Ankara
DOLAR18.6319
EURO19.3309
ALTIN1049.2
Taha Akyol

Taha Akyol

Mail: tahaakyol@hurriyet.com.tr

Mısır’la niye kavga ettik?

Mısır’la yedi yıl süreyle büyük kavgalar ettikten sonra iki yıldır barışmaya çalışmak, iktidarın dış politikasını anlamada tam bir ‘örnek olay’dır. Kabaca 2011’den itibaren devlet siyasetinin teamüllerden ve kurumsallıktan uzaklaşarak şahsileşmesi dış politikada yalnızlaşmaya yol açtı; bugün dış politikada Putin’den başka “dostum” kim?..

Ekonomide ise uluslararası piyasalardan tefeci faiziyle dolar borçlanan, 2023 bütçesinde faize 556 milyar lira ayıran bir ülkeyiz.

Erdoğan şimdi bu tabloyu kısmen düzeltmek istiyor. Kısmen diyorum, Araplarla ilişkilerimizi düzeltmeye çalışırken Batı ile ilişkilerimizdeki demokrasi ve hukuk sorunlarında bir “reform” işareti bulunmadığı gibi ekonomide de kurumsal politikalardan “epistemolojik kopuş” devam ediyor.

İHVAN SİYASETİ

2011 yılı, dönüm noktasıdır. Başbakan Erdoğan “2023 Hedefleri”ni düşünmesine imkan veren dinamizmde bir ekonominin başındaydı. 2001’de reforme edilmiş, AB süreciyle de ivme kazanan bir dinamizm… Erdoğan bunu kendi şahsi başarısı gibi gördü. Tek başına seçim kazanması da özgüvenini zirveye çıkardı.

Aynı yıl patlak veren Arap Baharını da “gönül coğrafyamızın” ayağa kalkması gibi gördü. Haziran 2012’de hür seçimlerle İhvan’ın iktidara gelmesi bu ümidi güçlendirdi. “Esed” de devrilecek “Emeviye camiinde kardeşlerimizle birlikte namaz” kılacaktık. (9 Eylül 2012)

Başbakan Erdoğan, Kahire Üniversitesinde gençlere hitap ediyordu: “Tarihi tekrar mecrasına kavuşturacağız… Başımızı öne eğmeyecek, tam tersine başımızı Mukattam Tepeleri’ne çevirecek orada Selahaddin Eyyubi’yi, orada bu coğrafyanın, bu ülkenin, bu şehrin şanlı tarihini, kadim medeniyetini görecek ve gururla iftiharla geleceğe ilerleyeceğiz.” (17 Aralık 2012)

Temmuz 2013’te İhvan iktidarı askeri darbeyle devrildi. Erdoğan’ın darbeyi protesto etmesi haklıydı fakat bununla yetinmedi yedi yıl kavga etti. Sisi hakkındaki sözlerini biliyorsunuzdur.

YALNIZLAŞAN TÜRKİYE

Bu politikanın ne gibi sonuçlar doğurduğunu Sabah gazetesi yazarı ve SETA Genel Koordinatörü Prof. Burhanettin Duran şöyle anlatır:

“Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın güçlü liderliği ve proaktif dış politikası Körfez başkentlerini kaygılandırmıştır. Bu kaygı Körfez elitleri nezdinde Türkiye’nin de sınırlandırılması gereken bir ülke olarak konumlandırılmasına sebep olmuştur.” (Dış Politika Yıllığı 2020, s.13)

Evet, İhvan’ı kendileri için tehlike sayan bütün Arap ülkeleri Türkiye’ye cephe aldı…

Osmanlı düşmanı acıklamalar yaptılar. Her Arap Birliği toplantısında Türkiye’yi suçladılar, Suriye ve Irak’taki güvenlik güçlerini çekmemizi istediler. Burc’el Halife kulesine Rum bayrağını çektiler. Yunanistan’la askeri ve deniz üssü anlaşmaları imzaladılar.

15 Ocak 2019’da Mısır, Yunanistan, Rum Yönetimi, İsrail, İtalya, Ürdün ve Filistin Doğu Akdeniz Gaz Forumu’nu kurdular.

Yunan hava deniz kuvvetlerinin adalardaki tatbikatına Körfez uçakları katıldı!..

Türkiye’nin yalnızlaşmasının fotoğrafıdır bu.

‘SİL BAŞTAN’

Erdoğan gibi özgüveni zirvede ve hataları için “devede kulak” diyen bir karizmatik lider, kolay kolay geri adım atıp Suudi Prens’le kucaklaşmaz, Sisi ile tokalaşmazdı, tenezzül sayardı.

Fakat hem dış politikada hem ekonomide Türkiye’nin kurumsal ana çizgisinden “epistemolojik kopuş”un 6-7 yılda yol açtığı dış kaynak sıkıntısı ve Doğu Akdeniz’deki yalnızlık o kadar sıkıntılıdır ki, şimdi düzeltmeye çalışıyor. İsrail dahil…

Bu politikalar yalnız Arap rejimlerinin tepkisini çekmedi… Suriye’deki yalnızlığımızda da etkisi oldu. Türkiye’nin ‘Batılı ülke’ imajının solması Batı’yla sorunlarımızda elimizi zayıflattı, Batı’daki Türkiye dostları buharlaştı…

Araplarla ve İsrail’le ilişkileri düzeltmeye çalışması elbette iyi ama hasarın telafisi o kadar kolay değil.

Erdoğan Batı ile de böyle “sil baştan” yapar mı?.. Bu demektir ki, yargı bağımsızlığını, Merkez Bankası bağımsızlığını, AİHM düzeyinde fikir ve ifade hürriyetini kabul eder mi? Etmeyeceği belli.

Özetle, bu iktidarın, reform ve AB yönelişli ilk on yıldaki başarılı politikaları; buna karşılık, son on yıldaki ideolojik ve şahsi politikalarının yol açtığı ağır sorunlar bir laboratuvar değerindedir!

https://www.karar.com/yazarlar/taha-akyol/misirla-niye-kavga-ettik-1594772

 

Facebook Yorum

Yorum Yazın

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar