Ankara
DOLAR9.246
EURO10.8169
ALTIN530.81
Ferman Karaçam

Ferman Karaçam

Mail: fermankaracam@turkhabergazetesi.com

Hangi İttifak Çatırdıyor?

Abdullah Gül’e yakınlığı ile tanınan ve bir dönem FETÖ’nün önemli gazetelerinden biri olan ZAMAN gazetesinde yazan bir gazeteci geçenlerde bir internet sitesinde MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ve İP Genel Başkanı Meral Akşener’in meclis gruplarında yaptıkları konuşmalardan, ayrıca Kılıçdaroğlu’nun da medyadaki muhtelif sözlerinden yola çıkarak bazı değerlendirmeler yaptı.

MHP, İP ve CHP genel başkanlarının konuşmalarından alıntılara dayandırılan bu masum (!) ve 2023 seçimlerine Millet İttifakının güya tek aday etrafında kenetleneceğinin inceden inceye yapı taşlarını döşeyen bu yorumlara bakıldığında

Joe Biden’in Erdoğan’ı, muhalefeti destekleyerek nasıl altedeceğinin emarelerini de görebiliriz.

Anlaşılan o ki dışarısı, özellikle ABD, Millet İttifakının seçimlere tek aday ile gitmesinin gerekli olduğunun şimdilik işaretini veriyor, fakat ileride bunun bir baskı şeklini alacağını ve İttifakı buna mecbur hatta mahkûm edeceğini hissettiriyor.

Zira bu Yazar’ın Amerika’dan, Amerika’nın Türkiye’ye yönelik politikalarından bağımsız yazdığını düşünmek biraz safdillik olur.

Öte yandan bu kurnaz gazeteci MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin, seçim barajının yüzde 7’ye indirilmesini benimsediklerini MHP’in Cumhur İttifakından ayrılabileceğine kanıt olarak gösteriyor yani, bu uyanık arkadaşımız seçimlere gidilirken iktidarın bölüneceğini, muhalefetin de tek aday etrafında kenetlenerek seçimleri kazanacağını ima ediyor.

Lakin şimdiden zihinlere sinsice işlenen bu tür erken yönlendirme ve uyarıların kendi içinde ciddi çelişkileri barındırdığını görmemek hepimizin aklı ile alay etmek anlamını taşıyor.

Bir defa Sayın Bahçeli’nin seçim barajı ile ilgili konuşması Cumhur İttifakı ve MHP’den ziyade, Millet İttifakını ve Akşener’in İP’ini ilgilendiriyor.

Bu konuyu belki ileride daha geniş bir şekilde ele alacağımızı söyleyerek, şimdilik geçelim.

Gelelim yazarın derinden derine niyet okumalarını gösteren cümlelerine:

“ Cumhur İttifakı, zamanında yapılacak veya tarihi erkene alınacak bir seçimde, rakiplerinin kimi aday göstereceğini merak ediyor.

Ama nasıl bir merak. Aylardır bu alanda çeşitli spekülasyonlar yapılıyor. İstedikleri aday CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu. O olmayacaksa CHP’li bilinen biri. Tabii üzerinde parti rozeti bulunan biri aday olacaksa öteki ittifak partilerinin de, 2018 seçiminde olduğu gibi, kendi genel başkanlarıyla seçime girmesi. Meral Akşener’in de “Ben adayım” diye öne çıkması…

İktidar cephesinin beklentileri bu yolda. “

Bu niyet okumalarının arkasına, hayalini kurduğu, ittifakın bölünme arzusunu ekleyerek devam ediyor:

“ Cumhur İttifakı ortaklık halindeki iki partiye de şimdilerde yaramıyor; AK Parti’nin oylarında ciddi düşüş yaşandığı gibi, milliyetçi oylar da İYİ Parti’ye kayıyor.

AK Parti’de bu duruma bakıp MHP ile ortaklığa son verilmesini seslendirenler çıktı.

MHP daha sessiz, fakat onun da bu durumdan mutlu olmadığını düşünmek için çok sebep var.”

Peki, Cumhur İttifakında bölünmek için çok sebep var da, Millet İttifakının parçalanmasında daha az mı sebep var?

Sahi hangi ittifak çatırdıyor dersin?

Yoksa CHP’nin, ABD derin devletine yeminle bağlı eski Genel Sekreteri Kasım Gülek’in kızı Tayyibe Gülek Hanım, köşkünde yeni bir birlik beraberlik toplantısı mı yaptı da bizim haberimiz olmadı?

Malum, önceki toplantıda hanımefendi, Graham Füller’den aldığı emri tebliğ edince, 15 CHP’li milletvekili, CHP’den istifa edip İP’e katılarak Meral Hanımın partisine grup kurdurmuştu.

Ancak, son zamanlarda bu ve benzeri FETÖ kaynaklı ne kadar büyük gayretlerle muhalefetin dağınıklığını kamufle etmeye çalışsanız da mızrak çuvala sağmıyor.

Bir yanda İP içinden yükselen çatlak sesler, bir yandan CHP’nin vekillerinden Oğuz Kaan Salıcı, Aytuğ Atıcı, Fikret Şahin gibi isimlerin İttifakın yürüyemediğine dair çıkışları ittifakın ne kadar kırılgan olduğunu gösteriyor.

Daha da önemlisi HDP’li Garo Paylan’ın ittifaka yönelik sert sözlerinin ardından Selahattin Demirtaş’ın T24’tte iki gün önce yayımlanan mektubunda; “ Seçim gününü beklemeye gerek yok, peşinen söyleyelim, HDP’yi ciddiye almayanlar kaybeder...gerekirse kamuoyu huzurunda ilkesel protokol imzalanmalıdır..kimse bizi payanda olarak göremez ...” şeklindeki çıkışı Millet İttifakını zor günlerin beklediğini gösteriyor.

Öte yandan Kılıçdaroğlu ve Akşener’in sözlerini senet kabul ederek yola çıkan bu gazetecinin yanıldığı daha çok şey var, mesela HDP ile kapı ardında yapılan İttifakı her gün yalan söyleyerek inkar eden bu liderlerin iktidara geldiklerinde Cumhurbaşkanlığını bırakacakları yalanına da inanıyor.

Halbuki, sen unutmuş gibi görünsen de, bu millet FETÖ ekibinin Deniz Baykal’a yaptığı kaset suikastının ardından Kılıçdaroğlu’nun defalarca CHP’nın Genel Başkanlığına aday olmayacağı yalanını hiçbir zaman unutmadı ve unutamaz.

Haber 7 

Facebook Yorum

Yorum Yazın

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar