Çiğdem Toker


BAE’ye enerji kapitülasyonu neyin diyeti?

Bu imtiyazlar rezervler tamtakırken dolu göstermeye yarayan swapların diyeti mi? Değilse başka nelerin diyeti?


Sözlüklere baktığınızda, geniş anlamda kapitülasyonun “baş eğmek, teslim anlaşması yapmak” anlamlarını taşıdığını görüyorsunuz. Hem kapitülasyon benzeri imtiyazlar verip hem de minnettar olmak hakikaten tuhaf

Yazının başlığında geçen “kapitülasyon” nedir, ne anlama gelir; dilerseniz önce kısaca hatırlayalım.

Kapitülasyon bir devletin, bir anlaşmaya bağlı olarak, başka devletlere tanıdığı iktisadi, hukuki, ticari ve sosyal ayrıcalıklara verilen isim. Osmanlı İmparatorluğu’ndan aşina olduğumuz; İngilizlere, Almanlara, Fransızlara verilen kapitülasyonlar (demiryolu işletmesi mesela) 100 sene önce, Lozan Sözleşmesi ile sona erdirilmişti.

Ama kapitülasyonlar tarihe karışmış değil. Bu kavramı itina ile kullanmaksızın, bambaşka kılık ve isimler altında çağımızda da devam ediyor. Misal, Akkuyu Nükleer Güç Santrali (NGS) nin, Türkiye ile Rusya arasında imzalanan milletlerarası anlaşmaya bakıldığında gerçekte Rusya’ya tanınmış bir kapitülasyon olduğunu, yıllar önce Cumhuriyet’te yayımlanan bir yazımda vurgulamıştım.

Kapitülasyon olgusunu tartışmalı kılan unsuru, kamu gücünü başka bir devlete imtiyaz olarak vermek oluşturuyor. Tam bu noktada, kelimenin kökenine gittiğimizde karşılaştığımız anlam, sorunun gerçek karakterini ortaya seriyor:

“Baş eğmek” demek

Kapitülasyon kelimesinin kökeninde, Latince “caput” olan; yani anlamı “baş” olan kelime var. Sözlüklere baktığınızda, geniş anlamda kapitülasyonun “baş eğmek, teslim anlaşması yapmak” anlamlarını taşıdığını görüyorsunuz.

İşte bu yazıya vesile olan ve geçen hafta TBMM Başkanlığı’na, “uygun bulunmak üzere” sunulan kanun teklifini incelediğimizde, AKP iktidarının Birleşik Arap Emirlikleri’ne (BAE) verdiği bir kapitülasyondan başka bir şey olmadığını görüyoruz. Enerjinin bazı alanlarında BAE’yi ayrıcalıklı kılan başka hiçbir aktöre izin vermeyen, Türkiye’ye bu alanları BAE’ye tahsis etme konusunda adeta görevli kılan çok net ve ayrıntılı maddeler kapitülasyonun yeni bir formuyla karşı karşıya olduğumuzu düşündürüyor.

AKP İstanbul Milletvekili ve TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş’un imzasıyla TBMM Başkanlığı’na sunulan bu kanun teklifi başlığında yazan “uygun bulunma” ifadesinin altını çizelim. Çünkü bu teklif, Türkiye’nin BAE ile geçen temmuz ayında (haberlerini hatırlarsınız, Körfez’e para aramaya gidilmişti ya) imzalanan, stratejik ortaklık çerçeve anlaşmasıyla ilgili. Hatta sadece onunla ilgili.

Adı: “Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Birleşik Arap Emirlikleri Hükümeti Arasında Enerji ve Doğal Kaynaklar Alanında Stratejik Ortaklık Çerçeve Anlaşması.”

10 yıllık yürürlükte kalacak olan anlaşmanın amacı, “enerji ve doğal kaynaklar alanına stratejik ortaklık kurmak ve bu alanda karşılıklı yatırımların arttırılması” diye yazılmış ama maddeleri tek tek okuyup ayrıntılara girdiğinizde, bu amacı çok aşan bir yere vardığını görüyoruz.

Kanun teklifine eklenmiş Anlaşma’nın “Ana Prensipler” başlıklı 3. maddesinin alt 6. maddesi, başka bir maddede sayılmış olan yatırım alanlarını BAE dışındaki her ülkeye ve her aktöre kapatıyor!

Türkiye ile BAE’nin işbirliği alanları diye tanımlanan ve BAE dışında herkese, her şirkete, her ülkeye kapatılan enerji sahaları, 2. maddede şöyle sıralanıyor:

a) Yenilenebilir ve Temiz Enerji

-2500 MW’a kadar deniz üstü rüzgar projesi/projeleri

-3000 MW’a kadar optimize batarya depolamalı karasal rüzgar ve güneş enerjisi projesi/projeleri

-Yeşil hidrojen ve/veya yeşil amonyak üretmek için 5000 MW’a kadar yenilenebilir ve temiz enerji projeleri

-2000 MW’a kadar pompaj depolamaları hidroelektrik santral projesi/projeleri

b) Şebeke ve İletim

-1000 MW’a kadar batarya depolama projesi/projeleri

-Üçüncü ülkelerde enterkonneksiyon projeleri

c) Termik Santraller

-İstanbul Ambarlı’da yer alacak 1200 MW-1800 MW kombine çevrim enerji santrali de dahil olmak üzere, 3000 MW’a kadar kombine çevrim gaz türbini enerji santrali projesi / projeleri

-3000 MW’a kadar temiz ve yerli kömür yakıtlı enerji santral projesi/projeleri

maddenin tam hali

Yenilenebilir enerji alanındaki bu projelerle ilgili olarak, BAE’ye verilecek olan ve adeta kapitülasyon gibi düzenlenmiş imtiyazlar içeren maddenin tam hali ise şöyle:

Türk tarafı, ilgili Proje anlaşması kapsamında belirlenecek sınırlı bir süre için ve sadece söz konusu Projenin uygulanması amacıyla Projeler için gerekli sahayı/sahaları belirleyecek ve tahsis edecektir. madde 4.3’ün amacı doğrultusunda Türk tarafı madde 2.1a, 2.1b ve 2.1c kapsamındaki Projeler kapsamındaki Projeler için uygun sahayı/sahaları işbu Anlaşma’nın yürürlüğe girdiği tarihten itibarın üç (3) ay içinde BAE tarafına bildirecek ve saha belirleme tarihinden itibaren on sekiz  (18) aylık bir süre için veya Taraflarca mutabık kalınabilecek başka bir süre için, Türk Tarafı ve yetkili makamı, BAE tarafı ve tayin edilmiş kuruluşları dışında herhangi bir yatırımcı ile söz konusu Proje için belirlenen sahalar üzerinde herhangi bir Projenin geliştirilmesi için doğrudan veya dolaylı olarak müzakere etmeyecek veya anlaşma yapmayacak veya söz konusu sahanın rakip bir proje için kullanılmasına izin vermeyecektir."

Finansmanı da sağlayacak

BAE, Türkiye’nin kendisine ihalesiz, kayıtsız şartsız tahsis edeceği  bu projeler için finansmanı da sağlamayı taahhüt ediyor. Öte yandan anlaşma TBMM’den geçirilecek bu kanun ile uygun bulununca her iki taraf komite kuracak. Türkiye, BAE’nin alacağı bu projeler için ruhsat, izin, ÇED konularında da ayrıca kolaylık ve destek sağlamayı da anlaşma maddesi olarak metne koydu.

Bitmedi. Türkiye, BAE’ye imtiyaz şeklinde verilecek bu projeler için ulusal iletim sisteminde yeterli kapasiteyi tahsis etme sözü de veriyor.

Yürürlüğe girebilmesi için TBMM’de uygun bulunması gereken bu kanun teklifinin görüşüleceği asli komisyonun “dışişleri komisyonu” olduğunu da not düşelim.

Şimşek “Minnettarız” demişti

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, geçen temmuz ayında BAE’de imzalanan anlaşmaların ardından yaptığı açıklamada, “BAE'nin Türkiye'ye devam eden güçlü desteği için minnettarız” demişti.

Hem kapitülasyon benzeri imtiyazlar verip hem de minnettar olmak hakikaten tuhaf. Türkiye’ye resmen kelimenin tam anlamıyla “baş eğdiren” böyle bir tablo, akla “Bu imtiyazlar neyin diyeti olarak, neyin karşılığında veriliyor?” sorusunu getiriyor.

Yazıyı bitirirken bir gazetecilik tahminini soruya dönüştürelim:

“Bu imtiyazlar rezervler tamtakırken dolu göstermeye yarayan swapların diyeti mi? Değilse başka nelerin diyeti?”

https://t24.com.tr/yazarlar/cigdem-toker/bae-ye-enerji-kapitulasyonu-neyin-diyeti,42840