Işıner Güngör


Kıbrıs Turizminde Makao Modeli

Özerk ülkelere has bir durum olan durağan politikalar yerine Makao’da uluslararası periferisi geniş politikalar yürütülmektedir.


Birçoğumuz tarafından isminin çok bilinmediği bir yarımada ülkesi olan Makao, Çin Halk Cumhuriyeti’ne bağlı özerk bölge statüsündedir. Büyük liman şehri Guangzhou’nun güneyinde, finans merkezi Hong Kong’un ise batısındadır. Ekonomideki baskın sektörleriyle KKTC’yi andıran ülke, 400 nüfuslu küçük bir balıkçı köyünden 680.000 nüfuslu dev bir turizm ülkesine dönüşmüştür. 

Yıllar içerisinde deniz ulaşımı, ticaret ve turizm ile birlikte önemi daha çok artan Makao, 1999 yılında Portekiz’den Çin’e bağlanmıştır. Çin hakimiyeti ile birlikte ülke yükselişe geçmiştir. Ülkede Çin sosyalist sisteminin etkisinin aksine kapitalist sistem yoğun bir şekilde yaşanmaktadır.

Özerk ülkelere has bir durum olan durağan politikalar yerine Makao’da uluslararası periferisi geniş politikalar yürütülmektedir. Çevre ve Avrupa Birliği ülkeleriyle yakın ilişkiler kurulmaktadır. Yatırımcı dostu bir yer olarak kendini tanıtan ülkede net kârı 75.000 doları aşan firmalar için %12 oranında kurumlar vergisi uygulanmaktadır. Net kârı 75.000 doların altında olan şirketler ise vergiden muaftırlar. Şirket kurulum süresi ise 10 iş gününden az sürmektedir. Makao Patakası adında kendi para birimine sahip olan ülke, para politikasını kendi kontrol etmektedir. Dünya Ticaret Örgütü (WTO) gibi birçok ekonomik teşkilatlara üyeliği sayesinde dünya ekonomisinde ticari faaliyetlerini kolaylıkla yapabilmektedir.

Liberal politikalar temelinde faaliyetlerini sürdüren Makao için kumar endüstrisi ve turizm ekonominin en önemli itici güçleridir. Hâlihazırda, Çin’de yasak olan kumar endüstrisi varlığını Makao’da sürdürmektedir. 

Kumar endüstrisi ülkede Portekiz kolonisi olduğu dönem olan 1962 yılında kurulmuştur. 1999 yılında Çin’e bağlanılmasıyla sektörün yabancı yatırımcılara da açılmasına yönelik girişimler hayata geçirilmiştir. 2002 yılından sonra ise Las Vegas tarzında turizm yatırımları için yabancı yatırımcılara imtiyazlar verilmiştir. Ülke sadece imtiyazlarla yetinmeyip kumar turizmine yönelik altyapı ve tanıtım çalışmalarına da eğilmiştir. Bu girişimler neticesinde Makao yabancı casino operatörlerinin akınına uğramıştır.

Eski kumarhanelerin yerini büyük ölçekli Las Vegas tarzı kumarhaneler ve otel kompleksleri almaya başlamıştır. Çin’de yaşanan ekonomik büyümenin getirmiş olduğu refah olgusuyla Çin’den Makao’ya turist akımı birkaç yıl içinde üç kat artmıştır. 2003’te Çin’den Makao’ya gelen turist sayısı 5,7 milyon iken, 2007 yılında ise 14,9 milyona erişmiştir. 

2002-2013 yılları arasında Makao kumar endüstrisini Las Vegas ölçülerinde geliştirmiş ve sektörden elde edilen gelirlerini muazzam artırmıştır. Hatta gelirler anlamında Las Vegas’tan 7 kat büyüklüğe ulaşılmıştır. Bu yıllar arasında hem Çin hem de dünyadaki ekonomik tedbirler sektörü negatif etkilese de büyüme sürmüştür. 

2008 yılında brüt 13,9 milyar dolar, altın yıl olarak nitelendirebileceğimiz 2013 yılında ise 45,4 milyar dolar brüt gelir elde edilmiştir. ABD Ekonomik ve Ticari İşler Bürosu’nun 2022 Yatırım Raporu’na göre ise 2021 yılında Makao’nun brüt casino geliri 10,82 milyar dolar seviyesinde oluşmuştur. 

2013 yılında Çin anakarasında başlatılan sonraki yıllarda ise daha sıkı uygulanan yolsuzlukla mücadele kampanyası birçok Çin vatandaşını burada cömert harcama yapmaktan caydırmıştır. Endonezya, Malezya, Tayland ve Singapur gibi Asya’daki diğer ülkeler kumar turizmi bağlamında Makao ile rekabete girişmiştir. Çin devletinin sıkı kontrolleri ve diğer ülkelerle rekabet Makao kumar endüstrisindeki gelirleri düşürmeye başlamıştır.

1990’lı yıllarda Türkiye’de yasaklanan kumarhaneler, Kuzey Kıbrıs’a taşınmıştır. Türkiye’de yerleşik vatandaşlar Kıbrıs’a kumar turizmi adında seyahatler gerçekleştirmeye başlamıştır. Şu an itibariyle KKTC yaklaşık 1 milyar dolarlık turizm geliri elde etmekte olup gelirlerin %10-15’lik kısmının kumar endüstrisinden geldiği iddia edilmektedir.

Makao’nun kendi iç dinamikleri bizlere göre bazı farklılıklar taşısa da turizm alanında uygulanan stratejiler Kıbrıs’ımıza örnek olabilir. Makao ile benzerlikler ve farklılıklardan hareketle, Kıbrıs’ımızda ekonomik performansın iyileştirilebilmesine yönelik bazı adımlar atılabilir.

Makao gibi Kıbrıs’ta da kumar turizmi ekonomide önemli bir yer kaplamaktadır. KKTC gerçekten kumar turizminde gelişmek istiyor mu? Ya da geçiş amaçlı mı bu sektörde devam edilmek istenmektedir? KKTC’nin hedeflerinde kumar turizminde gelişme varsa şu durumlara özen göstermelidir.

KKTC kumar turizmi anlamında Türkiye ve bölge ülkelerindeki turist akımına bağlıdır. Küresel anlamda bir kumar merkezi olma iddiası varsa Makao’nun tarihinde olduğu gibi dünyanın büyük casino operatörlerine izinler verilmelidir. Yereldeki casino ve otel sahiplerinin ticari açıdan zarar görmesi istenmiyorsa küresel/yerel ortaklıklar oluşturulabilir.

Küresel casino operatörlerinin portföyünde binlerce kumar tutkunu müşterileri bulunmaktadır. Turizm acentaları ve havayolu firmalarıyla da yakından çalışan casino operatörleri, portföyündeki müşterilerin tercihlerinde etkilidirler. Müşterilerini Kıbrıs’a yönlendirebilirler.

Müşterilerin yoğunluklu bulunduğu ülkelerden charter ya da tarifeli uçuşlar koyulması mümkündür. Operatörler tarafından havayolu firmalarına satılamayan biletleri alım garantisi verilerek uçuşları başlatmaları yönünde teşvik verilebilir.

Küresel casino operatörlerinin yeni inşaat projelerini uygulayacak alanların belirlenmesi önemlidir. Gerekirse ayrı bir yerleşim bölgesinde tüm casinoların toplanacağı bir yer seçilmelidir. Yerlerle ilgili sıkıntı yaşanıyorsa ve ilerleyen yıllardaki turizm yatırımlarını da göz önünde bulundurarak deniz alanları doldurulmalıdır.

Küresel turizm yatırımlarının artmasıyla Ada’ya yabancıların yerleşmesi ihtimallerini göz önünde bulundurarak düşük ve orta gelir grubundaki vatandaşlarımız için düşük fiyatlı, geniş ödeme süreli konut projeleri ortaya koyulmalıdır.

Küresel operatörlerin desteğiyle kurulacak turizm komplekslerinde çalışacak olan kişilerin seçiminde Kıbrıslı vatandaşlarımıza öncelik verilmelidir. Çalışanları mağdur etmeden dünya standartlarında ücret belirlenmelidir. Böylelikle hizmetlerdeki kalitenin ilk adımı sağlanmış olacaktır. 

Turizm sektöründe çalışmalar yürüten küçük ve orta boy işletmelere (KOBİ) gereken finansal destek verilerek kendilerini büyütme imkânı sağlanmalıdır. İşletmelerin büyüklükleri ve iş faaliyetleri dikkate alınarak ekonomide liberal politikalar eşliğinde planlama yapılmalıdır.

Turizmi kumar endüstrisi adı altında sınırlandırmadan kongre, sergi, konferans ve spor gibi etkinliklerinde yer aldığı turizm faaliyetleri yürütülmelidir. Deniz kum güneş üçlüsünün yanı sıra Kıbrıs’ımızın tarihi ve kültürü üzerinden de turizm projeleri geliştirilmelidir.

Ada ülkelerinde tek sektöre bağlı olmanın verdiği riski bertaraf etmek önemlidir. Sadece turizm sektörüne bağlı kalmadan finans, tarım ya da Ada’ya uygun sanayi türleriyle ekonomiyi çeşitlendirmeliyiz. Sektörel çeşitlenmeyi sağlamak konjonktürel ekonomik risklere karşı bizi hazırlıklı tutacaktır. Ayrıca sektörel çeşitlenmeyle sadece ekonomik risklere dayanıklılığımız artmayacak, sürdürülebilir kalkınma ve refah da ülke ekonomisinde egemen kılınacaktır. 

Hayatta bireylerin ve ülkelerin gelecek kararları tercihlere dayanmaktadır. Kumarın sosyal çöküntülere, kişilerin maddi tükenişlerine sebep olduğu herkes tarafından bilinmektedir. Sadece sosyal açıdan olmayıp, dolaylı açıdan da olumsuz makro etkilerin ortaya çıktığı aşikârdır. En değerli hazinemiz olan vatandaşlarımızın bu konu hakkında bilinçlendirilmesi hususuna ayrı önem göstermeliyiz.