Işıner Güngör


Avrupa Birliği’nin Genişlemesi ve Granada Zirvesi

2030 yılına kadar genişlemesi öngörülen AB’ye katılmayı amaçlayan ülkeler şu şekilde sıralanabilir


İki dünya savaşının yaşandığı Avrupa kıtasında yeni savaşların önüne geçmek amacıyla Fransa ve Almanya liderliğinde Avrupa Birliği kurulmuştur. Yaklaşık 80 yıl sonra korkulan savaş tekrardan Avrupa’nın kapısını çalmıştır. Ukrayna’da başlayan savaş Avrupalı devletler arasında Rusya’ya karşıtlık üzerinden kenetlenmeye sebep olmuştur. Hatta Ukrayna’nın Avrupa Birliği’ne üyeliği ile ülkenin güvence altına alınabileceği fikri değerlendirilmeye başlanmıştır. Ukrayna’nın yanı sıra diğer aday ülkelerle Birliğin genişleme stratejileri ele alınıp gelecek projeksiyonları ortaya koyulmuştur. 

Güncel gelişmeler ışığında Ukrayna ve Balkan ülkeleri için dış politik hedeflerin başında dünyanın en büyük siyasi ve ekonomik birliğine üye olmak vardır. Avrupa Birliği ekseninde uygulama alanı bulan politik amaçlar aday ülkelerin iç siyasetinde önemli bir argüman olarak karşımıza çıkmaktadır. 

İspanya’nın Avrupa Birliği dönem başkanlığını yürütmesi sebebiyle AB devlet ve hükûmet başkanları zirvesi Granada şehrinde gerçekleşti. Zirvenin ana gündem maddelerini genişleme ve düzensiz göç oluşturmuştur. Bunların yanında, Rusya-Ukrayna Savaşı sonrasında değişen dinamiklerden hareketle savunma ve enerji sektörlerinde bağımsız politikalar ve gelecek stratejileri yorumlandı. Granada Zirvesi’nde liderler tarafından sonuç bildirgesi olarak bir de deklarasyon kabul edilmiştir.

İlgili zirvede AB Konseyi Başkanı Charles Michel ve Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen’in açıklamalarında genişlemeye yönelik nasıl bir strateji izleneceğinin ipuçlarını bulmak mümkündür. 

Michel AB’nin genişlemesi kapsamında aday ülkelere herhangi bir ayrımcılıkta bulunmayacaklarını belirterek, aday ülkelerin AB’ye hazırlığının yanı sıra Birliği’nde yeni üyelere hazırlığı olduğunun altını çizmiştir. Yeni üyelik çerçevesinde yönetişim ve finansman konularının gelecek dönemde daha ağırlıklı gündeme geleceğini paylaşmıştır.

Von der Leyen ise yaptığı açıklamada Avrupa Birliği olarak 30 veya üstü üyeye sahip olmayı hedeflediklerini belirterek, bunun bir düğmeye basıp gerçekleşecek türden kolay olmadığını aktarmıştır. Hem aday ülkelerin hem de AB’nin belli aşamaları yerine getirmesi gerekliliğinin önemini vurgulamıştır. Genişleme sürecinde sadece aday ülkenin fayda sağlayacağı bir anlayışın olamayacağını, AB’nin de fayda sağlamasını önemsediklerini dile getirmiştir.

Avrupa Birliği’nin genişleme politikaları çerçevesinde ortaya koyulan uygulamaların ne kadar başarılı sonuçlar verdiği aşikârdır. Euro, ortak pazar ve teknoloji devlerine karşı düzenlemeler gibi projeler AB içerisinde geniş bir alanda uygulama alanı bulmuştur. Bu projelerin gücü geniş katılım ve konsensüsten gelmektedir. Bunun yanında, Avrupa Birliği ilk zamanlardaki 6 kurucu üye devletiyle devam etseydi, dünya siyasetinde ve ekonomisinde ne kadar etkili olabilirdi? Bir anlamda kapsayıcı alanın genişliği AB’nin gücünü artıran bir unsur olarak karşımıza çıkmaktadır. Hatta şunu da eklemekte yarar var; bir zamanlar genişlemeye karşı şüpheci yaklaşan Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron yeni genişleme hamlesiyle Avrupa'nın jeopolitik ağırlığının daha da artacağını düşünmektedir.

Günümüz itibariyle Avrupa Birliği için adaylık statüsü elde eden ve adaylık başvurusunda bulunan ülkeler bulunmaktadır. 2030 yılına kadar genişlemesi öngörülen AB’ye katılmayı amaçlayan ülkeler şu şekilde sıralanabilir;

  • Türkiye: 1999 yılından beri resmî olarak adaylık süreci devam etmektedir. Aday ülkeler arasında AB’nin en büyük ticaret ortağıdır. 85 milyonluk dinamik nüfusu ile Avrupa’nın birçok yükselen sektörüne katkı sağlayacak konumdadır. Yönetişim temelli ortak kararların verilememesi sebebiyle üyelik sürecinde duraklama yaşanmaktadır.
  • Kuzey Makedonya: 2005’ten beri adaylığı devam etmektedir. Ülke 2004 yılında AB ile imzaladığı İstikrar ve Ortaklık Anlaşması Batı Balkanlarda ilk olma özelliğini taşımaktadır. Yunanistan’ın ülke ismine yönelik hassasiyeti yüzünden uzun yıllar müzakereler başlatılamamıştır. Makedonya olan ismin Kuzey Makedonya olarak değiştirilmesiyle 2020 yılında katılım müzakereleri AB tarafından olumlu karşılanmıştır. Bulgaristan’ın itirazları neticesiyle müzakereler başlatılamamıştır.
  • Karadağ: 2010 yılından beri resmî adaylığı sürmektedir. 2008 yılında AB üyeliğine başvuran ülkenin müzakereleri 2012 yılında başlamıştır. Açılan 33 müzakere faslından 3’ü geçici olarak kapatılmıştır.
  • Sırbistan: 2012’den beri adaylık süreci yürütülmektedir. 2013 yılında AB ile İstikrar ve Ortaklık Anlaşması imzalanmıştır. Şimdiye kadar 35 müzakere faslından 22’si açılmış olup ikisi tamamlanabilmiştir.
  • Arnavutluk: 2014’ten beri adaylığı sürmektedir. 2009 yılında AB üyeliği başvurusunda bulunan ülke, 2014 yılında adaylık statüsünü elde etmiştir. Katılım müzakereleri ise, Arnavutluk’un yargıda reform, yolsuzluk ve organize suçla mücadele, istihbarat servisleri ve kamu yönetimi ile ilgili şartları yerine getirmesinden sonra 2022 yılında başlamıştır. Bulgaristan’dan kaynaklı olarak müzakereler başlatılamamıştır.
  • Moldova: 2022 yılından beri adaydır. Ülkenin AB ile serbest ticareti kapsayan bir ortaklık anlaşması bulunmaktadır.  Avrupa Komisyonu, Moldova’dan yargısal ve kamu maliyesinde reform, yolsuzluk ve organize suçları engellemesini istemektedir.
  • Ukrayna: 2022 yılında adaylığı başlamıştır. Ülke Şubat 2022’de Rusya tarafından işgal edildikten sonra AB üyeliğine başvurmuş ve aynı yılın haziran ayında adaylık statüsü verilmiştir. 2004 yılında Ukrayna’da meydana gelen “Turuncu Devrim” sonrasında AB ile bütünleşme yolunda ilişkiler gelişmiştir. 2014 yılında Cumhurbaşkanı Viktor Yanukoviç’in AB ile ortaklık ve serbest ticaret anlaşmasını imzalamaması Maidan Devrimi’ne sebep olmuştur. Gelişen ilişkiler neticesinde 2017 yılında AB ile ortaklık ve ticaret anlaşması yürürlüğe girmiştir.
  • Bosna Hersek: 2022 yılından itibaren adaylığı sürmektedir. AB ile 2015 yılında İstikrar ve Ortaklık Anlaşması imzalanmıştır. Avrupa Komisyonu ülkeden demokrasi, hukukun üstünlüğü ve kamu yönetimi konularında reformlar beklemektedir.
  • Gürcistan: Daha adaylık statüsü gerçekleşmemiştir. 2022 yılında AB üyeliği başvurusunda bulunmuştur. 2016’dan günümüze devam eden AB ve Gürcistan arasında ticareti kapsayan bir ortaklık anlaşması bulunmaktadır. AB Komisyonu hukukun üstünlüğü, mahkemelerin bağımsızlığı ve medya özgürlüğü alanında bazı çalışmalarda ilerleme beklemektedir. Bu konulardaki ilerleme sonrasında adaylık statüsü verilecektir.
  • Kosova: Adaylık statüsü bekleyen başka bir ülkedir. 2022 yılında adaylık başvurusu gerçekleştirilmiştir. Avrupa Birliği ile 2016 yılında üyelik yolunda temel teşkil eden İstikrar ve Ortaklık Anlaşması imzalanmıştır. AB ülkelerinin tümünün Kosova’nın bağımsızlığını tanımamaları bir dezavantajdır. 

Avrupa Birliği 2030 yılına kadar üye sayısını artırma hedefindedir. Bu hedef doğrultusunda hem AB hem de aday ülkeler gerekli hazırlıkları yürütmektedir. Kendi finansal yapılarını düzeltecek, ekonomilerini güçlendirecek, sosyal gereklilikleri yerine getirecek ülkelerin adaylığının gerçekleşme olasılığı yüksektir. Sadece siyasi koşullardan ötürü bir ülkenin üyeliğinin gerçekleşmesi mümkün olmayacaktır. Önümüzdeki dönemde kazan-kazan iş birliği modelinin Avrupa Birliği’nin genişlemesinde etkin bir rol oynayacağını öngörmek mümkündür.