Hayatımda hiç unutmayacağım filmlerden biri, Steven Spielberg’in “Casuslar Köprüsü” filmidir. Tavsiye ederim. Soğuk Harp dönemidir. Rusya ve komünizm baş düşmandır. Amerika’da komünist Rusya’nın bir casusu yakalanmıştır. Ünlü oyuncu Tom Hanks’in canlandırdığı Av. Donovan, casusun savunmasını üstlenir.
Tepkilerle karşılaştığında şöyle bir cevap verir:
“Bizim medeniyetimizin üstün değerlerinden biri savunma hakkı değil midir?”
İnsanlık tarihinden, özellikle de faşizm ve komünizmden çıkarılan dersler hukukta “savunma hakkı… adil yargılanma hakkı” gibi değerlerin hem yüksek felsefi düzeyde hem ileri hukuk tatbikatında gelişmesini sağladı.
ANAYASA’NIN MAHKEMESİ
Bu gelişmenin temel belgelerinden biri, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’dir.
Ak Parti iktidarı Sözleşme’yi 2004 yılında Anayasa’ya koydu, 2010 yılındaki “Yetmez ama evet” referandumuyla, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ni uygulama görevi Anayasa Mahkemesi’ne verildi.
O dönemde Başbakan Erdoğan, Sözleşme’yi ve AİHM içtihatlarını esas alan AYM ile “iftihar ettiğini” söylüyordu. (25 Nisan 2014)
İzleyen yıllarda Erdoğan’ın aynı AYM’yi suçlayan, hatta “AYM kararına uymuyorum, saygı da duymuyorum” diye konuşmaları oldu. (28 Şubat 2016)
Ve, Meclis Başkanlığı, Can Atalay olayında AYM kararını uygulamayı reddetti! Belirli davalarda ceza mahkemeleri, tabii HSK’dan cesaret alarak AYM kararlarını uygulamıyorlar.
Tayfun Kahraman’ın suç işlediğini gösteren hiçbir delil olmadan mahkûm edildiğini tespit eden AYM kararını, mahalli mahkeme reddetti!
Önceki Adalet Bakanı Abdülhamit Gül, “AYM kararları yargıyı da bağlar” demişti. (17 Kasım 2020)
Şimdi Adalet Bakanı ve HSK Başkanı Yılmaz Tunç’a tarih önünde soruyorum: AYM kararları mahkemeleri bağlar mı? Bağlamazsa, sözün bittiği yerdir. Bağlarsa HSK Başkanı olarak bir açıklama yapar mısınız?
SİLİVRİ GÜNLÜĞÜ
Bugünlerde İBB soruşturması tutuklularından Doç. Dr. Buğra Gökce’nin Silivri günlüğü olan “22 Metre Kare Gökyüzü” kitabını okudum. Aslında çok geciktim çünkü hukuk tarihimizle ilgili bir araştırma yapıyorum, fazlaca meşgulüm.
Hatırlarsınız Gökce, 28 Mayıs’ta cezaevinde yapılan nikah töreniyle Filiz Kahveci ile evlenmiş, şahitliğini de Özgür Özel yapmıştı. Kitabın o bölümünden bilhassa duygulandım.
Hapishanede evlenmek, sonunda temize çıkacaklarına inancın ve hayata dört elle sarılmanın bir örneğidir.
Ben de 12 Eylül döneminde MHP davasında 14 ay hapis yatmıştım, o psikolojiyi iyi bilirim.
Gökce gibi birinci sınıf şehir plancısı bir bilim insanı neden tutuksuz yargılanmaz. Kendisi gelip teslim olmuş, kaçacak ise niye geldi? İddianamesi açıklandığına göre deliller de toplanmıştır. Tutukluğun devamını gerektirecek hukuki bir sebep yok. Zaten Adli Kontrol müessesesi de tutuklamaları asgariye çekmek için “Avrupa Birliği Standartları” olarak kanunumuza girmiştir.
Bu bir emsal, böyle pek çok insan var ‘içeri’de.
YARGI VE SİYASET
Buğra Gökce’nin savunması şöyle:
“Kendi ayağımla emniyete gittim. İfadem alınırken 7 suçlama yönelttiler. 6’sında İstanbul’da bile değildim. Rüşvet suçlaması yönelttiler. İddianame açıklanınca gördük ki rüşvet suçlaması da ortadan kalktı. İhaleye fesat karıştırma dediler. 4 suçlamada yine İstanbul’da bile değilim. Kalanlarda ise ihaleye fesat karıştırmam mümkün değil. Sorumlu değilim. Yapılan ihaleler önceki dönem yapılan ihalelerin aynısı. İhale açılmış, ihale komisyonu belli, yetkililer belli, ihaleyi Belediye iştiraki kazanmış…”
Bilhassa “Yapılan ihaleler önceki dönem yapılan ihalelerin aynısı” cümlesine dikkat çekerim. Avrupa Komisyonu’nun 2025 İlerleme Raporu’nda şöyle deniliyor:
“Yargı yürütmenin kontrolü altındadır… Yargı, defalarca yanlı davranarak, muhalif figürleri ve seçilmiş yetkilileri hedef almış ancak iktidardaki koalisyonun yetkililerine karşı benzer bir eylemde bulunmaktan kaçınmıştır.” (s. 4-5)
Ve işte yatırım gelmiyor. İşte hukuk endekslerinde yerimiz ortada.
2023 yılında kişi başı gelirimiz 25 bin dolar olacaktı, 2026 başında 16 bin dolarla övünüyoruz! Bizim kulvarımızda, bizim gibi enflasyonu ve bozuk gelir dağılımı olan başka ülke yok.
Adalet elbette mülkün temelidir; adalete bakarak mülkün, mülkün bu durumuna bakarak adaletin halini görmek mümkün.
https://www.karar.com/yazarlar/taha-akyol/mulkun-temeli-1606542

