Dünya tarihinde gerçekleştirilen birçok deney ve girişim çerçevesinde hava araçları üretilmiş ve hava araçlarının aktif bir şekilde insan yaşantısında yerini almasıyla küresel anlamda bir hareketlilik meydana gelmiştir. Modern anlamda ilk üretilmiş uçaklar askeri amaçlar doğrultusunda kullanılmış olup dünyadaki savaş atmosferinin yerini barışa bırakması ve artan refah ile birlikte ticari hava taşımacılığı başlamıştır. Bu etmenlerin yanında dünyadaki kitle turizm hareketinin doğması ticari havacılığın gelişmesini teşvik etmiştir. Uluslararası hava taşımacılık faaliyetlerinin yükselişe geçmesi, sınır ötesi hareketlilik, turistik ve kültürel etkileşimin artması gibi nedenler dünyada küreselleşmeyi ortaya çıkarmıştır.
Hava taşımacılığı teknolojik, siyasi ve ekonomik değişimlerden kolaylıkla etkilenebilen ve günün koşullarına göre kendini hızlı bir şekilde dönüştürebilen sektördür. Başta ekonomik sebepler, turistik ihtiyaçlar ve pazarda gerçekleştirilen liberalleşme uygulamalarıyla birlikte dünya genelinde faaliyet gösteren havayolu şirketlerinin artışıyla bilet fiyatlarında büyük düşüşler gerçekleşmektedir. Bu sebeplerin sonucunda hava taşımacılığına olan talep artmaktadır. Buna keza, dünya genelinde orta sınıfa dahil olan nüfusun artış göstermesi, yükselen yaşam standardı, yeni havayollarının pazara girişi, düşük bilet fiyatları, ekonomik gelişmenin tüm dünyaya yayılması ve artışıyla birlikte gelecek yirmi yıl içerisinde tüm bölgelerde havayolu trafiğinde büyüme beklenmektedir.
Gelecek yıllarda havayollarının operasyonları içerisinde en büyük maliyet kalemi olan petrol ve jet yakıtı fiyatlarının yükseleceği beklentisi, havayolu şirketlerinin filolarını petrol verimliliği olan uçak modelleriyle modernize etmelerini teşvik edecektir. Petrol verimliliğine sahip uçakların filoda kullanılmasıyla şirketler kârlarını daha fazla maksimize edecekleri gibi doğal kaynakların kullanımı konusunda çevreye daha fazla duyarlı davranış göstermeye başlayacaklardır. Hava taşımacılığına olan talep artışı beklentisini gündemlerinde tutan havayolları, gelecek yıllarda filolarını miktar olarak genişletmek zorundadırlar. Ayrıca şu an havayollarının filolarında bulunan uçakların boyutları farklılıklar göstermektedir. Bu farklılıkta en önemli neden, bulundukları bölgedeki hava taşımacılığına olan talep durumudur. Şirketler bir yere seferlerini düzenlerken ortalama uçak doluluk oranı ve talep durumunu göz önünde bulundurarak uçak tipini belirlemektedirler. Slot sıkıntısı yaşanan hatlarda yolcu kapasitesi geniş uçaklar tercih edilerek bu sorun aşılmaktadır. Bunların sonucunda, Ortadoğu’daki havayolu şirketleri büyük uçak modellerini kullanırlarken, Orta Amerika ülkeleri küçük modelleri seçmektedirler.
1990’lı yıllarda dünyada Avrupa ve Kuzey Amerika’nın hâkim konumunda gerçekleşen hava taşımacılığı faaliyetleri Asya – Pasifik ve Ortadoğu’da bulunan ülkelerin ekonomik güçlerini elde etmeleri, dünya ekonomisinde ve ticaretindeki ağırlıklarını artırmalarıyla birlikte hâkim konumunu bu coğrafyadaki ülkelere devretmiştir. Şu an dünya genelindeki yolcu trafiğinin büyük bir bölümü Türkiye, Asya – Pasifik ve Ortadoğu bölgelerinde gerçekleştirilmektedir. Gelecek yıllarda bahsedilen bölgelerdeki yeni altyapı yatırımlarıyla bu yoğunluğun daha da artması beklenmektedir.
İlk başlarda havayollarının kurulum ve işletim maliyetlerinin yüksekliğinden dolayı havayolu şirketleri devlet eliyle kurulmuş ve bayrak taşıyıcı statüde uçuşlarını düzenlemişlerdir. Bayrak taşıyıcı olan tam servis havayollarının pazardaki tekel yapısı, önce dünyadaki turistik faaliyetlerin gelişmesiyle ortaya çıkan charter havayolları ve daha sonrasında maliyet avantajı sağlayarak ucuz bilet sunan düşük maliyetli havayollarıyla kırılmıştır. Havayolu iş modeli olarak dünyada yeni yeni etkinliğini sağlayan düşük maliyetli havayolları hem tam servis hem de charter havayollarının ciddi paylarını ele geçirmişlerdir. Bununla birlikte sektörün global ölçekte gelişmesi ve ülkelerdeki işlerliğinin artmasıyla düzenleyici kuralar koyan ve koyulan kuralları denetleyecek çatı kurumlara ihtiyaç duyulmuştur. Chicago Sözleşmesi olarak bilinen Uluslararası Sivil Havacılık Konferansıyla dünyadaki sivil havacılığın genel kuralları belirlenmiştir. Bu konferans sonrasında havacılıkla ilgili kurallar koyan ve bunların denetimini sağlayan kurumlar faaliyetlerine başlamıştır.
Hava taşımacılığı sektörü, her on beş yılda bir kendisini iki kattan fazla büyütmektedir. Aviation Benefits internet sitesinin verdiği bilgiler çerçevesinde havacılık endüstrisi dünya toplam gayri safi yurtiçi hasılası içindeki payı yaklaşık %4,1 düzeyinde olup ekonomiye 3,5 trilyon dolar katkı sağlamaktadır. Havacılığın global ekonomideki ağırlığı çoğu temel sektöre göre fazladır. Bunun yanında, dünyada doğrudan ve dolaylı olarak toplam 87,7 milyona yakın istihdam oluşturmaktadır. İlgili sektörde var olan eğitim seviyesi yüksek ve nitelikli çalışanlar diğer sektör çalışanlarına göre yaklaşık %3,5 kat verimli çalışmaktadır. Ayrıca hükümetler sektörden vergi geliri olarak önemli kazançlar elde etmekte ve kamu açıklarını kapatıp sosyal harcamalarını finanse etmektedirler.
Dünyadaki turist akımının büyük bir kısmının hava taşımacılığını tercih etmesi ve bunun yanında sunduğu hız avantajı turizm destinasyonlarını havayolu taşımacılığına bağlı kılmaktadır. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin de bir ada olması sebebiyle havayolu taşımacılığı ülke için ayrı bir önem arz etmektedir. Hâlihazırda, Türkiye merkezli havayolu firmaları Ada’ya direkt seferler düzenlemektedir. Bunun yanında Kıbrıs merkezli kurulan ve bu yıl faaliyetine başlayan yerel havayolu firmasıyla Ada’nın havayolu ulaşımına katkı sağlanmıştır. 450 milyon Euro’ya mal edilen ve bu yıl açılışı gerçekleştirilen Yeni Ercan Havalimanı havayolu firmalarına ve turistlere uluslararası standartlarda hizmet sunmaya başlamıştır. Kısaca, Ada’da havayolu ulaşımının güçlendirilmesine yönelik çalışmalara devam edilmektedir.
Hava taşımacılığı ve ekonomi arasında yadsınamaz bir ilişki bulunmaktadır. Hava taşımacılığında yaşanan gelişmeler ekonomiyi olumlu şekilde etkilemektedir. KKTC’ye sefer düzenleyen havayolu şirketi sayısının artmasıyla piyasada rekabet ortamı oluşacaktır. Artan rekabetle bilet fiyatları düşecek, düşen bilet fiyatları yurtdışından Kıbrıs’a turizm talebini artıracaktır. Zincirleme etki ile konaklama tesislerinde oluşacak yoğunluk yatırımcıları yeni otel projelerine teşvik edecektir. Yeni projeler yatırım iklimine neden olurken ülke genelinde ise istihdamı artıracaktır. Yeni işletmeler ve buralarda çalışanlar yoluyla kamu maliyesine vergi geliri sağlanacaktır. Vergi gelirleri kamunun harcamalarını rahatlatacaktır. Döngüsel ekonomik aktiviteler istikrara sürdürülebilir bir boyut kazandıracaktır.
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, son yıllarda Türkiye’nin desteğini alarak göstermiş olduğu çabayla Azerbaycan ve diğer Türk devletleri ile diplomatik ilişkilerini güçlendirmiştir. KKTC Heyeti’nin Azerbaycan’a yaptığı son ziyaret uluslararası arenada büyük yankı uyandırmıştır. İkili görüşmelerde birçok proje üzerinde fikir birliğine varılmıştır. Yakın vadede peyderpey projelerin devreye girmesi tahmin edilmektedir. Bu projeleri Azerbaycan ve KKTC arasında başlatılacak direkt uçuşlarla perçinleyebilsek iki devlet arasındaki ilişkilerin daha da gelişmesi mümkündür. Türkiye’den yapılan uçuşlara ek olarak Azerbaycan’dan yapılabilecek uçuşlar KKTC’nin erişilebilirliğini artıracak, diğer ülkelerden uçuş başlatılması konusunda referans olacaktır. Ülkelerden KKTC istikametine açılacak yeni uçuş hatları başta turizm sektörü olmak üzere Ada’nın ekonomisi üzerinde olumlu bir etki meydana getirecektir.

