Meclis’te hukuk dışı olarak bir komisyon kuran TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, “Komisyonun varoluş sebebi, örgütün feshini ilan etmesidir. Bu sürecin tamamlandığının görülmesi, bunun tespiti ve tescili şarttır ki geri kalan adımlar atılabilsin. Komisyon çalışmalarında hiçbir şekilde özerklik, bağımsızlık, ayrı bir bölge, Kürtçenin resmi dil olması gibi en ufak bir talep gündeme gelmedi. Aslolan terörün arkasındaki bütün unsurların ortadan kaldırılması, terörü oluşturan o bataklığın kurutulmasıdır. Bu iş hayırlı bir iştir. Bu işin bir an evvel tamamlanması, bunun için de örgütün süratle silah bırakma ve kendisini feshetme sürecini hızlandırması lazım" dedi.
***
Kurtulmuş, bu ifadelerle, örgütün sembolik olarak 30 silah yakmakla silah bırakmış olmadığını mı söylemeye çalışıyor pek net değil ama Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Suriye’deki durum hakkında konuşurken, “YPG’nin Şam’la uzlaşma içinde olması, yeni Suriye’nin ortak kurulması gerekli. Suriye’de Kürt Ulusal Koalisyonu vardı, Suriye’de sadece YPG yok. Suriye’de birçok Kürt partisi var ve bunlar Türkiye’nin dostu. Türkiye ile işbirliği yapmak istiyorlar. Gelip daha geçen gün de bizim arkadaşlarımıza konuştular. ‘Biz yüzümüzü Ankara’ya dönüyoruz. Ankara gelsin bize yardımcı olsun’ diyorlar. Bu önemli bir husus, Ankara’dan bekledikleri konu, Ankara’nın altını çizdiği parametreler...” dedi.
***
Komisyonla ilgili görüşlerini DEM Parti heyetine anlatan terör örgütü başı Abdullah Öcalan ise “demokratik toplum, barış ve entegrasyon”un, bu sürecin üç kilit kavramı olduğunu, bu temelde sonuca ulaşabileceğini söyledi. Öcalan, bunun için bütün boyutlarda adımların ivedilikle atıldığı “yeni bir aşama”nın gereğini vurguladı...
Milli Savunma Bakanlığı da “Suriye'nin istikrarı, Türkiye'nin güvenliğiyle doğrudan bağlantılıdır” dediğine göre, Türkiye’deki çözüm süreciyle, Suriye’deki çözüm sürecini birlikte ele almak gerekir...
***
Fidan’ın sözlerinden Türkiye’nin şimdiki Suriye politikasının, “PKK’yı da diğer gruplarla birlikte, YPG veya SDG adıyla, Suriye’nin yönetimine ortak etmek” olduğu sonucu çıkıyor...
Abdullah Öcalan ise “Demokratik toplum, barış ve entegrasyon temelinde yeni bir aşamaya geçilmeli” derken, PKK’yı Türkiye yönetimine ortak etmekten söz etmiş oluyor...
Böylece Suriye ve Türkiye’deki çözüm süreçlerinin ilk hedefleri netleşmiş oluyor!
***
CHP’li komisyon üyeleri ve Barolar Birliği Başkanı Erdinç Sağkan, komisyon konuşmalarında hukuk devletinden, demokrasiden, Anayasa’dan bahsediyor. Gerçi ilk toplantıda, komisyonun görevleri arasında bunlar da üçüncü hedef olarak tespit edildi ama MHP’li Feti Yıldız, baro başkanı konuşurken yayınladığı mesajda, komisyona davet edilerek dinlenen bazı kurumların süreci tam olarak kavrayamadığını, sürecin temel amacının PKK'nın tüm uzantılarıyla birlikte, ön koşulsuz ve kalıcı biçimde silah bırakmasının sağlanması olduğunu ifade etti.
Numan Kurtulmuş da “Süreci zehirlemek isteyenler klavye başında toplantıya nasıl müdahil oluruz diye gayret sarf ediyor.” diye şikâyette bulundu!
Oysa sürecin kendisi, Türkiye’yi zehirliyor!
Nitekim PKK da silah bırakmak için Öcalan’ın da bahsettiği o yeni aşamaya geçilmesini istiyor!
Bu durumda, PKK’nın silah bırakması söz konusu bile değil...
Öyleyse, bu komisyonda yapılan konuşmaların hiçbir değeri yok...
***
Bu arada Diyanet, Türkiye Cumhuriyeti'nin kurulmasını sağlayan 30 Ağustos zaferinin yıldönümünden bir gün önceki Cuma hutbesinde, Atatürk'ün adını yine anmadı!
Tabii Türkiye Cumhuriyeti'ne "Türk Milleti" dışında yeni ortaklar alabilmek için Atatürk'ün ve onun tespit ettiği kuruluş felsefesinin silinmesi gerekiyor!
Atatürk, ise her geçen gün, milletin gönlünde Elmadağ gibi, Ağrı Dağı gibi, Tanrı Dağları gibi büyüyor, büyüyor...
https://www.yenicaggazetesi.com.tr/ypgyi-suriyeye-pkkyi-turkiyeye-ortak-etmek-949260h.htm