Ülkeler arasında birtakım nedenlerle savaşlar yaşandığına son yıllarda tanık oluyoruz. Savaşlar yüzünden doğal kaynaklar ve yerleşim yerleri tahrip edilmekte, ekonomi zarar görmektedir. Bireylerin ruh sağlığı bozulmaktadır. Bahse konu olumsuz etkileri zamanla, emekle ve mali kaynakla yeniden eski durumuna döndürülebilmek mümkün olsa bile savaş yüzünden yitirilen canları hiçbir şey geri getiremiyor.
Avrupa kıtasında devam eden ve ilerleyen günlerde dördüncü yılını dolduracak olan Ukrayna-Rusya Savaşı’nda da maddi ve manevi kayıplar söz konusu. Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodimir Zelenski Fransız televizyon kanalına verdiği röportajda ilk defa cephedeki kayıplara ilişkin bilgi paylaştı. Ukrayna’da resmî olarak cephe hattında hayatını kaybeden asker sayısının 55.000 olduğunu söyledi. Hem Ukrayna hem de Rusya tarafından kayıplara ilişkin farklı sayılar gelmektedir. Değişik kaynaklara göre sayılar tartışmalı olsa da değişmeyen tek olgu, her iki tarafta da tarifi zor bir yasın varlığıdır.
Başta can kaybını durdurmak ve diğer kayıpların önüne geçmek için barış müzakereleri farklı ülkelerde yapılıyor. Geçtiğimiz günlerde müzakerelerin sonuncusu Birleşik Arap Emirlikleri’nin (BAE) başkenti Abu Dabi’de gerçekleşti. Üçlü istişare formatındaki görüşmeye Rusya, Ukrayna ve ABD’den heyetler katıldı. Müzakerelerin bitiminde yapıcı ve verimli geçtiğine dair açıklamalar gelse de bu görüşmenin tek somut kazanımı yapılan karşılıklı esir takasıydı.
Müzakere masasında kilitlenen durumun bir benzeri de savaş meydanında var. Tarafların kontrol ettikleri toprak parçalarında 2024’ten bu yana büyük bir değişim yok. Yıpratma savaşı hâlini alan mücadelede iki ülke birbirine üstünlük sağlayamıyor. Birbirlerine yaşamı zorlaştırma üzerine strateji geliştiriyorlar. Rusya’nın Ukrayna’nın enerji sistemlerini bombalaması ya da Ukrayna’nın zaman zaman Rus limanlarına saldırısı bunlara örnek gösterilebilir.
Bu arada gözden kaçırılmaması gereken bir noktaya değinmekte yarar var. Ekonomi her zaman dış politikanın önemli unsurlarından biri olmuştur. Siyasi ve ekonomik faktörlerin dengeli bir şekilde yönetilmesi devlet yönetiminin asli amaçlarındandır. Uluslararası ilişkilerde denklemler ekonomiyle anlam kazanmaktadır.
Hatırlanacak olursa 2022 yılında savaşın ilk başladığı zamanlarda ABD’nin ve Batı ülkelerinin yaptırımlarına rağmen Rus ekonomisi iyi performans göstermişti. Stratejik ve Uluslararası Çalışmalar Merkezi (CSIS), Rusya’nın savaş ekonomisinden elde ettiği avantajları yitirmeye başladığını iddia ediyor. Yapılan araştırmada Rus ekonomisi için olumsuz sinyallerin geldiği vurgulandı. Tüketici talebinde zayıflama, enflasyonda yükseliş, imalat sektöründe ve petrol gelirlerinde düşüş bunlardan bazılarıdır. Tüm bunların sonucu olarak ekonomi 2025’te %0,6 büyüdü, 2026’da ise %0,8 büyüyeceği tahmin edilmektedir. Oysa 2023’te %4,1 ve 2024’te %4,3 büyüme oranlarına erişilmişti.
Savaş, Ukrayna ekonomisini de zorlamaktadır. Savaş başladığından beri ABD ve AB yardımlarıyla varlık gösteren ülke için dış yardımlar paha biçilmez önemdedir. Dışarıdan destek alamazsa Kiev yönetimi için savaşı sürdürebilmek güçleşecektir. Müttefik ülkelerde değişen iktidarlar ve koşullar yardımların sürdürülebilirliği üzerinde riskler meydana getiriyor.
Her iki devlet dört yıldır kendi çabalarıyla ve müttefiklerinden elde ettiği desteklerle savaşı belli aşamaya kadar sürdürdü. Rusya’nın ekonomik performansı düştükçe Ukrayna’ya gelen yardımlar azaldıkça her iki tarafın da müzakere masasında daha realist politika izleyebileceği öngörülebilir. Ülkeler vatandaşlarının ekonomik gereksinimlerini göz ardı edemez. Bunun yanı sıra, refah kayıpları da iki taraf için de barış sağlanmasına temel hazırlayabilir. Kilitlenen müzakereler ekonominin zorlayıcı etkisiyle açılabilir. Tüm bu gelişmeler devletlerin savaşmak için ekonomik güce sahip olması gerektiğini bir kez daha gözler önüne sermektedir.

