Murat AĞIREL

Murat AĞIREL

Mail: murat.agirel@hotmail.com

"Bir avuç tuzdan ne olacak" demeyin artık

Şirazlı Sadi, Gülistan'da anlatır…

Hüsrev-i Nuşirevan ava gitmiş, kebap yapıyorlar. Faka tuz yok. Kullar köye gidip oradan tuz getirecekler.

Hüsrev: "Tuzun bedelini doğru dürüst ödeyin" der. Maiyeti, "O kadar tuzdan ne olacak" deyince, hükümdar, "Melik köylünün bağından bir elma koparıp yese, kullar arkadan gelip bütün ağacı devirir" diye karşılık verir.

Yolsuzluğun, yağmacılığın yukarıdan aşağıya nasıl silsile şeklinde yayıldığını anlatan çok güzel bir örnektir.

Aslında bahsedilen bir zihniyet…

Tüm yöneticilerde olması gereken zihniyet…

Neden anlattım peki bunu?

Örneklerle aktarayım.

Hem de ilk defa duyacağınız örneklerle…

Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, Kocaeli İl Milli Eğitim Müdürlüğü ile bir protokol yapıyor. Çocukların okula giderken rahat gitmesi, ihtiyaç sahibi öğrencilerin ihtiyaçlarının karşılanması, okula gidemeyen çocukların tespiti gibi bir içerik bekliyorsanız yanılıyorsunuz.

Protokolün konusu "Küdüs'e mektup yarışması." Yarışma sonunda verilecek ödül, protokol metninde yok. 5393 sayılı Belediye Kanunun "Diğer Kuruluşlarla İlişkiler" başlıklı 35'inci maddesine göre belediyenin bu hakkı var.

Meclis'ten onay da alıyor. Yarışma yapılıyor. Dereceye giren 15 öğrenci protokolde belirtilmemesine rağmen karar veriliyor ve Küdüs'e geziye götürülüyor. Yetmiyor. Öğretmenlerin neyi eksik deniyor, 13 öğretmen de ekleniyor. Eee öğretmen gider de Eğitim Şube Müdürü gitmez mi bir kişi de o ekleniyor. Battı balık yan gider deniyor ve 18 belediye personeli de kafileye ekleniyor. Toplamda 47 kişi Kudüs'e geziye gidiyor.

Kimin parası ile?

O paralar ne için toplanıyor?

Başka bir örnek daha…

Yine Kocaeli ama bu kez Başiskele Belediyesinden…

Devlet diyor ki; "Eğer bir hizmet alacaksan 4734 sayılı ihale kanununu var. Alacağın hizmeti ihaleye çık ve rakabet koşullarını eşit oluştur. İhale yolu ile hizmet al."

Gelin görün ki dinleyen yok.

Belediyeler ihale yapmak yerine türlü usulsüzlüklerle ihale yapmaktan kaçıyor. Başiskele Belediyesi de ihale yapmak yerine doğrudan alım yapıyor. Doğrudan alınan yöntemlerinde de tavan fiyat var. Belediye şayet, bu rakam alınacak hizmetin altında kalıyorsa hemen ikiye, üçe, dörde bölüyor. Ya da öyle gösteriyor.

Anlatayım…

Mesela, yapılan billboard, pano, raket ve köprü baskı asma veya sökme işi ihale yapmak yerine 4 ayrı ödeme emri ile toplam 203 bin TL ödenerek tek bir firmaya yaptırıyor.

Bayanlara özel sürekli yüzme kursu hizmeti alınacak iki ayrı ödeme emri ile 300 bin TL tek firmaya ödeniyor.

İhale yaparak, en iyi işi en uyguna alıp, kamunun, yani bizlerin parasının korunması gerekirken, doğrudan alım yaparak kamu zarara uğratılıyor. Ödenen toplam rakam 2 milyon TL'nin üzerinde…

Sadece bu belediyelerde olduğunu sanıyorsanız yanılıyorsunuz.

Bir örnek daha vereyim…

Konya Meram Belediyesi…

Belediye acele bir karar ile "Bacıbey" isminde bir festival düzenliyor. Festival önce küçük çaplı planlanıyor sonra uluslararası bir hüviyete dönüşüyor. Belediye plansız, programsız bir karar verdiği için tüm alımları doğrudan temin yöntemi ile alıyor. Toplamda ise 26 adet otağı ve çadır alıyor. 682 bin TL para ödüyor. Bunu da ayrı ayrı ödüyor.

Bakın…

Kamunun parasını kullanan kişiler ne şarta olursa olsun "acele", "ivedi", "öngörülemeyen", "plansız" gibi bahanelere sığınamaz, sığınmamalı. Kanun gayet açık… 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu'nun "Temel İlkeler" başlıklı 5'inci maddesinde şu yazıyor;

"İdareleri, bu kanuna göre yapılacak ihalelerde; saydamlığı, rekabeti, eşit muameleyi, güvenirliği, gizliliği, kamuoyu denetimini, ihtiyaçların uygun şartlarla ve zamanında karşılanmasını ve kaynakların verimli kullanmasını sağlamakla sorumludur. Eşik değerlerin altında kalmak amacıyla mal veya hizmet alımları ile yapım işleri kısımlara bölünemez."

Bütün belediyeler ve kurumlar buna uymak zorunda. Bir avuç tuzun parasının ödenmediğinde nelere sebep olacağını yazımın başında bir örnekle anlattım. Yöneticiler, kullandıkları paranın şahsi paraları olmadığını, bu cefakar halkın alınteri olduğunu bilmeli ve bu bilinçle hareket etmeli.

Sincan'daki Müyesser Ablama…

Yan koğuşumdaki Barış Pehlivan'a…

Yan koridordaki Hülya Kılınç'a sevgilerimle...

Yeniçağ

Facebook Yorum

Yorum Yazın