Ankara
DOLAR18.5836
EURO18.4845
ALTIN1028.2
Mustafa Dolu

Mustafa Dolu

Mail: mustafadolu@haberturkgazetesi.com

Ekim Devrimi ve Kurtuluş Savaşı

Rusya lideri Putin'in Çarlık Rusya hayali ile sağa sola saldırması sonrasında neredeyse üçüncü Cihan Savaşı başlamak üzere. Hatta bazı kaynaklara göre bu savaş başladı bile. Savaş illaki, cephede olmak değildir. İllaki ülkemiz bu savaşın içinde olmadığı ve her fırsatta, “Ne Rusya’dan ne de Ukrayna’dan vaz geçemeyiz” denilmesine rağmen, ülkemiz savaşta olan iki devlet gibi etkilenmiş durumda.

Turizm alanında, en büyük müşterilerimizden iki devlet birbiriyle savaşa girince ülkemizin bu yönde elde edeceği gelir maalesef sıfırlanmış gibi gözüküyor. Öte yandan tarım ürünleri ithalat ve ihracat durumları aksamış ve ülkemiz bu konuda da bir çıkmaza girmiştir.

Rusya ile ilişkilerimiz

Bilindiği gibi Osmanlı İmparatorluğu döneminde, Rusya ile ilişkilerimiz hiç iyi olmamıştır. Osmanlı Rusya ile defalarca savaşa girmiş olup her iki tarafta büyük kayıplar vermiştir. Bunun en acıyla taraflarından birisi 93 savaşı denilen savaşta ülkemiz büyük kayıplar verdiği gibi , Birinci Cihan Savaşında hiç gereği yokken, Almanların teşviki ile müttefiklerin yanında yer alan ülkemiz tarihin en büyük kayıplarını vermiş ve ülkemizin işgal edildiği yetmiyormuş gibi Sarıkamış’ta on binlerle ifade edilen askerimiz toprağa düşmüş, can vermiş kan akıtmıştır. O dönemdeki padişah ve Enver Paşa’nın hayalleri yüzünden on binlerle ifade edilen ve 70-90 olarak söylenen şehitlerimiz verilmemiş olsaydı Ne Çanakkale'de ne de sonrasındaki Kurtuluş Savaşında yine on binlerle ifade edilen şehit vermemiş olurduk.

Ekim Devrimi ve Kurtuluş Savaşı

Çarlık Döneminde Rusya’nın başında olan ikinci Nikola ülkeyi yönetemeyip halktan gelen baskılar sonrasında tahttan ayrılınca, o sırada Rusya da etkili olmaya başlayan Bolşeviklere sürgünde olan  İlyiç Vladimir Lenin’in Petesburg’a dönüp, liderlik konumuna getirilmesiyle , Nikola’nın ayrılmasından sonra kurulan geçici hükümeti devirmeye karar verdiler.

“Barış, toprak ve ekmek” vaad eden Bolşeviklere destek büyük oranda arttı ve 1917 ekim Devrimi gerçekleşti. Başa geçen Lenin, o sırada Osmanlı İmparatorluğu’nu parçalamış ve işgal etmiş olan Emperyalist devletlerin bu hareketini tasvip etmiyor du. Bir taraftan ülkesinde planlı kalkınma lara başlarken, 1919 yılında ülkeyi kurtarmak ve yeni bir devlet kurmak için Samsun'a çıkan Atatürk ile Sovyet Devrimi’nin lider kadrosunda olan Aralov ile irtibat kurdu. Kurtuluş Savaşına başlamış ama elde avuçta bir şeyi olmayan Mustafa Kemal’e yardım kararı aldı. Lenin ve yönetimi Gazi Mustafa Kemal’e Rusya kayıtlarına göre, 39 bin tüfek,327 makineli tüfek, 54 top, 63 milyon fişek, 147 bin top mermisi, 2 avcı botu, Doğu Cephesinde Rus ordusunun bıraktığı mühimmat, 200 kilo külçe altın, (Kimsesiz çocuklar için yetimhane kurulmak üzere)100 bin altın ruble, Baskı makineleri ve film çekim kameraları alımı için 20 bin lira. Bu baskı makinaları kullanılarak İstanbul’dan Anadolu’ya çıkanlar için pasaport ve vize kağıtları basıldı. Yine Ruslar Ankara’da fişek ve Barut fabrikası kurulması için gerekli teçhizat ve hammadde sağlamıştır.

Bu yardımlar, İnebolu’ya Hayrettin, Şükran, Midilli, selamet motorları ve değerleri ile taşındı, Oradan ise bilindiği gibi kağnılar ile cepheye fedakar kadınlarımız sayesinde taşındı ve Türkiye böyle kuruldu. Lenin’in 1924 yılında vefatından sonra yerine gelen Stalin ile de Atatürk yakın ilişkiler içinde oldu ve o günden bugüne yani Putin gelinceye kadar Rusya ile olumsuzluk yaşamadık.

Putin Çarlık Rusya hayali ve gördüğü ve kendini de İmparator olarak hayal ettiği için geldiğinden bu yana, hayalini gerçekleştirmek ve kendini de ispat etmek için sağa sola saldırmaya başladı. Önce Afganistan’a saldırdı, hatta şu andaki Ukrayna’yı işgal etmeye çalıştığı gibi orayı işgal etmeye çalıştı. Arkasından vazgeçti. Sonra Gürcistan'a saldırdı. İş işlerin de Abhazya, Çeçenistan, Dağıstan, İnguşetya, Osetya, Alanya, Kabardey, Balkar, karaçay gibi, “Biz varız” diyen özerk Cumhuriyetlere saldırırken, Ukrayna’daki iki özerk bölgenin varlığını kabul etti ve onların çağrısı üzerine Ukrayna’ya girdiğini açıkladı. İşgal döneminde Kırım’ı ilhak etti. Şimdilerde Odesa’ya da saldırarak Ukrayna'nın deniz ile ilgisini kesmeye çalışıyor.

Putin, Akdeniz’e inmek için Suriye’ye adeta çıkarma yapıp orada üs kurdu. O zaman ABD, bu duruma BOP gereği menfaatini düşünerek ses çıkarmaz, Suriye'nin kuzeyinde faaliyet gösteren PKK, YPG gibi terör örgütlerine yardım edip destek sağlarken, şimdi Ukrayna’yı savunur hale geldi. Suriye de bizim başımıza bela oldu. Putin büyük bir hainlikle orada askerlerimizi şehit etti ve uçaklarımıza uçuş yasağı koydu. Sonuç olarak Cumhurbaşkanının deyimi ile Nereden nereye gelindi. Atatürk zamanındaki Rusya Türkiye İlişkilerine ve günümüze bakınca bu durum daha net olarak anlaşılıyor.

Ukrayna’ya gelince

SSCB’ği dağıldıktan sonra özgürlüğüne kavuşan Ukrayna gelişip, batıyla kısa sürede ilişki kurup sosyal ve ekonomik yönden gelişmesi, Ukrayna halkının Rus halkından daha rahat ve huzur içinde yaşamaya başlayıp GSMH’dan daha çok pay alması başta Putin’in ve Rus halkının işine gelmedi. Ruslar neredeyse Ukrayna halkının yaşamını isteyip onları kıskanır hale gelince elbette Putin bu durumu hazmedemeyip kabadayılığını bu kez Ukrayna üzerinde yürütmeye başladı. Önce kırım’ı ilhak eden kabadayı Putin baktı ki kimse bir şey demiyor, bu kere sözde tanıdığı iki özerk cumhuriyeti korumak bahanesi ile Ukrayna’ya saldırmaya başladı ve saldırılarını sürdürüyor.

Putin’in megalo ideası gerçekleşir mi bilemem ama, akıttığı kanlar, kıydığı canlar, yetim kalan çocuklar ve dul kalan eşler, her iki taraftan evlatsız kalan anneler adına bir kez daha Putin’i elinden bir şey gelmeyen NATO ve AB gibi bende kınıyor ve bu kabadayılıktan bir an evvel vaz geçmesini ve dünyamızı huzura kavuşmasını talep ediyorum. Bu arada bağımsızlığını, özgürlüğünü ve devletini canları pahasına koruyan ve kendini imparator yerine koyan Putin’e karşı direnen Ukrayna halkını bizim Kurtuluş savaşındaki Kuvayi Milliye hareketine benzetmem nedeniyle de kutluyor ve onlara başarılar diliyorum.

Bu arada ülkemizin menfaati gereği talep ettiği arabuluculuk teklifinde ısrar etmesi ve bu konuda başarılı olmasını da temenni ediyorum. Böylece bu savaş mutlaka sonlandırılmalı ki, onlar ve biz rahata ve huzura erelim.

Her iki devletten alacağımız ki, bunu üzülerek söylüyorum. Tarım ülkesi ve buğday ambarı olan ülkemizin onlardan buğday ve ayçiçeği almasını tasvip etmemekle birlikte savaşın 9. Gününde marketlerde yağ kuyruğunun oluşmasını da hoş görmediğim için, arabuluculuğumuzda gösterdiğimiz çabanın başarılı olmasını diliyorum.

 

Facebook Yorum

Yorum Yazın

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar