Güney Rum Kesimi’ndeki Limasol şehrinde bulunan Köprülü Hacı İbrahim Ağa Cami’sine yapılan kundaklama gerçekten yüreğimizi acıttı. Dinler arası diyaloğa ve hoşgörüye sığmayan bu saygısız eylemi kınıyorum.
Dünya’da devletlerin, milletlerin ve bireylerin farklı dini görüşleri olabilir. Uluslararası barış atmosferi içerisinde uyumlu yaşamanın en önemli koşullarından biri farklı kutsal değerlere saygılı davranmaktır. Hem Türkiye’de hem de Kuzey Kıbrıs’ta farklı dini görüşlere yüksek derecede anlayışla yaklaşıldığını içtenlikle söyleyebilirim. Belediyelerimiz sadece camilerimize yardım etmekle yetinmeyip, diğer dinlerin ibadethanelerinin ihtiyaçlarını da karşılamaktadır. Tüm bunların bir sonucu olarak dünya barışı ve huzuru anlamında bizlerin de manevi ve kültürel değerlerimize saygı beklemek hakkımızdır.
Osmanlı İmparatorluğu’nun halen kültürel izlerinin bulunduğu Limasol şehri tarihimizde ayrı bir yeri vardır. 16. yüzyılda Padişah II. Selim’in tahtta olduğu dönemde Kıbrıslı korsanlar yüzünden Mısır’dan yapılan ticarette aksamalar yaşanmaktaydı. Ticaret yollarının güvenliğinin sağlanması ve Akdeniz’de stratejik üstünlük elde edilmesi amacıyla 1570 yılında Lala Mustafa Paşa komutasında 200 gemilik Osmanlı Donanması ile Kıbrıs adasına sefer düzenlenmiştir. Lefteri, Girne ve Lefkoşe’den sonra Limasol hakimiyet altına alınmıştır. Diğer yerleşim yerlerinin de eklenmesiyle sadece Limasol’da değil tüm Kıbrıs’ta Osmanlı tarihi başlamıştır.
Kıbrıs’ın Osmanlı hakimiyetine girmesiyle Türk halkının Ada’ya yerleşimi artmış bunun beraberinde imar projeleri uygulamaya koyulmuştur. Limasol’un önemli şahsiyetlerinden biri olan Köprülü Hacı İbrahim Ağa tarafından 1826 yılında kendi isminde bir camii inşa edilmiştir. Ancak ilerleyen senelerde sel felaketi yüzünden cami tamamen yıkılmıştır. Daha sonra şimdiki halinin 1913 yılında tamamlandığı cami günümüze kadar gönül dünyamızda ve Limasol’da varlığını sürdürmektedir.
Son yaşanan gelişmeler neticesinde, KKTC Cumhurbaşkanımız Sayın Ersin Tatar’ın Köprülü Hacı İbrahim Ağa Cami’sine yönelik provokatif saldırının faillerinin bir an önce yargı karşısına çıkarılması çağrısı Güney Kıbrıs’ta büyük yankı uyandırmıştır. Rum Yönetimi derhal harekete geçerek Rumların lideri Nikos Hristodulidis tarafından konunun derhal araştırılması talimatı verilmiştir.
Kıbrıs’ımızda bize karşı yapılan bu provokatif eylemler ne ilktir ne de son olacaktır. Anavatanımız Türkiye’nin desteğiyle KKTC ülkemiz Akdeniz’de ekonomik ve siyasi gücünü artırdıkça bu tarz bizi tahrik edici hareketlerin oluşması muhtemeldir. Yeter ki bu tarz tahriklere karşı soğukkanlılığımızı kaybetmeyelim. Pusulamız olarak her daim diplomasiyi seçmeli, var olan haksızlıklara karşı tepkimizde dünya kamuoyunun desteğini almaya özen göstermeliyiz.

