bütün arkadaşlara ve emekçilere bir yürekten teşekkür. Şuradaki yelken bayraklar insin ki arkadaki duranlara haksızlık olmasın. Ben eskiden bu işin acemisiydim. Bunlar Saraçhane’ye geliyorlar, açıyorlar. Ben de teker teker diyorum ki ‘Filanca indir.’ Adını söyleyeyim diye inadına indirmiyor. Hastamız iyiymiş. Çorum’da bir ilk…
Genel Başkanımız Altan Öymen’i kaybettik, Allah gani gani rahmet eylesin. Sonrasında kızı Aslı Öymen bana bir mektup yazmış. Demiş ki ‘Genel Başkanım babam sizi evladı gibi severdi…’ Mitinglerde de biliyorsunuz hem Altan Bey, hem şimdi tedavi gören Genel Başkanımız Hikmet Çetin… Ki ona da bir sağlık ve sıhhat dileyen bir kuvvetli alkış. Sayın Karayalçın ile Saraçhane’de hep otobüsün üstündelerdi. Dedi ki ‘Babamın ömrü boyunca çıkarmadığı şapkası var. Düşündüm ki bu şapka evde durmasın, Genel Başkanımızın başında miting meydanlarında dolaşsın.’ Bu rahmetli Altan Öymen’in efsane şapkası. Bir tane de kravatını yollamış Aslı Hanım. Buradan hem Aslı Hanım’a, hem Cumhuriyet Halk Partisi, Halk Fırkası kurulduğu günden bugüne Genel Başkan’dan en yeni üyeye kadar kim emek verdiyse aramızda olmayanlara Allah’tan rahmet diliyor, bütün Cumhuriyet Halk Partilileri yürekten alkışlıyoruz. Aslan sosyal demokratlar… Bunun yanında dediğim gibi muhafazakar demokratları, milliyetçi demokratları, Kürt demokratları, sosyalist demokratları, liberal demokratları, bütün demokratları hep birlikte kucaklıyoruz. Cumhuriyet Halk Partisi nerede durur, biliyor musunuz? Vatanla, bayrakla, Atatürk’le sorunu olmayan herkesle yan yana durur, herkesle.
Dün bir toplantı yaptık. O toplantımızda Türkiye’nin Kürt meselesini konuştuk ama Meclis’teki komisyonla, vatanın birliğine ve bütünlüğüne saygıyla. Başlangıçta İstiklal Marşı’nı ay - yıldızlı al bayrak ekranda dalgalanırken hep birlikte okuduk. Birkaç tanesi çıkmış, ‘Efendim salonda bayrak yoktu.’ 30 metrekare ekranda şanlı Türk bayrağı dalgalanmış, onu görmemiş. ‘Salonda bayrak yoktu.’ Onu yazana söylüyorum. Türk bayrağıyla sorunu olanın Cumhuriyet Halk Partisi’nden alacağı selamı olmaz, selamı.
Şimdi öyle bir noktadayız ki, çok önemli bir uyarı var. Erdoğan’ın Maliye Bakanı Mehmet Şimşek çok kıymetli bir tweet atmış. Hakikaten önemli. Ben de destekliyorum. Diyor ki ‘Lütfen dijital dolandırıcılık paylaşımlarına dikkatli olun.’ Hakikaten buna dikkat edin. Telefonla arayanlara asla onlar diyor diye sakın ha sakın… ‘Telefonu kapatma, bankaya git’, bu işleri duyunca yüzüne kapayın. ‘Bir link geldi, şunun için tıkla’, tıklamayın. Bunlar doğru. Sayın Şimşek’in uyarısı doğru da... Şimdi Sayın Şimşek’e bir şey söyleyeceğim. Sırf dijital dolandırıcılık olsa neyse. Emeklinin hakkını yiyen sizsiniz. İşçileri enflasyona erdiren sizsiniz. Çiftçilerin kanundaki desteklemesini vermeyen sizsiniz. Milletin cebinden alıp faiz lobilerine veren sizsiniz. ‘Ekonomi iyi olacak’ diye oy toplayıp, ‘Kemer sıkacaksınız’ diye seçimden sonra konuşan sizsiniz. Dijital dolandırıcılara dikkat de siyasi dolandırıcılara ne yapacağız? Siz tarihin gördüğü en büyük siyasi dolandırıcılarsınız. Bu milletten ‘İyi olacak, yüzün gülecek’ diye oy alıp, daha sonra bu millete sırtını dönenlere, bu milletten Cumhuriyet Halk Partisi’ne gelip, aday olup seçilen belediye başkanını zorla, rüşvetle baskıyla partisine çekmeye çalışan siyasi dolandırıcılara, Aydın’ın oyunu alıp AK Parti’ye topuklayan siyasi kapkaççılara karşı milletimizi uyarıyorum. Memlekette adı AK Parti olan, ama memlekete kara düzen dayatan, oyları alıp sırtını dönen, hizmet yapmayan, milleti açlıkla burun buruna, yoksullukla baş başa bırakan siyasi dolandırıcılara karşı milletimizi uyarıyorum. Bunlarla mücadele için sandığa davet ediyorum.
Cumhuriyet Halk Partisi olsa bugün asgari ücret 39 bin lira olacak. Emekli maaşı önce bir, sonra bir buçuk asgari ücret olacak. Çiftçinin kullandığı mazotta ÖTV, KDV olmayacak. Yani mazot 58 lira değil, 33 lira olacak. Emeklilere her bayram bir asgari ücret ikramiye verilecek. Kimse yoksulluğa terk edilmeyip, temel vatandaşlık geliriyle yoksul ailelerin tamamına geçinecekleri bir maaş verilecek. Vergi bunların dönemindeki gibi yüzde 64 dolaylı, yani fabrikatörle çalışanından aynı vergi alınarak değil; çok kazanandan çok, az kazanandan az, kazanmayandan vergi alınmayan bir adil vergi düzeni kurulacak. Bugün dolaylı vergi yüzde 64, sizlerin maaşlarından kesilen gelir vergisi yüzde 24, yüzde 88. Kurumlar vergisi sadece yüzde 11. Yani bu ülkede zenginler, kazananlar, esas vergi vermesi gerekenler verginin 11’ini, geri kalanlar yüzde 88’ini veriyor. Esas alınması gerekenden bir, alınmaması ya da az alınması gerekenden 8 kat fazla vergi alan bir düzenle karşı karşıyayız.
Değerli Çorumlular bu Covid’de Tayyip Bey bu sağlık çalışanlarına ne demişti? ‘Hakkınız ödenemez’ dedi. Dürüst adam hakikaten, haklarını ödemedi. Halen daha öyle duruyorlar. Hepimiz adına, biz yaşayalım diye canını ortaya koyan sağlık emekçilerine, bu ambulansın şoföründen profesörüne kadar hepsine bir yürekten alkış. O sağlık emekçinin yolunu açan kahraman Türk polisine, seçimde, maçta, sokağa çıkma yasağında, mitingde, gece gündüz çalışan kahraman Türk polisine kocaman bir alkış. Sınırları bekleyen, hepimizi koruyan, bayrak dalgalansın diye can veren kahraman Mehmetçiğe kocaman bir alkış. Ekrem Başkan ve bütün arkadaşlarımıza gözü gibi bakan ama devletin onlara bakmadığı, maaşlarının yarısı kiraya giden infaz koruma memurlarına kocaman bir alkış. Bu devlete hizmet eden işçisiyle memuruyla, bu ülke için çalışan, alın teri döken, elleri nasırlı, dirsekleri çürümüş, gözlük camları büyümüş, bütün emek veren herkese özellikle bu meydandaki emekçilere ve emeklilere bir kocaman alkış.
Çorumlu çiftçinin sıkıntısı çok ama çözen yok. Çorum çeltiğin merkezi. Osmancık pirince adını vermiş. Ama iktidar çeltik ve pirinçte geçen sene Cumhuriyet tarihinin ithalat rekorunu kırmış. Mazot, gübre, ilaç. Altı ayda yüzde 34 zam aldı. Pirinç 30 kuruş prim aldı. 30 kuruş. Yüzde 34 zam, 30 kuruş destekleme yapıyorlar. Çorum’un leblebisi var ama bu şartlarda üretebilen yok. Arjantin’den, Hindistan’dan nohut geliyor ki Çorum’da leblebiciler kullansın. Patates ve soğanda büyük kriz var, doğru mu? Bakın bütün Türkiye’ye Çorum’dan ilan ediyorum. 2022’de; daha bundan üç yıl önce, 2026’ya yeni girdik ve 2025 yeni bitti. Üç yıl önce mazot 30 liraydı, bugün mazot 58 - 60 lira. Doğru mu? Bakın mazot 30 liradan 60 liraya çıkmış. Patates 9 liradan 6 liraya düşmüş. Soğan 10 liradan 5 liraya düşmüş. Doğru mu? İşte mazot iki katına çıkarken patates, soğanı bile yarı fiyata satmaya zorlanınca bu Çorum’daki çiftçinin de canı çıkmış. Bir de diğer taraftan borcu ödeyemeyenin kredi alması lazım. Kredi almak için bankaya gidiyor. ‘Bağ-Kur ve vergi borcunu öde, yoksa kredi vermeyiz’ diyor. Kardeşim adam Bağ-Kur borcunu ödeyebilmiş olsa, SSK primini ödeyebilmiş olsan, vergi borcunu ödeyebilmiş olsa zaten ne işi var bankanın kapısında? Öyle değil mi? Cumhuriyet Halk Partisi iktidarında tarım kredilerinin bütün faizleri bir kere silinecek. Tarımda, kredi kullananların ana borçları beş yıla bölünecek. Çiftçi bir kereye mahsus faizden de kurtulacak, anaparayı da böldürecek ve çiftçinin yüzü gülecek. Önce karnı doyacak, sonra bu milletin karnını doyuracak. Bu kadar basit.
Bu yaşadıklarımızın hiçbiri durduk yere olmuyor. Diyorum ya bugün 86’ncı eyleme geldik. İlki Saraçhane’deydi. ‘Yarın ne olacak?’ dediler. ‘Yarın da buradayız’ dedik. İkinci gün bitti, ‘Sonuna kadar buradayız. Kayyım gidene, İBB kendi içinden başkan vekilini seçene kadar buradayız’ dedik. Yedi gün bitti, Maltepe’ye geçtik. ‘Bu nedir?’ dediler. Arefe günü 2,4 milyon toplandık, adımı Anadolu’ya attık. ‘Her hafta sonu başka bir ildeyiz’ dedik. O gün bugündür Mersin’den Van’a, Tekirdağ’dan Çorum’a kadar; Yozgat’tan Konya’ya, Kayseri’ye kadar ama CHP’nin ama AK Parti’nin güçlü olduğu yerlere gittik. ‘Gitme, orası AK Parti’nin kalesi’ dediler. Dedim ki ‘Artık kale siyaseti bitmiştir.’ Bugün de buradan, Çorum’dan haykırıyorum. Kale siyaseti bitmiştir. Çorum, ne AK Parti’nin ne başkasının kalesidir. Çorum, bundan sonra milletin kalesidir.
319 gündür burada resmini gördüğünüz Ekrem Başkanımız ve 16 belediye başkanımız, belediye meclis üyelerimiz, belediyenin emekçileri, çalışanları Türkiye’de başta Silivri olmak üzere İzmir, Afyon, Düzce, Antalya, Gebze cezaevlerinde maalesef büyük bir zulüm görüyorlar. Biz, ilk günden itibaren arkadaşlarımıza güvendik. Dedik ki ‘Gelin, yargılamaları televizyondan yayınlayın. Millet, atılan iftirayı da duysun, bunun karşılığında cevapları da duysun.’ Devlet Bey destekledi, Tayyip Bey de ‘Devlet Bey öyle diyorsa, elbette olur’ dedi. Ama iddianameler çıktı, bunlar sözlerinden caydılar. Çünkü buradan açıklıkla söylüyorum. Erdoğan seçimleri kazanamayacağını anladığı için, gençlik kollarından, kadın kollarından ümidi kestiği için, ana kademesine güvenmediği için bir Yargı Kolları Başkanı bulmuştur. Bir siyasetçiyi, İstanbul’a başsavcı olarak atamıştır. O başsavcının kurduğu düzen, AK Parti’nin kara düzeninin yargıya yansımasıdır. O AK Toroslar Çetesi, bugün adalet dağıtmak değil, iktidara yürüyen Cumhuriyet Halk Partisi’nin kolunu, kanadını kırmanın peşindedir. Ama aldandıkları şudur, biz bir siyasi yürüyüşün, bir makam, mevki beklentisinin değil, 100 yıl sonra bir daha bitap düşmüş bu memlekette hakkı yenmişlerin hakkını almak için, mağdurların, ezenlere karşı ezilenleri savunmak için, ağaçlara, yoksullara gelecek ümidi olabilmek için bir yola çıktık. Bu yol, iktidar yoludur. Ama bu yol, kendimiz için yürüdüğümüz bir yol değildir.
Ben bir bahçıvanın torunuyum. Emekli öğretmenlerin çocuğuyum. Benim amacım bu ülkede yoksulların evlatlarının hayata farkı kapatamayacakları kadar geriden başlamamasıdır. Eğitimde fırsat eşitliğidir. Çocuğun yatağı aç girmemesi, okulu aç gitmemesidir. Okulda çocuğun birinin beslenme çantasında muz, mandalina çıkarken diğerinin kuru ekmeğe bakmamasıdır. Zenginin çocuğu kana kana su içerken yoksulun çocuğunun tuvalet çeşmesine ağzını dayamamasıdır. İşte bu yüzden bizim yürüyüşümüz sarayda oturmanın değil, milleti refaha kavuşturmanın yürüyüşüdür. Ekrem İmamoğlu kolları kendi zengin olsun diye değil, yoksulun çocuğu da huzur bulsun diye sıvamaktadır. Bunun için Cumhuriyet Halk Partisi’nin bir an önce erken seçim talebi vardır.
Karşımızda kendisine ve yaşına bir şey demem ama şunu hatırlatırım. Sayın Erdoğan ben yaştaydı. O gün de Necmettin Erbakan, 70 yaşındaydı. Ona diyordu ki kendi sesi var, ‘Yaş 70, iş bitmiş’ diyordu Erbakan için. O gün Ecevit 74 yaşındaydı. Ecevit hastalandığında ona şifa dilemek yerine diyordu ki ‘Bırak be adam, ne zaman bırakacaksın, o ölünce mi bırakacaksın?’ Bizim siyasetimizde yaşla dalga geçmek yok. Bizim siyasetimizde başbakan yürüyemiyorsa, ayağı sürtüyorsa onunla alay etmek yok. Bizim siyasetimizde yaşa da makama da saygı var. Ama bu ülkede bu iktidardan yılmış 10 milyonlar var. Yoksullar, işçiler, emekçiler ve emekliler var. Bunun için Erdoğan’a söylüyorum. İktidarınız tükenmiştir. Enerjiniz kalmamıştır. Bu ülkeye umut olamıyorsunuz. Bunun için daha fazla kaçmadan seçim sandığını getirip bakın, Çorum ne söylüyor? ‘Ey Erdoğan, adayı bırak, sandığı getir. Adayımı yanımda, sandığı önümde istiyorum.’ Hodri meydan. Çorum’dan yükselen bu ses… Artık kimse Erdoğan’dan da onun iktidarından da ne zam ne de kendisinin sesini duymasını bekliyor. Erdoğan’dan istenen şey artık zam değil, sandıktır. Sandığı istiyor musunuz? Bakın bu sandığı kaybedeceklerini bildikleri için sandıktan kaçıyorlar.
Yaz boyunca attıkları iftiraların bir tekine bile teslim olmadık. Ne dedim? Demişti ki ‘Bir aya kalmaz, insan içine çıkamayacaklar.’ Bakın 10’uncu ayı 20 gün geçti. 319’uncu günündeyim. ‘İnsan içine çıkamaz’ diyordun Erdoğan, Çorum’da milletin içindeyim. Dünya yalan atıyordunuz. Sıra sıra arabalara, lüks arabalara ‘İmamoğlu’nun’ dediler. MHP’li milletvekilinin çıktı. ‘Bin 200 cep telefonu’ dediler, tamamı yalan çıktı. Parkenin arkasından 2 milyon Euro çıktı’ dediler. 2 Euro bile çıkmadı. ‘Para dolu valizler’ dediler, içinden jammer çıktı. ‘Gaziosmanpaşa Belediyesi’nde dolar bulduk’ dediler, kasadan mühür çıktı. Görüntüler yalan çıktı. ‘Gittik, Ordu’da yaylada kasanın içerisinde Euro bulduk’ dediler. Ekrem Başkan'ın korumasının beylik silahının mermileri çıktı. O gün, yazın bu yalanları atanların bugün tekrarladığını duyan var mı? ‘Sıkışınca bazen de yalan atılır’ diyorlar. Erdoğan o gün, ‘İddianame çıksın, yüzünüze bakamayacaklar’ diyordu. İddianame çıktı, Çorum’da 10 binlerin, 100 binlerin yüzüne bakıyorum, gözüne bakıyorum. Ve buradan ilan ediyorum. Cesaretiniz varsa, çıkın karşımıza. Duruşmada canlı yayın, yargılamada tutuksuz yargılama ve siyasette erken seçim istiyorum. Erken seçim için cesareti varsa getirsin.
Yoksa, diyor ya ‘İstanbullular seçti ama Ekrem kötü yönetti, biz içeriye attık.’ Diyorum ki kararı İstanbullular versin. Cesaretin varsa gel, adayını belirle, 29 Mart Pazar günü İstanbul’da seçimleri yenileyelim. Daha önce Başbakan getirdin, yendik. Meclis Başkanı getirdin, yendik. Bakan getirdin, yendik. Kimi getiriyorsan… Ama oğlan ama damat ama bakan, kimi bulursan adayını çıkar, benim adayım belli. Ekrem Başkan için İstanbul’da seçimi yenileyelim tek şartım var. Eğer senin adayın kazanırsa Ekrem Başkan yok, o gün ben de siyaseti bırakıyorum. O gün bırakıyorum. Ama İstanbullu bir kez daha bu haksızlığa ‘dur’ derse, evladını bir kez daha seçerse yakamızdan düşeceksin, erken seçim sandığını getireceksin. Hodri meydan. Ben elimdeki belediyeyi boşaltmaya, kazandığım belediyede seçimleri yenilemeye, millet ne diyorsa ona şapka çıkarmaya hazırım. Bu elimdeki şapkayla Erdoğan’a sesleniyorum. Bu vakitten sonra asla ve asla kaçamazsın. Sandıktan kaçanı, millet kovalar. Ve millet, o sandığı bulduğu gün hesabı sorar. Erdoğan’ı sandığa çağırıyor musunuz? Ona, ‘Erken seçimden kaçma’ diyor musunuz? Peki o sandık gelene kadar onu kovalamaya, erken seçim istemeye var mıyız? Erken seçimde Ekrem Başkanı Cumhurbaşkanı yapacak mıyız? Birlikte miyiz? Beraber yürüyecek miyiz? O zaman hadi bakalım, yolunuz açık olsun, yolumuz açık olsun. Yolumuz, milletin iktidarının yoludur. Yürüyelim arkadaşlar."