Taha Akyol

Taha Akyol

Mail: tahaakyol@hurriyet.com.tr

Fatih tablosu için 6.5 milyon verilir mi?

Fatih Sultan Mehmet Han’ın ressam Bellini’ye yaptırdığı orijinal tablo için 6.5 milyon lira verilir mi? Bu kriz ortamında parayı fakir fukaraya dağıtmak daha iyi olmaz mıydı?

Bu iddiayı ileri sürenler, İBB’nin yardım toplama kampanyası iktidar tarafından yasaklandığında susmuşlardı. 

Yardım kampanyasının yasaklanması, aşevlerinin bile kapattırılması insani hassasiyetle bağdaşmayan siyasi bir davranıştı… Fatih tablosunun alınmasına karşı çıkmak da ancak siyasi bir davranış olabilir.

Ben, Fatih tablosunu satın alıp Fatih’in fethettiği İstanbul’da dünyaya sergileyecek olan İmamoğlu’nu kutluyorum.

Bundan sonra bütün dünyada sanat tarihçileri, Fatih tablosunun Fatih’in şehri İstanbul’da olduğunu yazacaklar. 

EN BÜYÜK HAKAN

Fatih Sultan Mehmet, tarihimizdeki en büyük hakandı.

Sadece İstanbul’u fethettiği için değil… 

Sadece o fethi başaracak kudreti, rasyonel organizasyonu ve teknolojiyi yaratan bir deha olduğu için de değil…

Tarihimizde merkezi devlet yapılanmasını ve kurumlaşmayı başaran bir devlet adamı ve aynı zamanda felsefe ve sanat açısından en geniş ufuklu hükümdarımız olduğu için de Fatih en büyük hakanımızdı.

RÖNESANS VE FATİH

Sanat tarihçisi Günsel Renda “Osmanlı Uygarlığı” adlı büyük kolektif eserde, Fatih’in Topkapı sarayındaki kitaplığında “coğrafya, tıp, tarih ve felsefe alanlarında çeşitli dillerde yazılmış çok sayıda bilimsel kitap” bulunduğunu yazıyor. Bunlar içinde Homeros’un tarihi de vardır.

Renda, Fatih’in “Rönesans İtalya’sındaki gelişmeleri izlediğini”, sanatçılar, mühendisler, döküm ustaları, kitap ve haritalar getirttiğini anlatır. Döküm ve madalya ustası Matteo, İstanbul’a giderken Papa’nın emriyle “Türk casusu” diye Girit’te tutuklanmıştı.

Yine de birçok sanatçı İstanbul’a geldi. Bunlardan biri ünlü tabloyu yapan ressam Gentile Bellini’dir. Bir süre İstanbul’da kalan Bellini Fatih’in portresinden başka İstanbul resimleri de yaptı. 

Bellini ve diğer ressamların yaptığı Türk kıyafetleri tabloları Rönesans burjuvazisinde Türk kıyafetleri modasına yol açacaktı.

Fatih, kendi resmini taşıyan metal madalyalar da döktürdü. 

Portreler ve madalyalar sayesinde Fatih’i gerçek imajıyla tasavvur edebiliyoruz.

FELSEFEYE İLGİSİ

Halil İnalcık Hocamız, “Rönesans Avrupası” adlı eserinde, Fatih’in “Rönesans hümanizmine ilgisini” ve bunun “sadece siyasi düşüncelerle olmadığını” da anlatır. Muazzam bir merakı olan Fatih öğrenmek istiyordu.

Burada ‘hümanizm’den kast edilen, Rönesans’ta skolastiğe karşı gelişen “insan merkezli” sanat ve düşünce akımıdır. Dini ve sosyal sınıfı ne olursa olsun, insanın doğuştan haklara sahip olduğunu savunan “doğal hukuk felsefesi” buradan çıkacaktır.

İnalcık, Fatih’in İslam tarihindeki felsefi tartışmalara ilgisini de belirtir.

Hz. Peygamber’in müjdelediği “güzel kumandan” Fatih Sultan Mehmet, İslam tarihindeki felsefe tartışmalarını araştırır. Gazali’nin felsefeyi eleştirdiği, İbn Rüşd’ün felsefeyi savunduğu ünlü “Tehafüt” tartışmasını canlandıran ve ulemadan bu konuda eserler yazmalarını isteyen tek İslam hükümdarı Fatih’tir.

Mubahat Türker Küyel Hocacımızın bu konudaki “Üç Tehafüt Bakımından Felsefe ve Din Münasebeti” adlı kitabı, sahasında bir şah-eserdir. Osmanlı uleması ne Gazali’nin ne de İbn Rüşd’ün seviyesine çıkamamıştı, bırakın onları aşmayı.

‘CİHAN DEVLETİ’

Tarih gösteriyor ki, Osmanlı devletinin yükselme döneminde bile Avrupa’da bazı şehir devletleri ve belirli üniversiteler felsefe, bilim, teknik ve sanatta çok ileriydi.

II. Bayezid zamanında Haliç üzerine bir Galata köprüsü yapmak için eskiz çizen, Müslüman bir mimar değil, Leonardo da Vinci idi.

Michelangelo da aynı köprü için bir model hazırlamıştı.

Osmanlı’nın organizasyon, kurumlar, hukuk ve askeri sahadaki üstünlüğü ile ‘cihan devleti’ olduğu 16. yüzyılda bile, Avrupa “nüfus, üretim hacmi, sermaye stoku, teknoloji ve enerji kapasitesi bakamından Avrupa, Osmanlı’nın 3-4 katı büyüklükleri kontrol ediyordu.” (Bkz. Mehmet Genç, Osmanlı İmparatorluğunda Devlet ve Ekonomi, s. 35.) 

Onun için Fatih’i sadece fetihleriyle değil, entelektüel ufuklarıyla, bilime, felsefeye, sanata, dünyaya ilgisiyle iyi tanımalıyız.

Günümüze bakarken de hamasetle avunmak yerine bilim, teknoloji, eğitim, sanat, hukuk alanlarında ne durumda olduğumuza dikkat etmeliyiz. 

tahaakyol@karar.com

Facebook Yorum

Yorum Yazın