İstanbul
DOLAR8.5512
EURO10.0853
ALTIN495.39
Taha Akyol

Taha Akyol

Mail: tahaakyol@hurriyet.com.tr

Taliban ve Türkiye

Taliban’ın şeriat anlayışını, bunun bu çağda nasıl büyük bir destek bularak Afganistan’ın yüzde 85’ine hakim olduğunu iyi araştırmak, iyi anlamak lazım. Bu, Türkiye-Afganistan ilişkilerini doğru değerlendirmek için siyaseten gerekli olduğu gibi İslami hassasiyeti olan insanlar için de bir tefekkür ve idrak konusudur.

Taliban’ın, Amerikan askeri gücüne rağmen böylesine güçlenmesinin bir sebebi siyasi düşüncelerle Pakistan’ın, Selefilik gayretiyle de Suudi Arabistan’ın desteğidir.

Ama asıl sorun Selefi medrese kültürünün militanlaşmış bir ürünü olan Taliban’ın toplumsal desteğe sahip olmasıdır.

TALİBAN BİLDİRİSİ

Türkiye’nin Kâbil’deki Karzai havaalanının müdafaasına talip olması üzerine Taliban’ın 13 Temmuz’da yayınladığı 8 maddelik bildiri önemlidir.

Bildiride Taliban yönetimi kendini “Afgan İslam Emirliği” olarak adlandırıyor. Liderlerine “emir’ül müminin” diyorlar.

İslam tarihindeki gelişmelerden, bırakın modern devleti, imparatorluk tecrübelerinden bile habersiz ve bu çağda “devlet” kurumunu Dört Halife devrindeki yapılarla yönetmeye kalkan bir hareket!

Bildiri’de Türkiye Kâbil havaalanını savunmasını üstlenirse, Mehmetçiğe karşı “cihat” yapacaklarını açıklıyorlar!

Gerekçe olarak “Hicri 1422 tarihinde” (miladi 2001) “1500 kadar seçkin ulamanın verdiği fetva”yı gösteriyorlar.

ERDOĞAN NE DİYOR?

Cumhurbaşkanı Erdoğan ise diyor ki:

Taliban bu görüşmeleri Türkiye ile daha rahat yapması lazım, çünkü Türkiye’nin inancıyla alakalı ters bir yanı yok.”

Bu görüşe katılmak mümkün değil.

Taliban 7 Mücahit örgütünü kan ve şiddetle ortadan kaldırırken, Mücahitlerin “inancıyla alakalı ters bir yan” mı vardı?!

Sıffin’de savaşanların inançlarında “ters bir yan” mı vardı?!

Ayrıca Türkiye demokratik, laik, sosyal hukuk devleti değil mi?

Orada NATO şemsiyesi altında bulunmayacak mı?

Soruna inanç açısından bakarak Taliban’la “ters bir yan” olmadığını sanmak yanlıştır.

TALİBAN ZİHNİYETİ

Taliban’ın “emîr’ül müminin” kavramının yanında devlet işlerinde “Hicri takvim” kullanması çok önemli iki zihniyet göstergesidir.

Elbette dini günler ve belirli ibadetlerin zamanı ayın hareketlerine dayanan Hicri takvime göredir, başka tülü olamaz.

Devlet idaresinde ise Hicri takvim kullanmak bütçe ve maliye konularda büyük sorunlar yaratmış, bu yüzden Osmanlı güneş odaklı Rumi takvime geçmiştir. Osmanlı’da “Batılı mühendislerin tespit ettiği” ölçü ve tartı birimlerinin ve güneş merkezli Rumi takvimin neden kabul edildiği konusunda Cevdet Paşa’yı okumalarını herkese tavsiye ederim. (Tezakir, Temimme, s. 104-119)

DEVLET KAVRAMI

Devlet başkanı için Taliban’ın “emîr’ül müminin” terimini, devlet işlerinde de Hicri takvimi kullanması önemli zihniyet göstergeleridir: Merhum Fazlur Rahman’ın deyişiyle, tarihsel olanı dinî olanla karıştırıyorlar, din zannediyorlar.

Dört Halife devrinde siyasi ahlak ve siyasi hesap verirlik bakımından bugünkü dindarların unuttuğu yüksek ahlaki örnekler vardır. Fakat ahlaki düzeyde kalmış, Muaviye’den itibaren istibdat yaygınlaşmış, bu yüzden fıkıhta kamu hukuku gelişmemiştir.

Modern devlet ise kurallar ve kurumlar devletidir. Yetkilerin kaynağı anayasalardır. Devlet başkanı, meclis ve yargı organları yetkilerini anayasanın belirli maddelerinden alırlar ve anayasayla sınırlıdırlar.

Tarihe bağlanıp kalınca modern devlet kurumunu özümsemek zor oluyor.

MÜHENDİS, EKONOMİST…

Taliban sözcüsü Zabihullah Mücahit’in Türkiye’den “asker değil, mühendis, ekonomist, tüccar ve insani yardım” istemesi de önemli bir zihniyet göstergesidir: İşgal dönemi bir yana, yirmi yıllık “cihat” adlı iç savaşlar ülkeyi ve eğitimi nasıl tahrip etmiş!...

Ve, Taliban zihniyetiyle mühendis, ekonomist, tüccar, mimar, hukukçu vb. yetişir mi?

İslam toplumlarında tarihin asırlar öncesinde oluşmuş ve itikatla iç içe geçmiş siyasi kültür sorunları son derece önemlidir. “Ulul emre itaat” kavramının tarih içindeki itaatkârlık yorumu zamanımızda şeyhe, imama, siyasi lidere körü körüne bağlılık yaratıyor. Hür düşünceni gelişmesini engelliyor.

Eski AK Partili Bakan Nihat Ergün’ün ülkemizdeki siyasal İslamcı hareketlerde ‘lidere biat’ gibi olaylara iliskin gözlemlerini “Adım Adlı Siyaset” adlı kitabında okuyabilirsiniz.

Çıkış yolu hür düşünce, bilim zihniyeti ve hukukun üstünlüğüdür.

karar.com

Facebook Yorum

Yorum Yazın

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar