İstanbul
DOLAR8.6087
EURO10.1513
ALTIN487.02
Taha Akyol

Taha Akyol

Mail: tahaakyol@hurriyet.com.tr

Devletin Kıbrıs gezisinde Oğuzhan Asiltürk

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın KKTC’ye yaptığı gezi bir devlet gezisiydi, bir parti faaliyeti değildi. Açıklanan “müjde”nin niteliği, bu geziyi daha de etkinleştirmek için Maraş’ın konusunda yapılan açıklamanın doğurduğu ters tepkiler itibariyle zamanlamasının yanlış olması, Türkiye’deki kutuplaşmanın maalesef Kıbrıs Türklerine de sirayet etmesi gibi konular tartışılmalıdır.

Ben gezinin siyasi niteliği ve Oğuzhan Asiltürk’ün geziye davet edilmesinin yansıttığı siyasi ‘model’ üzerinde durmak istiyorum.

SEÇİM GEZİSİ GİBİ

Belli ki, gezi Türkiye-KKTC ilişkilerini daha güçlendirmek ve 14 Temmuz Barış Harekatının yıldönümünü kutlamak gibi doğru bir niyetle düzenlenmişti ama maalesef çok göze batacak dozda bir Cumhur İttifakı propagandası sergilendi.

Maalesef hiçbir muhalefet partisi bu devlet gezisine davet edilmedi.

KKTC Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, İyi Parti lideri Meral Akşener’i davet etmiş, Akşener adına Genel Başkan Vekili Cihan Paçacı ile Grup Başkanı Prof. Dr. İsmail Tatlıoğlu tarifeli uçakla KKTC’de Ercan havaalanına inmişlerdi…

Paçacı ve Tatlıoğlu’nu Tatar adına bir görevli karşıladı. Ama prokokol Cumhur İttifakı’na göre düzenlendiği için İYİ Partililer en arka sıraya atılmıştı. Onlar da bunu protesto ederek, merhum Denktaş’ın kabrini ziyaret edip Ankara’ya döndüler. Haklıydılar.

Asiltürk’ün davet edilmesinin ve ‘resim’de yer almasının sebebi, 1974 Barış Harekatını yapan Ecevit-Erbakan koalisyonunun bakanlarından biri olmasıymış…

Bu makul bir gerekçe değil.

Davet edilen ve protokolde, ekranlarda görülen bütün siyasiler Cumhur İttifakı’nın mensupları ya da destekçileriydi. Asiltürk’ün de iktidara yakınlığı ve bu yönde Saadet Partisi içinde yapmak istediği girişimler biliniyor.

Saadet Partisi lideri Temel Karamollaoğlu da Erdoğan tarafından “birlik beraberlik” için davet edilmişti. Fakat davetin siyasi amacını bildiği için davete katılmadı, Cumhur İttifakı resminde yer almadı.

TARİHİN DERSLERİ

Şunu belirtmek gerekir. Milli Şef İsmet Paşa, 1946’dan itibaren yurt içi gezilerinde Demokrat Parti’nin temsilcilerini yanına almış, Çankaya’daki törenlere de muhalefet liderleri Bayar’ı Menderes’i, Köprülü’yü davet etmişti.

1947’de ünlü “12 Temmuz Beyannamesi” ile İnönü iktidarı ve muhalefeti seçim şartları konusunda uzlaştırmış, 1950’deki hür seçimlerin yolu bu uzlaşmayla açılmıştır.

DP kurucularından tarihçi Fuat Köprülü o sırada “İnönü kendisini partiler üstü bir mevkie çıkarmış ve bu haliyle milli bir şahsiyet haline gelmiştir” diye makale yazmıştır. (Vatan, 15 Temmuz 1947)

İsyansız, ihtilalsiz, kansız bir tarzda demokrasiye geçişimiz, bu uzlaşma sayesinde olmuştu. Demokrasinin etkin ve sağlıklı işlemesi için de iktidar muhalefet ilişkilerinin sağlıklı olması lazımdır.

Bu güzel gelenek 1950’lerin ortalarına kadar devam etti, sonra asırlık hastalığımız “kutuplaşma”, yani siyasi kabileleşme 27 Mayıs felaketiyle sonuçlandı.

DEVLET VE PARTİ İÇ İÇE

CB hükümet sistemine kadar Cumhurbaşkanları siyasi görüşleri olsa da parti kavgası yapmadılar. Parlamenter sistemin gereği buydu.

Başkanlık sistemlerinde, Başkan’lar partilidir; iste ABD…

Ama hem devlet başkanı hem parti başkanı modeli sadece bizdedir.

CB sistemi Devlet’le Parti’yi iç içe soktu... Alman CATS enstitüsünün Nisan 2021 raporunda, yargının ve kamu kurumlarının hali uzun uzun anlatılarak şöyle deniliyor:

Kamu bürokrasisinin politize olması o boyutlardadır ki, kamu görevlisi olmak ile parti üyesi olmak arasındaki sınırlar neredeyse belirsizleşmiştir.” (CATS, Center for Applied Turkey Studies)

AB raporlarında ve derecelendirme kuruluşlarının raporlarında da yargı ve Merkez Bankası dahil, kamu kurumlarının önemli ölçüde politize edildiği, kalite kaybettiği anlatılıyor.

Bunun neticesi ne oldu?

Reformlar döneminde 12 bir dolara çıkan kişi başına gelirimiz, iktidarın son 6-7 yılında bu politikaları yüzünden 8 bin dolara düştü!

Hiç olmazsa KKTC gezisinde öyle bir görüntü verilmemeliydi.

Parti devleti” iyi bir model değildi… Devlet ve parti arasındaki kurumsal ve hukuki sınırlar aşılamaz hale getirilmelidir. Yani modern demokratik devlet; kuvvetler ayrılığı, denetim ve denge, bağımsız yargı, özelliğe sahip kamu kurumlarının araçsal özerkliği…

karar.com

Facebook Yorum

Yorum Yazın

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar