Arslan Bulut


'Türkiye ittifakı'nın temeli ve partiler

Arıkan, “Türkiye’de problem kaynak eksikliği değil; mevcut kaynağın adil paylaşılmamasıdır.” dedi ve emeklilere toplam 65 milyarlık maaş artışı verilirken bir ayda 455 milyar lira faiz ödendiğini hatırlattı.


38 yıldır faaliyet gösteren İstanbul Suriçi Grubu'nun, Topkapı Akgün Otel'de düzenlediği geleneksel İstanbul toplantısında Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan'ı dinledik. Beni toplantıya, grubun başkanı Nedim Abi davet etti. Toplantıya, parti yöneticileri ve milletvekilleri ile birlikte eski İstanbul Valisi Hüseyin Avni Mutlu da katıldı.

Önce bir özet yapayım sonra kendi görüşlerimi belirteyim:

Arıkan, önce, İsrail'in kurulduğu tarih olan 1948'den beri, bölgede ve dünyada meydana gelen savaşları tek tek hatırlattı ve “Savaşların yüzde 74'ü bize yakın coğrafyada ve çoğunlukla Müslüman ülkelerde yaşanıyor. İkiz Kuleler saldırısı sonrası bölgemiz yeniden düzenleniyor. Afganistan işgali, Arap Baharı süreci ve Suriye iç savaşı, bu planın parçalarıdır. Savaşları kim çıkarıyor, silahların parasını kim ödüyor, tetiği kim çekiyor? Bu üç soruya dürüst cevap verdiğimizde dünya siyasetinin hangi merkezlerden yönlendirildiğini daha net görürüz. Diğer taraftan, birçok ülke, ağır borç yükü altında ezilirken, uluslararası kuruluşlar, karar alabilen ama uygulama iradesi gösteremeyen yapılara dönüştü. Son dönemde ABD, uluslararası anlaşmalardan geri çekilerek, uluslararası düzeni altüst etti. Epstein olayında da görüldüğü gibi dünya, yaşanmaz bir hale geldi ve kendisini büyük olarak adlandıran ülkelerin de bu yaşanan sıkıntılar karşısında çözüm üretemediklerini görmüş olduk." diye bir dünya turu yaptı.

***

Arıkan, Türkiye’nin de büyük sorunları bulunduğunu belirterek, “Türkiye’nin bir özgürleştirme hamlesine acilen ihtiyacı var; adaleti, inancı; insanımızı, ekmeği (ekonomiyi), dış politikayı ve umudu özgürleştirmek gerekir" diyerek konuşmasını bu başlıkların açılımını yaparak sürdürdü.

“Hâkimlerimizin sadece dosyalarına, anayasal hükümlere ve vicdanlarına göre karar verebildiği bir sistem kurmak zorundayız. Savcılarımızın topladıkları delillerle özgürce hareket edebildiği bir düzen inşa etmek mecburiyetindeyiz” ifadelerini kullanan Arıkan, adalet mekanizmasının farklı kesimlere göre farklı işlediği algısının toplumdaki güveni sarstığını belirtti.

Arıkan, “Türkiye’de problem kaynak eksikliği değil; mevcut kaynağın adil paylaşılmamasıdır.” dedi ve emeklilere toplam 65 milyarlık maaş artışı verilirken bir ayda 455 milyar lira faiz ödendiğini hatırlattı.

***

Arıkan, Yeniden Refah Partisi ile yürütülen temaslara ilişkin soruya cevap verirken “Siyasi partilerin birleşmesi tek başına anlamlı değil. Sağlam temelleri atılmış bir yapı kurmak gerekiyor. Muhalefette güçlü olmak yerine, iktidarda güçlü olmanın birlikteliklerini sağlamaya çalışıyoruz. Şu an temel aşamasındayız” dedi.

Arıkan, Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Fatih Erbakan’ın Saadet Partisi’nde uzun yıllar görev yaptığını hatırlatarak “Güzel temaslarımız var, diyaloglarımız var. Ancak hedef, muhalefette bir Milli Görüş bloğu oluşturmak değil; iktidar olan bir Türkiye İttifakı’nı temin edebilmek” diye konuştu.

***

Arıkan'ın dünyada ve Türkiye'de yaşanan olaylara bakış açısı çözüm odaklıydı ancak, "Devlet kavramının içi boşaltıldı. Kürt, Alevi terör sorunu gibi sorunlar çözülemedi" dedikten sonra, "Bu ülkede Türklerin ne kadar hakkı varsa Kürtlerin de o kadar hakkı var anlayışına gelmemiz gerekir" diye konuşması, Cumhuriyetin kuruluş felsefesine uygun düşmüyor.

Soruna bu mantıkla yaklaşmak, “Çerkezlerin de Gürcülerin de Arapların da Boşnakların da Arnavutların da Lazların da o kadar hakkı vardır"a götürür ki, bu çözümleme, Türkiye'yi ulus devlet olmaktan çıkarır ve kısa zamanda paramparça eder. O zaman “Türkiye çatısı” altındaki bu etnik gruplar da varlıklarını sürdüremez hale gelir.

Birinci paylaşım savaşının hedefi, Kızılırmak’ın Batısını Yunanistan, Doğusunu Ermenistan yapmak değil miydi?

***

Türkiye'yi halen bir arada tutan, Atatürk'ün “Türkiye Cumhuriyeti'ni kuran halka Türk Milleti denilir” tanımındaki, Cumhuriyetin temeli olan anlayıştır.

Anayasa’nın 10. maddesine göre “Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir."

Öyleyse, "şu etnik kökenin de bu etnik kökenin de o kadar hakkı vardır" demek yerine, Anayasa gereği, bugünkü Türkiye nüfusunun tamamını “Türk Milleti"” olarak kabul etmek, Türkiye'yi etnik tuzaklara düşmekten korur. Böyle yapılmazsa, her etnik gruba bölge bölge tapu vermek gerekir ki bu da ülkeyi parçalanmaya götürür. Prof. Dr. Ahmet Bican Ercilasun'un dediği gibi “Sorun, tapu sorunudur!” Dolayısıyla, Mahmut Arıkan’ın, Fatih Erbakan’ın, “Milli Görüş”çülerin veya bütün siyasi partilerin artık bu konuda sağlam bir temel üzerinde hareket etmesi gerekir. Atatürk’ün dediği gibi Türk gençliğinin birinci vazifesi, Türk istiklâlini, Türk Cumhuriyeti'ni, ilelebet muhafaza ve müdafaa etmektir. Mevcudiyetinin ve istikbalinin yegâne temeli budur. Bu temel, Türk gençliğinin en kıymetli hazinesidir.

Siyasetteki “Türkiye ittifakı” da ancak bu temel üzerinde kurulabilir.

https://www.yenicaggazetesi.com/turkiye-ittifakinin-temeli-ve-partiler-1001487h.htm