Turizm sektörü, doğrudan insan emeği ve hizmet kalitesi üzerine inşa edilmiş stratejik bir alandır. Nitelikli personel, hizmet kalitesini artırarak işletmelerin birim maliyetlerini düşürmekte, gelir ve marka değerini yükseltmektedir. Ancak özellikle pandemi süreciyle birlikte sektör, ciddi bir nitelikli iş gücü kaybı yaşamıştır. Bu makalede, turizm sektöründe nitelikli personel eksikliğinin nedenleri, sektöre ve ülke imajına etkileri ele alınmakta; kamu, yatırımcı ve eğitim kurumlarına düşen sorumluluklar çerçevesinde çözüm önerileri sunulmaktadır.

Turizmde Nitelikli Personelin Önemi
Nitelikli turizm personeli, sunduğu hizmet kalitesi sayesinde işletmelerin operasyonel verimliliğini artırmakta ve maksimum gelir elde edilmesini sağlamaktadır. Turizm, ürünün değil hizmetin ön planda olduğu bir sektördür ve bu nedenle insan kaynağı, sektörün en temel sermayesidir.
Pandemi sürecinde turizm sektörü ve turizm çalışanları en ağır darbeyi alan alanlardan biri olmuştur. Özellikle lüks segmentte faaliyet gösteren büyük ölçekli işletmeler, vizyoner yatırımcı ve yöneticiler sayesinde bu süreci eğitimlerle değerlendirmiş; kalifiye personelini koruyarak hem insan kaynağını hem de hizmet kalitesini muhafaza edebilmiştir. Buna karşılık küçük ve yalnızca kısa vadeli gelir odaklı işletmeler, bu krizden ağır kayıplarla çıkmıştır.

Sektörde Nitelikli İş Gücü Kaybının Nedenleri
Pandemi sonrası süreçte, lüks segment dışında çalışan birçok nitelikli turizm personeli sektöre küsmüş ve farklı iş kollarına yönelmiştir. Günümüzde turizm eğitimi almış lise ve üniversite mezunu personel sayısı son derece sınırlıdır.
Bu durumun temel nedenleri şu şekilde özetlenebilir:
Düşük ücret politikaları
Ağır ve düzensiz çalışma koşulları
Bayram ve tatil dönemlerinde zorunlu vardiya sistemi
İş güvencesinin zayıflığı
Sektörün krizlere aşırı duyarlı olması
Turizm sektörü, en ufak bir ekonomik, siyasi veya sağlık krizinden doğrudan etkilenmekte; bu durum hem yatırımcı hem de çalışan açısından güvensizlik yaratmaktadır.
Eğitim – Sektör İş Birliğinin Önemi
Turizm sektörünün sürdürülebilirliği için akademik eğitime yatırım yapılması ve nitelikli akademisyenlerin yetiştirilmesi büyük önem taşımaktadır. Üniversitelerin eğitim kalitesini artırması ve turizm işletmeleriyle ortak çalışma kurulları oluşturması gereklidir.

Öğrencilerin:
Okulda edindikleri teorik bilgileri,
Turizm işletmelerinde uygulamalı olarak pratiğe dökmeleri,
hem bireysel gelişimleri hem de sektörün nitelikli personel ihtiyacının karşılanması açısından kritik önemdedir. Teori ile pratiğin doğru biçimde buluşması, hizmet kalitesini ve sunulan hizmetin değerini doğrudan artıracaktır.
Ne yazık ki günümüzde bu konu, yabancı dil eğitimi gibi yeterince ciddiye alınmamakta; bunun sonucunda her yıl onlarca turizm mezunu sektörde tutunamayarak farklı alanlara yönelmektedir.
Devlet ve Yatırımcıların Sorumluluğu
Turizm, ülke ekonomisine sağladığı döviz girdisi ile cari açığın kapanmasında hayati bir role sahiptir. Bu nedenle devletin turizm yatırımlarını artırması, yatırımcıyı daha güçlü şekilde desteklemesi gerekmektedir.
Devletin:
KDV başta olmak üzere vergi teşviklerini artırması,
İstihdam desteklerini genişletmesi,
Turizmi stratejik sektör olarak ele alması,
zorunluluktur. Mevcut destekler, sektörün taşıdığı öneme kıyasla yetersiz kalmaktadır.
Öte yandan, nitelikli personel yetiştirmek yalnızca eğitim kurumlarının değil, turizm yatırımcılarının da sorumluluğudur. Gelirini artırmak isteyen yatırımcı, bunu ancak nitelikli personel ile sağlayabilir. Bu bilince sahip işletmelerin, rakiplerine kıyasla gelirlerini üç ila beş kat artırabildiği açıkça görülmektedir.
Ücret Politikaları ve Personel Sirkülasyonu
Sektördeki en önemli sorunlardan biri de nitelikli personel bulamama şikâyetidir. Bunun temel nedeni ise düşük ücret politikalarıdır. Bu durum iki büyük soruna yol açmaktadır:
Niteliksiz personel ile çalışmak
Sürekli personel sirkülasyonu yaşamak
Bu iki sorun, verilen hizmetin kalitesini doğrudan düşürmekte; misafir memnuniyetsizliği internet yorumlarına yansımakta ve satışları olumsuz etkilemektedir. Oysa gelir artışının temel şartı misafir memnuniyetidir ve bu da ancak donanımlı personel ile mümkündür.
Unutulmamalıdır ki ürün ne kadar kaliteli olursa olsun, onu temsil eden insandır. Turizm bir hizmet sektörüdür ve eğitimli, kalifiye insan gücü olmadan sürdürülebilir başarı mümkün değildir.
Değerlendirme
Hizmet sektöründe faaliyet gösteren tüm turizm işletmeleri, sürdürülebilir başarı ve güçlü bir ülke imajı için mesleki eğitim almış, nitelikli ve mesleğini seven turizm profesyonellerine ihtiyaç duymaktadır.
Nitelikli personelin etkisi yalnızca çalıştığı işletmeyle sınırlı değildir. Tesisten memnun ayrılan bir misafir, aynı zamanda ülkeden de memnun ayrılmakta; çevresine aktardığı olumlu deneyimler ve internet yorumlarıyla ücretsiz ve son derece etkili bir tanıtım sağlamaktadır.
Türkiye’nin düşük fiyatlı turizm anlayışından uzaklaşıp, kaliteli hizmet ve nitelikli personel odaklı bir modele geçmesi kaçınılmazdır. Sahip olduğumuz eşsiz tesisleri ve doğal kaynakları, hak ettikleri değerle pazarlamak ancak bu anlayışla mümkün olacaktır.
Çözümler ve Hedefler
Ücretlerin artması için servis fiyatları yükselmeli; bunun için arz-talep dengesi sağlanmalı, doluluk oranı belli seviyeye ulaşmadan yeni tesislere izin verilmemeli
Yerel yönetimler ile sektör bileşenleri ortak projeler üretmeli
Pandemi nedeniyle sektörden uzaklaşan nitelikli personel yeniden sektöre kazandırılmalı
Taşeron personel istihdamı sınırlandırılmalı
Turizm meslek liseleri artırılmalı, yabancı dil eğitimi sektörel pratiğe uygun verilmeli
İstihdam teşvikleri güçlendirilmeli
Turizm Meslek Yasası çıkarılarak sertifikasyon ve belgelendirme zorunlu hale getirilmeli
Dr. Yüksel Türemez
Murat Tüzel
CHP İstanbul İl Başkanlığı
Turizmden Sorumlu Komisyon Başkanı
Şişli Kent Konseyi Turizm Komisyon Başkanı
Dünya Seyahat Gazetecileri ve Yazarları Federasyonu Üyesi

