Ankara
DOLAR16.7832
EURO17.4971
ALTIN976.05
Ahmet Taşgetiren

Ahmet Taşgetiren

Mail: ahmettasgetiren@karar.com

Bir başka süreç analizi

Samuel Huntington’un “Medeniyetler Çatışması” kitabındaki bir tespitti “Kimliği parçalanmış ülke” sözü Türkiye için…

Belki de yaşadığımız sancıların kökünde bu tanımlamaya yansıyan “Türkiye gerçekliği”nin izleri vardır.

Türkiye, 20’inci yüzyılın başında köklü bir sistem değişikliği yaşadı. O değişikliğin özü ise, “Din alanı”nın sınırlanması idi. Din bütünüyle tasfiye edilmiyor ama sistem bünyesindeki etkileri sınırlandırılıyordu. 

Bu sınırlama toplum hayatını etkileyecek boyutlara ulaştığında olay, Muhafazakâr – Dindar toplum kesimleri tarafından “yok edici bir tehdit” gibi algılandı ve savunma dinamikleri devreye girdi.

Tek parti döneminde çocuklarına samanlıkta Kur’an öğretme çabası, devlete rağmen bir eylemdi ve savunma dinamiklerinin bir parçası idi.

Devlet o dönemde, inanç özgürlüğünü savunan Terakkiperver Cumhuriyet Fırkasını, daha sonra Serbest Fırka’yı cezalandırarak bu toplum savunmasını ezmeyi tercih etti.

Çok partili hayata geçildiğinde, hemen bütün zamanlarda CHP’ye verilen ders de bu öz savunma refleksinin eseri idi.

CHP’nin içinden çıkan partiler, yöneticiler öyle değerlendirmese bile toplumun o derin dinamiğinde kimlik mücadelesinin bir parçası oldular. Hep söylerim, Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası, Serbest Fırka, Demokrat Parti, Adalet Partisi “Din eksenli” partiler değildi ama onların CHP muhalefeti geniş bir toplum kesiminin “Din eksenli özgürlük talebi”ne tekabül ediyordu.

Şu söylenebilir: Dindar toplum kesimi, “Devlet’te dine sıcak yaklaşan herhangi bir yüz bulma”yı istedi, bulduğunda memnun oldu, onu korumaya çalıştı. Asker içinde diyelim Cuma namazına giden bir paşa, yargıda diyelim dini bir eser okuduğu için mahkeme huzuruna çıkarılan kişiyi beraat ettiren hakim, eğitimde çocukların manevi eğitimini önemseyen bir öğretmen, siyasette CHP’nin katı laiklik tavrını sorgulayan bir lider… takdir edildi. Hatırlayalım Ecevit’in “İnançlara saygılı laiklik” çıkışı pek çok muhafazakâr yazar için referans oldu. 

Siyasette “İslam eksenli” müstakil yapılar oluşmasının temelinde de bu dinamik vardır. Bu dönemde dindar – muhafazakâr toplum kesimleri bütünüyle bu partilere akmamış, geniş bir kesim diğer kitle partilerinin bünyesinde var olmayı tercih etmiştir.

Tüm bu süreç, devleti sahiplenen kadroların (Batıcı, Laik, Kemalist çizgi) toplumdaki talebi tehdit gibi algıladığı ve bir şekilde yok etmek için uğraştığı süreçtir.

YAZININ DEVAMI 

Facebook Yorum

Yorum Yazın

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar