Filiz Has

Filiz Has

Mail: filizhas@outlook.com

Evde Kalabiliyor musunuz?

Salgının başından beri artık memleketin yaşam mottosu haline gelen “evde kal” aslında herkes için o kadar basit mi?
Birçok insan için eve kapatılmak özgürlüklerin kısıtlanması olarak algılansa da aslında işin o kadar basit olmayan bir “evde kalacak kadar rahat mıyız” boyutu var.

Komplo teorisyenleri tarafından ise bu durum, toplumu bilinçli bir biçimde izole ve kontrol edebilmenin staj çalışması olarak değerlendiriliyor. En küçük çocuktan en yaşlı bireye kadar herkesin risk altında olduğu ikinci dalgada, insanların kafası fazlasıyla karışık. Virüsle ilk karşılaşmada hem olayın şaşkınlığı, hem de “bu salgın benim yaşadığım döneme denk gelmiş olamaz” isyanı, insanları aldığı talimatlara koşulsuz uymaya teşvik eden unsurlardı.

Araya giren; bir anlamda “yaz tatili” hem ilk salgına verilen önemi ve ciddiyeti, hem de insanların panik duygusunu
biraz hafifletti sanki…

Bu durumu dezenfektan ve kolonya satışlarından, eve kapanma duyurusu öncesi insanların marketlere çılgınca akın etmeyişinden de anlamak mümkün…
Maske, mesafe, hijyen üçlüsü hayatımızda uzunca bir dönem daha varlığını sağlamlaştırırken insanların toplantı, parti ve sosyalleşmeye olan tutkusunda bir azalma olmadı. İşe gitmek zorunda olan ve hala bu kriz döneminde bir işe sahip olduğu için şükreden insanlar bir yana, hiç işi olmayan ve bu süreçte işinden olan kitlelerin de sayısı azımsanmayacak kadar fazla…
Evden çalışmak birçok beyaz yakalı için salgının ilk günlerinde eğlenceli ve kulağa hoş gelse de gelir dağılımının esnek çalışmayla birlikte işveren tarafından avantaja dönüştürülmesi, çalışanlar için pek iç açıcı olmadı. Hal böyle olunca, evden çalışmak artık çok fazla kimsenin hayali de değil artık. Kısıtlamalar arttıkça ve eve kapanmaların süresi fazlalaştıkça, daha çok insanın bu durumdan şikâyetçi olacağına inanıyorum.
Her şey bir yana, karantina koşulları adım adım sıkılaşırken bir de hiç adı okunmayan ve toplumun farklı alanlarında yaşamlarını sürdürmeye çalışan insanlar var. Asıl onlar için evde kalmak gerçek bir lüks! Evsiz ve sokakta yaşayan insanlar, mevsim kışa dönerken ve zaten gidecek bir evleri yokken bu karantina süreçlerinde ne yapacaklar? Elbette sosyal idareler bu durumu çözmek adına spor salonları gibi geniş ve kapalı alanları bu vatandaşların kullanımına
açacaklardır. Ancak sorun şu ki, sosyal mesafe ve hijyenin bu kadar önemli olduğu bir karantinada, yan yana yaşamak, uyumak ve yemek yemek zorunda kalan insanlar, bu durumdan nasıl etkilenecekler?
Huzurevi ve bakımevlerinde zorunlu olarak kalan kimsesiz vatandaşlar, esirgeme kurumları ve hatta hapishanelerde kalan insanların da bu süreçte bir eve sahip olmayışı, evde kalmanın aslında gerçekten bir lüks olduğunun da altını çiziyor. Bir insanın yaşaması için uygun
olmayan ama yoksulluğun başka çare bırakmadığı evlerde hayatını sürdürmek zorunda olan birçok insan da bu işin ayrıca mağdur kesiminde kalanlardan…
Günlük yaşayan ve hayatta kalmayı günlük kazandığı paralara borçlu olan insanlar, sokağa çıkamadıklarında duran hayatlarını her gün yeniden nasıl başlatabilecekler? Devletin halkına böyle bir durumda sahip çıkması konusunda konuşan birçok insan var. Birçoğunu samimi bulsam da birçoğunun tribünlere oynayan siyasetçiler olduğuna inanıyorum.

Oy devşirmek için hiçbir fırsatı kaçırmayanlar, ister iktidarda ister muhalefette olsunlar her zaman sahnedeki yerlerini alıyorlar. Dünyadaki birçok ülke yönetimleri ki buna devrik başkan Trump da dahil; hatırı sayılır meblağlar da parayı halkına hibe olarak dağıttı. Hoş, bu maddi destek halkı memnun etti mi ve yeterli geldi mi o da bilinmez çünkü sandıktan çıkan sonuçlar bunu doğrulamıyor. Yardımları halen dağıtmaya devam eden ve miktarını salgının ikinci dalgasında arttıran Almanya gibi ülkeler de var. Bizdeki duruma bakılırsa, gidişatta böyle bir karşılıksız ve süresiz desteğin olması ütopik görünüyor. Üretimin olmadığı ve dışa bağımlı bir ekonomide zaten olması da pek akla yatmıyor.
Evde kalmak gerçekten bir lüks… Benim alt alta sıraladığım türlü türlü mağdur kesim ise tüm
bunlara rağmen ayakta durmaya çalışıyor. Yani açıkçası, filler tepiniyor ve olan her zaman
çimenlere oluyor…

 

Facebook Yorum

Yorum Yazın