Ferman Karaçam

Ferman Karaçam

Mail: fermankaracam@turkhabergazetesi.com

Fıtratın ve Kişiliğin Katili: LGBT

Kapitalist sömürü sisteminin dayandığı ana temellerden biri

 

müzik, diğeri futbol, öteki ise reklam ve sözüm ona sanat sektörüdür.

Genel olarak bu üç ana sütun üzerinde yükseltilen vahşi kapitalizmin sömürü sistemi, vahşiliğini ve acımasızlığını saklamak, kapkara yüzünü gizlemek için, çelik sütunlarının diş yüzüne kadife görüntüsü verir.

 

Bu görüntüyü de müzik, futbol, medya, sinema, reklam ve sanat gibi genç insanın dikkatini çeken rengârenk kadife kumaşlarla süsler.

Bugün Afrika’yı kasıp kavuran açlık, susuzluğun, Ortadoğu’yu içten içe eriten düşmanlıkların temelinde bu kadife görüntünün aldatıcı ve dünyevileştirici etkisi yatmaktadır.

Genç milyonları hatta, milyarları arkasından sürükleyen müzisyen, şarkıcı, futbolcu ve “sanatçı” adı verilmiş “militan aktörler” birer iyilik meleği görüntüsü ile bu vahşi sektörün gönüllü hizmetkârlığını yapmaktadırlar.

İşin en ironik olan tarafı da, bu sektörlerin içinde en ünlü olan kişilerin birçoğunun kapitalizm karşıtlığından söz etmeleridir.

Sömürüye güya karşıdırlar..!

Alın terini, emeği ve emekçiyi savunurlar.

Birkaç mülteci çadırını ziyaret edip üç, beş bez parçası kadın giysisi ve çocuk oyuncağı hediye etmeleri günlerce büyük olay olarak konuşulur ve bu davranışlar göklere yükseltilir.

Çark böyle döner; kapitale karşı olan “militan aktör” kapitalizmin yaşaması için, sömürü sütunlarının yükselmesi ve sütunların aslı olan pis kara yüzünün perdelenmesi için, kadife olma görevini gönüllüce yerine getirir.

Ve milyonlar bir müzisyenin, bir futbolcunun, sanatçı adlı bir militan aktörün peşinden koşar.

Şimdi kapitalizm yeni yeni aktörler peşinde.

O zalim kara ve vahşi yüzünü peçelemek için daha kalıcı ve renkli kadife kumaşlar peşinde.

Bu aktörler kimliksiz, kişiliksiz, cinsiyetsiz ve yine müziğin, futbolun, sinemanın ve diğer sanat dallarının arasından katılıyor toplumsal hayatımıza.

Sömürü sürsün, para, kasalarına aksın, ezilenler başını kaldıramasın, kitleler kimlik ve kişilik peşine düşmesin diye yeni aktörler sürüyorlar büyük kentlerin, metropollerin merkezlerine.

O zavallı masum “eşitlik” sözcüğü, adım adım cinsel eşitliğe, “özgürlük” de, cinsel özgürlüğe dönüştürülüyor.

Bu alanlar için adalet isteyen yürüyüşler yapılıyor.

Tek tek siyasi kişilerin desteğinin ardından şimdilerde kurumsal olarak, partiler de, bu hareketlere destek verir oldular.

Türkiye’de HDP ve CHP açık açık bu sinsi, yıkıcı, kimliksiz ve kişiliksiz toplumsal karakter katliamına omuz veriyorlar.

Ayrıca Türkiye’de; bu ahlaksız cereyanlar, bazı sanatçılar veya sanat-spor destekçisi mason derneklerince, Milli Eğitimin kimi ilk ve orta dereceli okul, şube ve ilçelerine sinsice sokuluyor.

Son olarak, bu ülkenin geleceği olan, yaklaşık iki buçuk milyon gencin YKS sınavında, ahlaksızlığı ile ün yapmış, LGBT yürüyüşlerine katılmış, bu konuda açık ifşaatlarda bulunmuş, bir şahsın şarkısından bazı mısraların anlamı soruldu.

Evvelki gün, Cumhurbaşkanımızın da isyan ettiği, tüm insanlığın değer yargılarını hedef alan bu çürümüş ve tarihin çöplüğüne atılmış aşağılık zihniyetin böylesine bir soru zeminine çıkartılmış olması, son derece esef verici ve anlamlıdır.

Bu kahrolası, sömürgen, kara rejimin sürüp gitmesi için beyni, iradesi ve kimliği iğdiş edilerek ortaya atılmış, sözde ünlü bu şahısların rengini, dilini, sözünü gençliğimizin şuur altına süren toplumsal yıkımın içimizdeki mühendisleri tespit edilmelidir.

Okullarımız, gençliğimiz ve geleceğimiz içimize sokulan; eşitlik, özgürlük, adalet, sanat, müzik ve spor gibi “masum” yüzlü, kadife görünüşlü, çok büyük bir düşmanın adım adım işgali ile yüz yüzedir.

İlkokul çocuklarımızın ellerinde bu sinsi karakter ve şahsiyet katili düşmanın sembolleri, flamaları ve renkleri dolaşıyor, Sayın Milli Eğitim Bakanımız bu durumu görmüyorlar mı?

Çağımızın kapital sahipleri kendilerini, servetlerini korumak ve sürdürmek için son derece planlı bir şekilde insanlığın karakterinin, ruhunun, aklının, fıtratının, irade ve şahsiyetinin düşmanı olan yeni bir zehiri, çocuklarımızın şuur altına damar damar zerk ediyorlar.

Bu zehire karşı uyanık olalım, demiyorum.

Harekete geçelim, diyorum.

Hükümetimiz gereğini yapsın, diyorum.

CÜMLEDEN CÜMLEYE....

Hüseyin’in Doğumunu Beyan Eder

çarşılarda bir karasu akıyor

gazze’yi yedi kapısından dolduruyor o zehirli sıvı

Hüseyin o gün doğuyor

annesi son nefesini verdiğinde

......

Suavi Kemal Yazgıç/ Şairlerin Gazze’si

Facebook Yorum

Yorum Yazın