Taha Akyol

Taha Akyol

Mail: tahaakyol@hurriyet.com.tr

Adalet Bakanlığı ve yargı bağımsızlığı

Önce helikopter kazasında hayatını kaybeden şehitlerimizi ve bütün şehitlerimizi rahmetle anıyorum. Şehitlerimizi rahmetle anmak ve makamlarını tebcil etmek manevi ve ahlaki bir vazifedir.

Adalet Bakanlığı’ndan gelen telefonda yapılan açıklamayı yazacağım. Önce ‘olay’ı anlatmak lazım.

İnsan Hakları Eylem Planı hakkında Cumhurbaşkanının konuşmasında, aynen şöyle bir ifade var:

“Gerekçelerin sağlam, tutarlı ve tartışmaları bitiren mahiyette olması için Hâkimler ve Savcılar Kurulu’nun denetim alanını genişletiyor, istinaf dairelerine de bu sebepten dolayı bozma yetkisi veriyoruz.”

Bu cümleden çıkan anlam, mahkeme kararlarındaki “gerekçelerin sağlam, tutarlı ve tartışmaları bitiren mahiyette olması için” HSK’ya yetki verilmesi değil midir?

Ben de böyle anlamıştım ve HSK’ya böyle bir yetki verilmesinin çok vahim olduğunu, mahkeme kararlarının gerekçesini HSK gibi bir kurulun inceleyemeyeceğini, böyle bir yetkinin ancak Yargıtay’da olabileceğini yazmıştım. (3 Mart)

İKİ AYRI METİN

İnsan Hakları Eylem Planı’nın hazırlanmasında önemli rolü olan üst düzey görevli ismini yazmamı istemedi, “bilginiz için” dedi ama ben isim zikretmeden yazacağımı söyledim.

Hukuken çok önemli bir konu, kamuoyunu bilgilendirmek lazım.

Sayın yetkili “yazınızda maddi hata var” diyerek, mahkeme kararlarındaki gerekçeleri inceleme yetkisini HSK’ya vermeyeceklerini, Yargıtay’ın bu konuda yapacağı incelemenin sonuçlarını HSK’ya “bildireceğini” söyledi.

Eylem Planı’nın metninde de şöyle deniliyor:

“Gerekçesizlik nedenlerine dayalı istinaf ve temyiz (Yargıtay) süreçlerindeki tespitlerin terfi ve disiplin incelemelerinde dikkate alınmak üzere HSK’ya bildirilmesi sağlanacaktır…” (sf. 32)

Yani gerekçeleri inceleme yetkisi istinaf ve Yargıtay’ındır, bu konudaki verileri Yargıtay HSK’ya “bildirecek”, HSK da bu verileri terfi ve disiplin işlemlerinde dikkate alacak.

Tamam, doğrusu budur…

Halbuki Cumhurbaşkanının okuduğu metinde, mahkeme kararlarındaki gerekçelerin “sağlam, tutarlı ve tartışmaları bitiren mahiyette olması için Hâkimler ve Savcılar Kurulu’nun denetim alanını genişletiyoruz” deniliyordu; yetkinin Yargıtay’da olduğu belirtilmeksiniz…

İki metin arasında en azından ifade farkı olduğu açıktır.

Belli ki Cumhurbaşkanı’nın okuduğu metni yazanlar, hukukçu değildiler, Plan’ı özetlerken bu hukuki inceliği atlamışlardı.

YİNE HSK SORUNU

Hayati derecede önemli olan şudur: HSK, mahkeme kararları üzerinde denetim yapamaz.

Bun iktidar da ifade edebilir…

Fakat HSK, yargıç atamalarıyla mahkeme kararlarını ağır surette etkiliyor!

Bir hakimin, iktidarı kızdıracak bir karar verebilmesi, HSK tarafından başka bir il ya da ilçeye sürgün edilmeyi göze almasıyla mümkündür!

Bunun ağır bir sorun olduğu Plan’da da kabul edilmiştir. Düzeltilmesi niyetiyle “Hakimlere coğrafi teminat” vaad ediliyor… “Sık sık hakim değişikliğini önlemek” gerektiği söyleniyor… Kıdemli hakimlerin bulundukları yüksek dereceden alınıp, “ilk dedece mahkemelerine atanmayacakları” belirtiliyor. (Sf. 31)

Halbuki bunlar için öyle görkemli “Strateji Planı” ve “Eylem Planı” törenlerine ihtiyaç yok.

HSK, yargı bağımsızlığını esastan ihlal eden bu tür müdahaleci atamaları yapmaz, kendi iç tüzüğüne de bu ilkeleri yazar ve sorun hemen halledilmiş olur!

Ama Adalet Bakanı’nın başkanlığındaki HSK, yargı bağımsızlığını esastan ihlal eden bu tür atamaları yapmaya devam ediyor! 

İster istemez zihinlerdeki yakıcı soru da devam ediyor: İktidar yargıyı bağımsızlaştırmayı gerçekten istiyor mu?

HUKUKUN ÜSTÜNLÜĞÜ

Adalet Bakanlığında kıdemli ve lisans üstü eğitime sahip değerli hukukçular var. 

Adalet Akademisi’nde de öyle. 

Siyasetin dili ve saiki ise farklı.

Bu farkı, “sivil anayasa” tanımlarında da görmek mümkün. Beştepe’de “sivil anayasa” söylemi siyaset vurgulu… Plan’da ise “temel felsefesi bireyin özgürlüğü” olan bir “sivil anayasa” tanımı var.

Netice: Hukuk siyasetten üstündür, aksi halde hukuk devletinden bahsedilemez. 

Hukuk devletinde birinci ilke “kuvvetler ayrılığı”dır; bu zaafa uğrarsa ne yargı bağımsızlığı kalır ne de fikir ve ifade hürriyetinin güvencesi…

karar.com

Facebook Yorum

Yorum Yazın